GÜNCEL
Giriş Tarihi : 02-01-2021 11:55   Güncelleme : 05-01-2021 21:08

Alparslan Kuytul STK'lara Kayyum Ataması Hakkında Açıklama Yaptı: Müslümanlar adaleti savunmak zorunda değil midir?

Özgürlük, meşru dairede çalışan herkesin hakkı değil midir? İslam, adalet değil midir? Müslümanlar adaleti savunmak zorunda değil midir?

Alparslan Kuytul STK'lara Kayyum Ataması Hakkında Açıklama Yaptı: Müslümanlar adaleti savunmak zorunda değil midir?

Alparslan Kuytl  STK'lara kayyum ataması hakkında açıklamada yaptı

Furkan Haber'de yer alan habere göre: Alparslan Kuytul , sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İçişleri Bakanlığının STKlara kayyum ataması hakkında önünü açan kanunla, Türkiye'nin hızla diktatörlüğe götürüldüğünü belirterek tüm muhalif seslerin bu yolla susturulmak istendiğini açıkladı.

Attığı tweet dizisinde Gazeteci Yusuf Kaplan'ın paylaşımına da göndermede bulunan Alparslan Kuytul;

"Ülkede baskının her gün giderek arttırıldığı bu dönemde, İslami çalışmaların engellenmesinin söz konusu olmayacağına inanan var mı?" sorusunu yöneltti.

İmzalanan bu kanunla kapatılma sırasının dernek ve vakıflarda olduğunu söyleyen Alparslan Kuytul, devam eden açıklamasında şunları kaydetti:

Herkese Hayırlı Geceler!

Yusuf Kaplan tweetinde, İçişleri Bakanı ile görüştüğünü ve onun STK’lara kayyum atanmasının önünü açan kanunun “STK’ların İslami çalışmalarını engellemesinin söz konusu olmayacağını” ifade ettiğini söylüyor. Tüm muhaliflerin FETÖ, PKK, DAİŞ veya ELKAİDE denilerek susturulduğu, ülkede baskının her gün arttırıldığı bir dönemde bu açıklamaya inanan ya da tatmin olan var mıdır bilmiyorum.

Terörle hiçbir alakası olmadığı Emniyetin raporları ile sabit olan Furkan Derneklerini bu kanun çıkmadan önce bile kapatan, 3 senedir Furkan Vakfına kayyum atayan ve kayyum marifetiyle tüm İslami faaliyetlerini engellemiş olanlar bu kanundan sonra daha neler yapacaklardır tahmin etmek zor değil.

Ayrıca yapılan açıklama bir an için doğru kabul edilse bile “nasılsa bizim çalışmalarımıza dokunulmayacak o halde başkalarına ne yapıldığının önemi yok” denilmesi doğru olur mu? Özgürlük, meşru dairede çalışan herkesin hakkı değil midir? İslam, adalet değil midir? Müslümanlar adaleti savunmak zorunda değil midir?

Türkiye hızla diktatörlüğe doğru götürülüyor. Önce beraber oldukları sonra da araları açılınca adına "FETÖ" dedikleri kimselere yaş kuru ayırmadan “bunlar vatan haini” diyerek gazetelerine, televizyonlarına vs. her şeylerine kayyum atadılar. Sonra HDP’li belediye başkanlarını görevden aldılar, sonra hapse attılar sonra da belediyelerine kayyum atadılar ve seçilmişlerin yerine kendi adamlarını getirdiler.

Şimdi de derneklere ve vakıflara sıra geldi. Bildiğiniz gibi KHK ile bütün Furkan derneklerini kapatmışlardı. Furkan Vakfına ise 3 yıldır kayyum atanmış vaziyette, mahkemesi hala sürüyor. Binlerce vakıf ve derneği KHK ile tümden kapattılar. Belli ki şimdi bunu daha da yaygınlaştırmak için bu kanun teklifini hazırladılar. Diktatörlüğü daha da sağlamlaştıracaklar. Sonunda “çıt” diyenlerin vakıf ve derneklerine, kayyum atayacaklar. Gitgide kayyumlar ülkesi oluyoruz. Bahaneleri hazır, devletin güvenliği diyorlar. Elbette kendi saltanatlarını değil de devletin güvenliğini düşündüklerini iddia edecekler. Minareyi çalacak olan, tabii kılıfını da hazırlıyor. 

Vakfımızın aldığı bir cezamı var? Yok. Furkan Vakfının kapatılacağına dair Mahkeme kararı mı var? Yok. O zaman hangi yetki ile kayyum atadılar? Nasıl ki tutuksuz yargılanma esastır, aynı şekilde mahkeme bitene kadar ve suçu ispat olunana kadar vakıfların ve derneklerin kapatılmaması ve kayyum atanmaması da esastır, esas olmalıdır. Bir insanın suçunu ispatlamadan hapse atmak, tutuklu yargılamak nasıl ki vicdansızlık ve zulümdür aynı şekilde mahkeme kararı olmadığı halde vakıflara veya derneklere kayyum atamak da vicdansızlık ve zulümdür.

Susan millete her zulüm müstahaktır ve zulüm karşısında susan toplumlar özgürlüğe layık değildir. Susuldukça bu diktatörlük taraftarları her gün bir adım daha ilerliyor. Planlı ilerlendiği açıkça görülüyor. Nasılsa millet susmaya alıştı, bunlar kolaylıkla yapılacaktır. Daha da beterleri bizi bekliyor, anlaşılan budur.
Demek ki “Türk tipi başkanlık” dedikleri diktatörlükmüş. Ben zaten bunu 4-5 sene evvel söylemiştim. “Türk tipi başkanlık padişahlıktır, Türkiye diktatörlüğe gidiyor, bunun gerisi gelecek” demiştim ve işte şimdi onu yaşıyoruz, padişahlığa doğru gidiyoruz. Herkes susuyor, sadece görmek isteyen görüyor. Yoksa bunu gören tek ben değilim, birçok insan bunu anlamıştır ama konuşmuyor. 

Konuşmayan bir toplum her türlü zulme ve diktatörlüğe layık demektir. Dün "Molotofu bomba sayan" kanun çıkartılırken, “makul şüphe kanunu” çıkartılırken, fabrikalara, gazetelere, televizyonlara, vakıflara, derneklere kayyum atanırken konuşmadılar. HDP belediyelerine kayyum atanırken konuşmadılar. Şimdi mi konuşacaklar? Yine konuşmayacaklardır. Konuşmayanların yüzünden diktatörlük rahatlıkla kuruluyor. Yarın biz de Doğu Türkistan gibi, Suriye gibi olursak, sorumlusu bu konuşmayanlardır!