ANALİZ
Giriş Tarihi : 14-12-2020 09:39   Güncelleme : 16-12-2020 18:15

Fatma Tuncer Yazdı: Mor öküzün hikâyesi

Fatma Tuncer Yazdı: Mor öküzün hikâyesi

Rivayet olunur ki, dört öküz bir otlakta birlikte yaşarlarmış. Etraflarını saran kurtlar bir yolunu bulup onları birbirlerine düşürmek ve ağlarına takmak için vakit kollasalar da öküzler buna fırsat vermez birbirlerine kenetlenerek gelecek tehlikeleri bertaraf ederlermiş.

Kurtlar bir araya gelerek öküzleri birbirine düşürmenin yolunu aramışlar ve aralarından birini temsilci olarak seçip göndermişler. Arkadaşları adına yola çıkan temsilci kurt, öküzlerin mahalline gelmiş ve “Kan dökmeye filan gelmedim, dost olarak bazı tavsiyelerde bulunacağım, aranızdaki sarı öküz var ya o gezdikçe kurtların iştahı kabarıyor ve sizi hedef seçiyorlar. Eğer sarı öküzü aranızdan uzaklaştırırsanız etrafınızda dolaşan kurtlar sizden uzaklaşacak ve güvende olacaksınız” demiş. Öküzler kendi aralarında konuşmuş ve sarı öküzü sürüden atmaya karar vermişler. Mor öküz karşı çıkmış, “Yapmayın arkadaşlar, bu, kurdun bir tuzağıdır, dinlemeyin” demiş ama onun sözüne itibar etmeyip sarı öküzü sürüden atmışlar. Arkadaşlarından uzaklaşan sarı öküz korumasız kalmış ve kurtlara yem olmuş.

Sarı öküzü midelerine indiren kurtlar kurguladıkları senaryoyu hayata geçirmeye karar vermişler ve seçtikleri temsilcilerini tekrar göndermişler. Temsilci kurt, planının işlediğini görünce sevinmiş ve öküzlere dönerek, “Bana bakın şu gri öküz var ya, sarı öküzün yerine geçmeye ve sizi ekarte etmeye çalışıyor. Gri öküzü sürüden atın ve bir daha da fırsat vermeyin” demiş. Mor öküz yine araya girmiş, “Yapmayın arkadaşlar, bu, kurtların bir oyunudur, bu fırsatı onlara vermeyin” demiş ancak onun sözünü dikkate almamışlar ve gri öküz de sürüden atılmış ve kurtlara yem olmuş. Aradan epey zaman geçmiş, temsilci kurt bu kez kara öküzü hedef seçmiş ve “Şu kara öküz var ya, sizi kurtlara teslim etmeye niyetleniyor, onu sürüden atmadığınız sürece size rahat yok” demiş. Mor öküz, “Bakın arkadaşlarımız bir bir gittiler ve artık düşmana karşı direnecek gücümüz kalmadı, bu sinsi kurt sürüsünün oyununa gelmeyelim” demiş ancak mor öküzü ahmaklıkla suçlayıp kara öküzü de atmışlar. Yaşamlarını otlaklarda sürdüren öküzler kurtların oyununa gelmiş ve hatalarının bedelini ağır şekilde ödemişler. Mor öküz tehlikeye işaret edip arkadaşlarını uyarmış ancak arkadaşları onun sözüne itibar etmeyip kurtlara yem olmuşlar.

Ortadoğu’da yaşanan sorunlar ve Müslüman yöneticilerin içine düştüğü durum mor öküzün hikâyesini andırıyor. Ne zaman ki, Türkiye ile İran arasında, İran ile Suudi Arabistan arasında, Suudi Arabistan ile Mısır arasında diplomatik, siyasi, ekonomik ve toplumsal bir işbirliği, bir iletişim vuku bulsa hemen ardından bir olay gerçekleşiyor ve bir araya gelen ülke yöneticileri birbirlerine ters düşmeye başlıyorlar. Müslümanlar kendi toprakları ve kendi toplumları adına aldıkları kararların hesabını karşı tarafa vermek zorunda bırakılıyor ve atılan her adım İsrail için bir tehdit olarak algılanıyor. Peki, İsrail bir asır önce Filistin topraklarını işgal edip bölgeye yerleşmiş şiddet odaklı bir zihniyet değil mi? Adam İslam coğrafyasının göbeğine yerleşmiş yerli halkı katlediyor, şimdi burada hangi tehditten hangi güvenlik sorunundan bahsedilebilir?

İslam toplumlarının liderleri sorunlarını müzakere için bir araya geldikleri anda ırkçı emperyalist ABD ve İsrail tarafından “endişeliyiz” tarzında açıklamalar yapılıyor ve mor öküzün hikâyesi misali uzlaşı hayallerimiz suya düşüyor. Hatırlarsınız yakın tarihte İsrail bakanı Gants gazetecilerin soruları üzerine Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde ve Doğu Akdeniz’de varlık göstermesini, HAMAS’a karşı tutumunu eleştirerek İran ve Türkiye’nin bölgeyi istikrarsızlaştırdığını söylemişti. Düşünün hırsız eve giriyor, evi soyuyor, eve yerleşiyor ve sizi itham etmeye başlıyor. Ne garip değil mi?

Attığımız her adımda, aldığımız her kararda paniğe kapılıyor ve küresel emperyalist güçlere hesap vermek zorunda hissediyoruz! Peki, İslam coğrafyasında yaşanan sorunların çözümünü bölgeyi istikrarsızlaştıran güruhlardan beklemek ahmaklık değil midir? Artık birileri ellerini taşın altına sokmayı göze alsın, birileri bedel ödemeye razı olsun… Bakın yangın hanelerimize kadar ulaştı… Artık dayanacak gücümüz kalmadı. Coğrafyamızın huzur ve sükûneti için yöneticilerimiz, liderlerimiz, kanaat önderlerimiz İslam Birliği ekseninde bir araya gelip bu yangını söndürsünler…

Hatırlarsınız rahmetli Erbakan Hocamız bu günleri görüp gecesini gündüze katarak tehlikeye işaret etti, İslam toplumlarının lider ve yöneticilerinin siyasi, ekonomik ve kültürel bir işbirliği ekseninde bir araya gelmelerinin elzem olduğunu kuvvetle vurguladı. Fakat çoğu kişi bu uyarıları duymamak için kulaklarını tıkadı ve hayaller dünyasında kalmayı tercih etti.

Coğrafyamızın sükûneti için Müslümanların etnik ve kültürel çatışmalardan uzaklaşıp vahiy ekseninde bir araya gelip güç birliği yapmaları gerekir. Fakat gelinen noktaya baktığımızda bunun pek de kolay olmayacağını görebiliyoruz. Düşünün Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn yönetimi bir asra yakındır soykırıma maruz kalan Filistinli Müslümanların yanında değil işgalci İsrail’in yanında yer alıyor ve normalleşme adı altında sunulan ihanet belgesine imza atıyorlar. Hatırlayacağınız üzere bölgeyi istikrarsızlaştıran İsrail ile aynı karede yer alan kukla yöneticilerin bu tavrı Ankara ve Tahran tarafından kınanmış ve bu anlaşmanın Filistin davasına bir ihanet olduğu belirtilmişti.

İslam coğrafyasının liderleri bölgesel itilaflardan, bölgesel ve yerel nedenlerden uzaklaşıp, halkların huzur ve sükûneti için uzlaşı diplomasisine dönmek zorundadırlar. Bu uzlaşı elbette küresel ırkçı emperyalistleri ciddi anlamda rahatsız edecek ve belki de ağır bedeller ödenecektir. Fakat şunu biliyoruz ki, Arap toplumlarının başına musallat olan kukla liderler böyle bir harekete eyleme cesaret edemezler, etmek de istemezler. Coğrafyamızın güvenliği için Müslüman toplumların bu kukla liderlerden kurtulup, adalet adına hareket edebilecek ve gerektiğinde ellerini taşın altına sokacak şuurlu liderlere kucak açmaları gerekir. 

Ortadoğu’da yaşanan sorunlara hangi noktadan bakarsanız bakın gözleriniz Filistin’e ilişiyor. Dolayısıyla bölgede kalıcı ve kapsamlı bir sükûnetin ve istikrarın sağlanması için ilk evvela Filistin sorununun çözüme kavuşması gerekir. Filistin bizim kırmızıçizgimiz ve burada yaşanan soykırıma duyarsız kalamayız, kalmamalıyız.

Ortadoğu’nun huzur ve sükûneti Filistin’in özgürleşmesinden geçer. Filistin ve Mescid-i Aksa esaret altındayken ve Müslüman halk öbek öbek katledilirken küresel teröristlerin elini sıkamayız ki, bu bizim aklımızla, vicdanımızla ve İslam kimliğimizle dalga geçmek demektir. Buna müsaade edemeyiz.

Milli Gazete