SİVİL TOPLUM
Giriş Tarihi : 25-12-2020 12:22   Güncelleme : 25-12-2020 13:30

Mazlumder: Tehdit ve Tahkir İçeren Siyaset Diline İtirazlarımız

Kürsü dokunulmazlığı bulunan bir milletvekilinin bile muhatap kalabildiği bu tür tutumların, hak arama mücadelesi yürüten kişi ve gruplar üzerinde kabul edilemez bir baskı oluşturduğunu, güç makamındakilerin bu dil ve tavırdan vazgeçmesinin asgari bir insani beklenti olduğunu ve adalet reformunun konuşulduğu bir süreçle bağdaşmadığını ifade ederiz.

Mazlumder: Tehdit ve Tahkir İçeren Siyaset Diline İtirazlarımız

Mazlumder, siyasetin ötekileştiren tahkir eden dilini eleştiren bir basın açıklaması yaptı.

Mazluder'in yaptığı basın açıklamasında "Siyaset, sivil toplum, medya, aydınlar ve benzeri alanlardan devlet, bürokrasi ve hükümet icraatlarına yöneltilen eleştiriler ya da hak arayışları, hiç bir makamın veya kişinin haddi olmayacak şekilde, zaman zaman “namussuz”, “şerefsiz”, “hain”, “terörist” gibi ifadelerle karşılık bulmakta ve insanlar hakarete ve tehdide maruz kalabilmektedir" denildi. 

İşte o basın açıklaması: 

Dünya genelinde yükselişe geçen ve yer yer insan haklarının rafa kaldırılmasıyla sonuçlanan güvenlik öncelikli siyaset, Türkiye’de de çeşitli gerilimlere yol açmakta ve çeşitli yansımalarla kendisini göstermektedir.

Siyaset, sivil toplum, medya, aydınlar ve benzeri alanlardan devlet, bürokrasi ve hükümet icraatlarına yöneltilen eleştiriler ya da hak arayışları, hiç bir makamın veya kişinin haddi olmayacak şekilde, zaman zaman “namussuz”, “şerefsiz”, “hain”, “terörist” gibi ifadelerle karşılık bulmakta ve insanlar hakarete ve tehdide maruz kalabilmektedir.

Son olarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Gergerlioğlu’nun çıplak arama iddiaları ile ilgili kullandığı dil, bu durumun en yakın örneğini oluşturmaktadır. Günümüz teknolojisi çok daha kolay ve insan onurunu daha az zedeleyecek farklı imkanlar sunduğu halde mevzuatta bile halâ karşılığı bulunan "çıplak arama" uygulamasıyla ilgili iddia, itiraz ve şikayetlerin toptan red yerine devlet ağırlığına yakışır bir usulle dinlenilip gerekli adli-idari soruşturmaların yapılması gerektiği açıktır. Bunun yerine insanlara hakaret edilmesi, masumiyet, lekelenmeme ve adil yargılanma ilkelerine aykırı bir şekilde terörist olmakla suçlanması ve yargıya bu anlamda rol yüklenmesi açık bir insan hakkı ihlalidir.

Kürsü dokunulmazlığı bulunan bir milletvekilinin bile muhatap kalabildiği bu tür tutumların, hak arama mücadelesi yürüten kişi ve gruplar üzerinde kabul edilemez bir baskı oluşturduğunu, güç makamındakilerin bu dil ve tavırdan vazgeçmesinin asgari bir insani beklenti olduğunu ve adalet reformunun konuşulduğu bir süreçle bağdaşmadığını ifade ederiz.