MAKALE
Giriş Tarihi : 12-12-2020 09:09   Güncelleme : 16-12-2020 18:18

Hatice Gökçe Yazdı: Taciz İfşasına Linç Deyip Geçelim Mi?

Tacizi yaşayıp da travmasına gömen kim bilir kaç bin, belki milyon kız/kadın var. Cinsel taciz ve cinsel saldırı suçunu ahlâk edinenler Kur'an'a göre "zenim" yani suçları ile sabıkalı/damgalı kişilerdir ki ona göre temkinle muhatap olunsunlar.

Hatice Gökçe Yazdı: Taciz İfşasına Linç Deyip Geçelim Mi?

Son günlerde toplumda statü sahibi bazı erkeklerin, sosyal medya taciz ifşalarıyla hem taciz hem de ifşası tartışılmaya başlandı. Bu bir linç mi, yoksa malûma hüküm giydiremeyenlerin ilâm ile hesaplaşma biçimi mi?

Bu adamlardan siyasette, STK'larda, okullarda, üniversilerde, iş yerlerinde, ailelerde, şurda, burda, orda o kadar çok var ki... Bildiğim ne çok hikâye var. Buna mukabil dişiliğini tacizkârâne kullanan kadınlar da çok. Lâkin güç dengesi nazarı itibariyle kadın hormonal ikna ederken, erkek zorbalıkla imhaya vardırıyor işi.

Cinsel taciz ile cinsel saldırı arasındaki koridoru deneme-çekilmeyle aşındırıyor. İntihara varan ismini ailesine saygıdan zikretmediğim kişi de belli ki çok genç kadınlara erotik içerikli mesajlarla tacizde bulunmuş. Kabul edip helalleşme niyetini ilettiği mesajda, kimse tamamen suçlu değildir cümlesi ile neyi kastetti acaba? Yaptım ama suç tamamen bende değildi mi demek istedi? Artık cevap veremeyeceği için sorular da ortada kaldı. Tıpkı helalleşmesini bile muhatabına ifade etmediği, pişmanlığını samimiyetle dile getirmediği gibi. Zaten travmaya sebep olmuş taciziyle, şimdi bir de intiharının sorumlusu durumunda bırakmış her kimse mağduru.

Çok bilinen ve en iyilerden bir Anadolu Lisesi'nde bir edebiyat öğretmeni 5-6 yıl önce bir kız öğrencisine benzer mesajlar atıyordu. Susmasınlar diye destekledik kızları. Üst merciler dinlediler ama en fazla kızın sınıfının edebiyat öğretmeni değişti ve adam okulda kaldı. Adamın arkasında birileri vardı. Tenefüslerde adam suçlamayı bildiği için kin dolu bakışına maruz kalıyorlardı kızlar. Geçen yıl yine iyi bir devlet üniversitesinde bir kız öğrenciye benzer mesajlar atıyordu hocası. Ders sırasında habersiz kızın fotoğraflarını filan çekmiş. Dekanlığa şikayet etti. Dekanlıktaki yetkili sen cesaret vermişsindir demez mi? Ciddi travma yaşadı kız. Sistem tacize uğrayandan yana değil, statüsü güçlü olandan yana. Amirden, öğretmenden, hocadan, siyasiden, yazardan, ünlüden, erkekten, otoriteden filan yana yani.

Yıllar sonra fırsat bulduğunda, mağdurun o statüyü yerle bir edecek öfkesini anlıyorum ben. O nedenle sosyal medyadan ifşa ediyorlar. Çünkü Hasan, İbrahim değil dertleri, onların tacizlerini dayandırdıkları güç yani statüleri. En fazla İsmail Kılıçarslan gibi intihar çözüm değildi denilmesi yeterliydi. Bazı siyasilerin ya da yazarların filan dostumuzdu, arkadaşımızdı, severdik gibi cümleleri bütün taciz mağdurlarını üzer, yaralar. İnşaallah bu ifşa hareketi bazı statülü tacizkâr adamların cesaretini kırar.

Allah'tan ve hesap gününden utanmayanların eşinden dostundan utanması da iman konusunda tutarsızlık. Bir de nefis diye, eril faillik diye kabahatlerini hafifletmeleri, hatta özür dilerken bile neredeyse sempatize etmeleri kabul edilebilir bir şey değil.

Tacizi yaşayıp da travmasına gömen kim bilir kaç bin, belki milyon kız/kadın var. Cinsel taciz ve cinsel saldırı suçunu ahlâk edinenler Kur'an'a göre "zenim" yani suçları ile sabıkalı/damgalı kişilerdir ki ona göre temkinle muhatap olunsunlar. Bu sabıkayla dünyevi itibarı sarsılan/yıkılan insanlar için elbette samimi pişmanlık, mağdur ettiğinden özür ve ihlasla istiğfar yolu açıktır. Pişmanlık ifşadan değil faili olduğu fenalıktan yana olmalıdır.

İntihar ise arkada kalanlara yüklenen yeni ve ağır bir yük. Rabbim adaletiyle muamele eylesin. Elbette O'nun adaleti rahmetten mahrum değildir...