MAKALE
Giriş Tarihi : 29-01-2021 00:02   Güncelleme : 01-02-2021 21:01

Elif Örs yazdı: Anne olarak duanız nedir?

“Aman, seni verene kurban olayım evladım! Ne olur insanların kalbini kırma, kul hakkına girme! Kul hakkı ödenmez. Karşındaki rakibin de olsa bir ananın evladıdır” demez mi?

Elif Örs yazdı: Anne olarak duanız nedir?

Aliyaİzzetbegoviç ailesinden aldığı İslam terbiyesinin kişiliğinin oluşmasında önemli bir etken olduğunu söyler. Özellikle annesi Hiba Hanım’ın muttaki kişiliğinin kendisini çok etkilediğini, 15-16 yaşlarında bir ara dinden soğuduğu zaman tekrardan İslam’a dönmekte ailesinden almış aldığı terbiyenin ve annesinin etkisinden bahseder. Bir insanın kimliğinin oluşmasında hiç şüphesiz en etkili faktör aile ve aile içinde de annedir. Temiz bir sayfa olarak dünyaya gelen insan ilk annesinin üzerinde bıraktığı etkileri bir ömür boyu taşır.

Yine bir şair dünyadaki yerinin annesinin duasından öğrendiğini söyler. Şair İsmet Özel: “Annem benim için dua eder, cümle ümmet-i Muhammed’in çocukları diye de eklerdi. Ben yerimi annemden öğrendim.” Hangimizin büyüğü böyle dua etmemiştir bizim için. Hangimizin kulağında bu dua yoktur. Sormaya, sorgulamaya devam edelim. Hangi diplomalı bir eğitimci, öğretmen, yılların kitaplarını hatmetmiş bir insana bu kadar kısa bir söz içinde bu kadar veciz bir şekilde insanın kimliğini inşa edebilir?

Bir annenin de fiili duası yetiştirdiği evlatlarıdır. Bir anne bir çocuk yetiştirirken kendi arkasından salih amel işleyecek ya da kötü amel işleyecek bir dua bırakır. Anneler dualarıyla yavrularını en güvenilir olana emanet ettiği gibi çocuklarını da Allah’ın emrettiği şekilde yetiştirerek topluma, millete, ümmete, insanlığa yararlı emin insanlar olarak yetiştirir. Bir anne bir çocuğunun nasıl karnını doyurmasıyla tüm maddi ihtiyaçlarını karşılıyorsa; sözleriyle, nasihatleriyle, çocuğunun midesini helal ile doyurduğu gibi evladının aklını/kalbini; doğrulukla/iyilikle/güzellikle/adaletle/faydalı olanla besler. Bir insanın annesine muhtaçlığı ne kadar büyürse büyüsün bitmez. Bebeklikten sonra çocukluk, gençlik, erişkinlik derken hayatının her devresinde farklı farklı olsa da annesine muhtaçtır. Kimi zaman duasına kimi zaman nasihatine kimi zaman uyarısına.

Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Temel Başkan’ın tanıtma standındayken gelip Temel Başkan’ın eşi hakkında ileri geri konuşan amcayla muhatap olduğum zaman aklıma ilk gelen hangi adayı ya da partiyi desteklediği değildi. Annesinin hiçbir zaman oğlunu, “Aman evladım, kimsenin hakkında iftira atma, kimsenin kul hakkına girme!” diye uyarıp uyarmadığı oldu. Annesine, bacısına, eşine söylendiğinde rahatsız olacağı şeyleri tanımadığı biri hakkında bu kadar pervasız konuşabiliyorsa burada kör bir particilikten ötesi vardır: Annesinden-babasından bu konuda uyarılmamış olması, İslami terbiye almamış olması. Yoksa bir insan kendi ahiretini yakacak, kısa günde kâr sağlayacak bir meseleye bu kadar körü körüne sarılıp başkalarına saldıramazdı.

Yine insan düşünmeden edemiyor. Milleti gerip, insanlara iftira atan, kavga çıkaran siyasilerin anneleri çocuklarının yaptıklarını takip etmez mi? “Ben seni böyle biri ol diye mi yetiştirdim” diye kulağına fısıldamaz mı? Evlatları ellerini öpmeye geldiğinde bir kaç kelam da olsun uyarmaz mı, nasihat etmez mi? Bir Cuma hayırlamasında, “Aman, seni verene kurban olayım evladım! Ne olur insanların kalbini kırma, kul hakkına girme! Kul hakkı ödenmez. Karşındaki rakibin de olsa bir ananın evladıdır” demez mi?

Diğer bir konu ise siyasilerin anneleri ülkeyi ilgilendiren, milletin geleceğine etki edecek herkesin gözü önünde olan konularda anneler çocuklarıyla konuşmaz mı? Örneğin Amerikan’ın 2003’teki Irak’ı işgal kapsamında Meclis’e getirilen tezkerenin Meclis’te görüşülmesi sırasında milletvekili, bakan anneleri, “Böyle bir zulme ortak olursan sana sütüm helal değil!” demiş midir? “Bir makama geldin. Bunu insanların faydasına kullan, senin aldığın kararlarla, senin imza attıklarınla bir tek Allah’ın kulu mazlum ve mağdur olmasın?” demiş midir? Yoksa, “Bizim çocuk bakan oldu, milletvekili oldu, önemli yerlere geldi” demekle mi yetinmiştir? İçinizden bazıları bir anne bu kadar şeyi nasıl takip etsin diyebilir. Bir medeniyet kurucusu anne gündemi bu kadar detaylı takip etmese de, edemese de dünya kurulalı beri geçerli olan doğruları, faydalıları, iyilikleri, güzellikleri çocuklarına, evlatlarına vaaz edebilir.

Kısaca “bir anne ettiği tek duayla, tek nasihatle” tarihin akışını değiştirebilir. En başta salih/saliha evlatlar yetiştirerek, zalime karşı hakkı söyleyen, pısmayan gençler yetiştirerek, kul hakkına el uzatmak aklına bile gelemeyecek evlatlar yetiştirerek bunu yapabilir. Erbakan Hoca’mız ve diğer öncülerimiz de olduğu gibi. Esas yurtlarına göç ettikten sonra bile ümmete öncülük eden böyle mücahit iyi kulları yetiştiren annelerin yaşayan duaları olmuştur bu evlatlar.

Sahi, sizin bir anne olarak duanız nedir?

Milli Gazete