FİLİSTİN
Giriş Tarihi : 19-12-2020 18:59   Güncelleme : 23-12-2020 21:19

Lübnanlı Ehli Sünnet İslam Alimi Şeyh Züheyr El Cueyd'den Mezhep Çatışması Ve Hizbullah Açıklaması

Lübnanlı Ehli Sünnet İslam Alimi ve aynı zamanda Lübnan İslami Amel Partisi Başkanı Şeyh Züheyr El Cueyd dün akşam Kudüs TV 3. Göz programına Skype ile bağlanarak önemli açıklamalarda bulundu.

Lübnanlı Ehli Sünnet İslam Alimi Şeyh Züheyr El Cueyd'den Mezhep Çatışması Ve Hizbullah Açıklaması

Kudüs TV genel yayın yönetmeni Nureddin Şirin'in ilk olarak bazı İslam ülkelerinin Siyonist İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi ile ilgili sorduğu soruya Şeyh Züheyr El Cueyd  şöyle cevap verdi:

'Bazı İslam ülkelerinin, Arap ülkelerinin Siyonist rejim ile ilişkilerini normalleştirilmesi bizim için bir şok olmadı.  Bu ilişkiler zaten vardı.  Bu ilişkiler masa altından yürüyordu. 2006'da Siyonist rejim Lübnan'a saldırdıktan sonra tüm dünya gördü ki Siyonist rejim Lübnan halkının onurunu gasp edemedi. Lübnan direnişi Siyonist rejimi geri püskürttü. Lübnan'a yönelik savaşta Amerika'nın ciddi bir payı vardı. Biz, Amerika'yı terörün anası olarak görüyoruz.  İsrail'i açıkça destekledi.  İsrail Lübnan'da altyapıyı yıktı.

Lübnan Savaşı'nda bazı Arap ülkelerinin de İsrail ile dayanışma içinde olduğunu gördük. Dayatılan bu savaş Lübnan'daki direnişi yok etmeyi amaçlıyordu. Lübnan dışında da Direniş Cephesi ülkelerine yönelik dayatılan tüm savaşlar Kudüs davasını yok etmek içindir. Filistin meselesini yok etmek içindir. Filistin, Lübnan İran ve Suriye'deki direniş gruplarına yönelik ciddi komplolar ve baskılar var. Suriye'de direniş kendisini ispat etti. Lübnan'da direniş kendisini ispat etti. Körfez ülkeleri, bugünlerde görüyoruz ki İsrail ile ilişkilerini normalleştirmektedirler. Ayrıca bu Körfez ülkeleri İsrail'le ilişkilerini normalleştirmeyen diğer ülkelere baskı yapmaktadırlar. Sudan'ı da baskı yoluyla İsrail'le normalleşmeye zorlandıklarını görüyoruz. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman İsrail ile normalleşmesi için Sudan'a milyarlarca dolar para akıttı.'

Nureddin Şirin'in, Lübnan'daki Ehli Sünnet müslümanlarının temsilcilerinden olan ve rahmetli Fethi Yeken tarafından kurulan İslami Amel Cephesi'nin  İslam dünyasında hortlatılmak istenen mezhep çatışması konusunda Türkiyeli Müslümanlara hangi mesajı vermek istediği yönündeki sorusuna Şeyh Cueyd şu cevabı verdi:

'İslami Amel Cephesi sizin bahsettiğiniz bu konuyu çok önemsiyor. Biz, Müslümanlar arasında fitne çıkmamasına çok önem veriyoruz. Hem Sünni Müslümanlar, hem de Şii ve Sünni Müslümanlar arasında fitnenin oluşmasının önüne geçmek için çalışıyoruz. Siyonist rejim, Lübnan ve Gazze'de aldığı yenilginin ardından Müslümanlar arasında bir fitne çıkarmak istedi. Biz, bu fitnenin Irak'ta da harekete geçirildiğini gördük.  Allah'a şükür ki Amerika ve Siyonist rejimin Müslümanlar arasında fitne çıkarma çabalarına rağmen, Müslümanların yardım ellerini birbirine uzattıklarını görüyoruz. Koordinasyonlarını, ortak çalışmalarını görüyoruz.

Muhlis ve halis liderler Müslümanların düşmanının ortak olduğunu biliyorlar. Müslümanların ortak düşmanının Siyonist rejim olduğunu görüyorlar. Siyonist rejimin Amerika'nın genişleme siyaseti çerçevesinde hareket ettiğini görüyorlar. Müslümanlar arasında düşmanlığın olmadığını görüyorlar. Ne Sünni Şii'nin ne de Şii Sünni'nin düşmanıdır. Bazı ihtilaflarımız olabilir bu çok normaldir. Fıkhi ve akidevi bazı ihtilafların olması çok normaldir.  İnsanın olduğu yerde ihtilaf olacak. Sünni medreselerin kendi içlerinde de bu akidevi ve fıkhi ihtilafları vardır. Şiilerin de kendi içerisinde akidevi ve fıkhi ihtilafları vardır.  Bunlar çok normaldir ve doğaldır. Ancak bu ihtilaflar Siyonist rejimin bundan istifade etmesine neden olmamalıdır. Biz, kurucumuz Doktor Fethiye Yeken'den beri Amerika ve Siyonist rejimin bu fitne projesine karşı hep mücadele ettik. Rahmetli Refik Hariri'nin suikasti ile Şiiler ile Sünniler arasında bir fitne ateşi yakılmak istendi. Bu şekilde Lübnan'da bir tasfiye yapılmak istendi. En önemli Sünni başbakanı katlettiler, öldürdüler. Hariri'nin çapı ve ilişkileri Lübnan başbakanlığından daha genişti. Etkisi çok yüksekti. 2005'teki bu suikast Lübnan'da Sünniler nezdinde büyük bir şok yarattı.

Maalesef Saad El Hariri ve partisi Suudi Arabistan'ın siyasetine yöneldiler ve Suudi Arabistan'la ittifak halinde hareket etmeye başladılar. Dolayısıyla Direniş Cephesi'ne karşı duruş sergilediler. Direniş Cephesi ile birlikte hareket etmediler. Dolayısıyla Amerika'nın ve İsrail'in projesini merkeze alır oldular. Buna karşı rahmetli Doktor Fethi Yeken'in çabaları oldu. Rahmetli Yeken, hem Sünnilerin hem de Şiiilerin imamıydı. Lübnan'da Beyrut'ta Şehitler Meydanı'nda imamlık yapıyordu Şiilere ve Sünnilere. Fethi Yeken yaptığı konuşmada, Lübnan'da bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini, ister Şii ister Sünni olsun hepimizin Müslüman olduğunu, Hizbullah'ın bir grubun ve mezhebin  gücü olmadığını,  bütün Müslümanların gücü olduğunu ve hem Şiilerin hem Sünnilerin ortak düşmanının Siyonist rejim olduğunu söyledi.'

kudusgunu.com