ANALİZ
Giriş Tarihi : 02-01-2021 09:51   Güncelleme : 02-01-2021 09:51

Büyük Şeytan ABD Türkiye’yi düşman ilan etti..

Müttefik sanılan düşman! Geçmişten bugüne...

Büyük Şeytan ABD Türkiye’yi düşman ilan etti..

1962 yılında yaşanan “Küba Füze Krizi” ile başlayan ABD ile kriz tarihimiz, “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası” anlamına gelen CAATSA ile yeni bir boyuta ulaştı. Ülkemizdeki kimi kesimlerce ‘müttefik’ olarak görülmekten vazgeçilmeyen ABD, attığı son adımla birlikte Türkiye’yi resmen düşman ilan etti.

‘15 Temmuz hain darbe girişiminin arkasındaki güç’ olarak ifade edilen ABD, geçtiğimiz günlerde kabul ettiği CAATSA yaptırımları ile Türkiye’ye düşman olduğunu ilan etmiş oldu. Söz konusu yaptırımların isminden anlaşılacağı üzere Türkiye’yi resmen düşman olarak tanımlayan ABD ile krizlerle dolu bir tarihimiz var. ABD her ne kadar Türkiye’de kimi partilerce ‘müttefik’ olarak tanımlansa da yakın tarihimize baktığımız takdirde siyasal denklemlerde ABD ile aynı tarafta durulamayacağı çok net olarak gözüküyor. Bu bağlamda Türkiye ile ABD arasında gerçekleşen krizleri ele aldık ve ABD’nin Türkiye için neden müttefik olamayacağını ortaya koyduk.

Geçmişten günümüze Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin en kırılgan noktalarından birisi de son olarak yaşanan S-400 ve F-35 krizi oldu. İki ülke arasında büyük bir krize yol açan meselenin altında ABD’nin Türkiye’yi adeta bir müstemleke olarak görmesi ve Türkiye’nin bağımsızlığına saygı göstermemesi yatıyor. Bu bağlamda Türkiye, bölgede oluşabilecek bir güvenlik tehdidine binaen bir hava savunma sistemi edinmek istedi. Türkiye, bu doğrultuda yaklaşık otuz senedir çalışmalarda bulunurken özellikle son yıllarda bölgede yaşananlar Türkiye’nin hava savunma sistemi edinme ihtiyacını acil durumuna dönüştürdü. Türkiye, 2017 senesinde Rusya ile S-400 hava savunma sistemleri konusunda bir sözleşme imzalandığını açıklarken söz konusu durum başta ABD olmak üzere NATO ülkelerinin büyük tepkisini çekti.

TÜRKİYE ORTAK OLDUĞU F-35 PROJESİNDEN ÇIKARILDI

ABD ve NATO, Türkiye’nin S-400 almasına karşı çıkma gerekçesini güvenlik başlığı altında açıklıyor. Türkiye, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alması nedeniyle ABD tarafından hedef alınırken Türkiye F-35 programından da çıkarıldı. Bu bağlamda Türkiye, ABD ile F-35 savaş uçağı üretim projesinde de problem yaşıyor. Türkiye, F-35 projesi kapsamında şu ana dek 1 milyar 200 milyon dolar harcarken bir adet dahi F-35 temin edemedi. F-35 projesi için büyük bir miktar para harcamasına rağmen projenin ortaklığından çıkarılan Türkiye’nin zararının nasıl karşılanacağı bir merak konusu olarak duruyor.

ABD İLE SURİYE’DE DE KARŞI KARŞIYA GELİNDİ

Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaş sonucunda oluşan tablo Türkiye’yi birçok açıdan tehdit ederken bu konuların başında Türkiye’nin güneyinde oluşturulmak istenen terör koridoru yer aldı. Türkiye güvenliğini tehdit ettiği gerekçesiyle Suriye sınırının yakınında terör örgütleri DEAŞ ve YPG/PKK’yı istemezken bu doğrultuda harekete geçildi ve sınır ötesi operasyonlara başlanıldı. Türkiye, süreç içerisinde Barış Pınarı, Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı harekâtlarını gerçekleştirdi. ABD ise söz konusu harekâtlar sürecinde terör örgütü YPG/PKK’nın zarar görmesinden endişe duydu ve bu nedenle sık sık Türkiye aleyhinde açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin Suriye’deki terör hedeflerine yönelik gerçekleştirdiği saldırılar ABD ile karşı karşıya gelinmesine yol açarken bu durumun sebebini de ABD’nin terör örgütü YPG/PKK’yı müttefik olarak görmesi oluşturdu.

CAATSA İLE YAŞANAN GERGİNLİK TEKRAR ZİRVEYE ÇIKTI

1992 yılında Türkiye askerlerini “yanlışlıkla” vuran, Türkiye’ye karşı terör örgütlerini destekleyen ve 15 Temmuz’da fiilen Türkiye’ye saldırılmasını sağlayan ABD, en sonunda Türkiye’yi resmen düşman olarak ilan etti. Bu bağlamda Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alması nedeniyle yaptırım kararı alan ABD, Türkiye’nin CAATSA kapsamına sokulması adımını attı. Böylece Türkçesi “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası” anlamına gelen CAATSA başlığı altında Türkiye’ye yönelik birçok noktada yaptırım kararı alınmış oldu. CAATSA ile birlikte ABD’yle yaşanılan gerginlikle tekrar zirveyi görürken söz konusu yasanın isminde yer alan “hasım” ifadesi ABD’nin Türkiye’ye olan bakışını çok net bir şekilde ortaya koyuyor.

TRUMP’TAN ERDOĞAN’A SKANDAL MEKTUP

ABD başkanlığında bulunduğu süreç içerisinde sık sık küstahça açıklamalarda bulunan Donald Trump bu tavrını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı da sürdürdü. Trump, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye’deki terör hedeflerini ortadan kaldırmak amacıyla gerçekleştirdiği Barış Pınarı Harekâtı nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir mektup gönderdi. Trump, söz konusu mektupta Erdoğan’a hitaben, “Aptallık etme!” ifadelerini kullanırken imza atılan rezalet Türkiye halkında büyük bir tepkiye neden oldu. Konuya ilişkin olarak hükümet yetkililerinden yapılan açıklamada “Mektup Erdoğan tarafından reddedilerek çöpe atıldı” ifadeleri kullanılsa da yaşanan rezalet Türkiye vatandaşları nezdinde ABD’ye olan öfkeyi daha da artırdı.

 

MİLLETİMİZİN İZZETLİ DURUŞUNUN TEMSİLCİSİ MİLLÎ GÖRÜŞ HAREKETİ ŞART

* Türkiye ile ABD arasında yaşanan krizler geçmişten günümüze bu şekilde seyrederken ABD’nin Türkiye için müttefik değil, tehdit anlamına geldiği gerçeği alenen ortada duruyor. Bu bağlamda ABD’nin millî güvenlik sorunu olarak algılanması ve bu doğrultuda hükümetlere göre değişmeyecek bir devlet politikası oluşturulması gerekiyor. Yaklaşık yüz yıllık süreçte yaşananlar Türkiye’nin Millî Görüş zihniyetine ne denli ihtiyaç durduğunu da çok net bir şekilde gösteriyor. Zira coğrafyamızın genlerinde yer alan izzetli duruşun fikri sahadaki temsilcisi olan Millî Görüş hareketi, tüm emperyalist ajandalar karşısında başvurulması gereken reçeteyi sunuyor. Söz konusu reçeteye göre kurtuluş yolu Müslümanların adil bir düzen etrafında birlik olmalarından geçiyor.

 

HUZUR VE SELAMET İÇİN ABD’NİN BÖLGEDEN ÇIKARTILMASI ŞART

* ABD sadece Türkiye için değil, İslam coğrafyası hatta tüm insanlık için bir felaket anlamına geliyor. Irkçı emperyalizm doğrultusundaki planların baş aktörlerinden olan ABD’den acilen kurtulmak gerekiyor. Bu bağlamda ülkesel, bölgesel ve küresel noktada büyük bir tehdit olan ABD’nin coğrafyamızdan çıkarılması büyük bir zaruret olarak duruyor. İslam coğrafyasında işgal unsurları, askeri üsleri ve çeşitli alanlardaki hizmetkârlarıyla yer edinen ABD’nin coğrafyamızdan kovulması adına adil bir düzen kurulması hayati önem taşıyor.

Milli Gazete /Bekir Şirin