ANALİZ
Giriş Tarihi : 10-01-2021 09:50   Güncelleme : 10-01-2021 09:50

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çağrı: İsrail ile normalleşmeyin!

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çağrı: İsrail ile normalleşmeyin!

Şakir Tarım, Milli Gazete'de  ''İsrail'le Normalleşme Tuzağı'' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte o yazı:

Bismillâhirrahmânirrahîm;

ABD ve İsrail, tek taraflı olarak ortaya koydukları Yüzyılın Anlaşması birlikteliğinden sonra GolanTepeleri’ni işgal ettiler. İsrail, Harem-i İbrahim Camii’ne saldırdı. İran, HAMAS, İhvan-ı Müslimîn gibi, Siyonizm’e geçit vermeyeceklerini bildikleri güçlere karşı, baskı ve yıldırma çalışmalarına girişti. İsrail; Filistin ve Doğu Akdeniz’deki menfaatlerine ulaşmak için Körfez ülkeleri ile “normalleşme” tuzağını başlattı.

Gerçekte İsrail’le normalleşme Amerika’nın bir planıydı. Bu konuda, Körfez ülkelerine baskı uyguluyordu. BAE, Bahreyn, Mısır, Ürdün bu baskıya direnemedi. İsrail’le normalleşme işine girdiler. Böyle yaparlarsa, güya teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarılacaklardı. Anlaşmanın Amerika’da imzalanması, bu ülkenin rolünü açıkça ortaya koyuyordu. Sonra, Katar ve Suudi Arabistan da “normalleşme” tuzağına düştü.

Fas, Sudan gibi ülkeler de kancanın ağzında. Endonezya, Pakistan ve Lübnan tuzağı gördü. Filistinli Âlimler Heyeti, İslâm dünyasına, İsrail ablukasını birlikte kırma çağrısı yaptı. İsrail’le “normalleşme”nin Filistin davasını tasfiye etmeyi amaçladığını söylediler. İsrail’in siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel olarak kendisine alan açmaya çalıştığı uyarısı yaptılar.

İsrail, “normalleşme” deyip Arap ülkelerini kullanarak İran’ı durdurmaya çalışıyor. Siyonizm ve işbirlikçileri İslâm dünyasında girilmedik ev bırakmamanın yolunu arıyorlar. Medya ve eğitimi kullanarak hedeflerini genişletme düşüncesindeler. Amaçlarına ulaşabilmek için milyarları rüşvet olarak vermekten kaçınmıyorlar. İslâm dünyası tuzağı görmeli, aralarında güç birliği yapmak için daha fazla gecikmemeli.

TÜRKİYE DE HEDEFTE

ABD, Türkiye’nin Doğu Akdeniz, Libya, Azerbaycan, Yunanistan dış politikasından rahatsız oldu. Rusya’dan S-400 füzelerini almasını güvenliği için tehdit saydı. Hâlbuki bunlar Türkiye’nin haklarını koruması ve haklının yanında yer almasının bir gereği idi. ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden Türkiye’yi iyi tanıyor; Yahudi, Rum, Ermeni lobilerinin yanında olmasıyla biliniyordu. Türkiye de, ABD ile ilişkilerini “iyi tutma” yolları aradı. Dış politikasını yeniden gözden geçirdi.

Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politika Kurulu Üyesi Mesut Hakkı Caşın, “Türkiye’nin İsrail’le normalleşmesinden çok şey kazanacağını” söyleyip, ilk etapta ilişkilerin büyükelçilik seviyesine getirilmesini belirterek, “Türkiye’nin Mart ayı itibarıyla İsrail’e büyükelçi atamasının mümkün olabileceğini” (10.12.2020) anlattı. Millî Gazete bu gelişmeyi 11.12.2020 günkü sayısında “Suçüstü” manşetiyle okuyucusuna duyurdu.

O günlerde, İsrail merkezli Walla News isimli haber sitesi, “Bakû; Ankara Tel Aviv hattında arabuluculuğa soyundu” diye yazmıştı. O sıralar, Azerbaycan Dışişleri Bakanı CeyunBayramov ile işgalci İsrail’in Dışişleri Bakanı GabrielAskhenazi bir görüşme gerçekleştirdi. Biz, Azerbaycan’ın haklı davasında, nasıl sonuna kadar yanında yer almışsak; Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Türkiye’nin İsrail’le normalleşmesi için “arabuluculuk” yapmasına da o derece üzüldük.

Çünkü İsrail’le normalleşmek demek, Kudüs ve Filistin davasını yok saymak, İsrail’in 73 senedir bölgede yaptığı işgal, saldırı ve zulümlerini onaylamak demekti.

İNSANLIK İÇİN TEHDİT

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan 25 Aralık 2020’de, “İsrail’le münasebetimiz devam ediyor” diyerek şunları söyledi: “İsrail’le istihbarî noktada münasebetlerimiz kesilmiş değil. En tepe noktadaki kişilerle birtakım sıkıntılar yaşıyoruz. Gönlümüz, onlarla münasebetlerimizi iyi noktaya getirelim, arzu ederdi.”

Ertesi gün, Filistin’in HAMAS lideri İsmail Heniye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “İsrail’le normalleşmeyin! Bu Siyonizm’e yarar” çağrısı yapan bir mektup gönderdi: “Normalleşme insanlık için bir tehdittir. Siyonizm mikrobunun silinmesine çalışmalıyız. İşgale direnmeliyiz. ‘Normalleşme’yi ‘suç’ sayan yasalar çıkaralım.”

Dünyadaki bütün mazlumlar zulme, baskıya, işgale karşı ortak bir duruş ortaya koymak zorunda. Taviz, yeni tavizleri doğurur. Her tavizin geleceğimiz adına ayaklarımızı bağlayan bir tuzak olduğunu unutmayalım. Hele bu baskı ABD’den geliyorsa!

ABD karıştı. Bu İslâm dünyası için bir fırsat! Amerika baştan beri rüzgâr ekmişti; şimdi fırtına biçiyor. ABD, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmenin bedelini ödemeli. ABD’nin güçsüzlüğünü anlayın artık! Çünkü zalimler güçsüz ve korkak olur. Onu güçlü yapan İslâm dünyasının işbirlikçi yöneticileridir. ABD’yi kendi haline bırakın! Siz, birbirinizle işbirliği yapmanın yolunu arayın!

Ey İslâm dünyası! Dünyanın en büyük zenginlik kaynakları Allah’ın size bir lütfu! Yüzyıllar süren uyuşukluğu bırakıp da ne zaman kendinize geleceksiniz! Uyan, kalk ve seni kuşatan zincirleri kır! Emperyalizm, bırakın tilkiliğini yapsın! Siz aslan olmaya bakın! Size zillet yakışmaz. İki milyarlık muazzam gücü daha fazla atıl ve etkisiz bırakmaya izin vermeyin!