GÜNCEL
Giriş Tarihi : 11-12-2020 09:08   Güncelleme : 16-12-2020 18:20

Atasoy Müftüoğlu: Bugün Entelektüel özgürlük vatan hainliği gibi algılanıyor....

İçinde yaşadığımız toplumda hepimiz İslami hayallere sahip iken, sağcı bir gerçeklik, milliyetçi bir gerçeklik, oportünist bir gerçeklik, pragmatik bir gerçeklik bizim için belirleyici olabiliyor..

Atasoy Müftüoğlu: Bugün Entelektüel özgürlük vatan hainliği gibi algılanıyor....

Türkiye'nin farklı illerinde de her ay 'Entelektüel Bilinç İşçiliği Atölyesi' tarafından yapılan kitap mütalaasında, Aralık ayında Atasoy Müftüoğlu'nun “Geleceği Özgürleştirmek” kitabını okundu.

6 Aralık Pazar günü farklı illerde genelde zoom programı üzerinden yapılan mütalaadan sonra 9 Aralık Çarşamba günü kitabın yazarı üstad Atasoy Müftüoğlu ile yine zoom programı üzerinden genel bir kritiği değerlendirmesi yapıldı.

Üstad Atasoy Müftüoğlu sunumunda kendine yöneltilen soruları da cevaplandırdı.

İşte Atasoy Müftüoğlu’nun konuşmasından notlar:

Gerçeklerle yüzleşmek yerine biz büyük ölçüde romantizmi seçen bir topluluğuyuz. Romantizmler bizi her zaman rahatlatır ancak gerçekler her zaman çok zor ve çok sorunludur.

Biz İslamın söz hakkına sahip olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Bugün Entelektüel özgürlük vatan hainliği anlamına geliyor. İslami bilinç bugün hamaset tarafından etkisiz hale getiriliyor

İçinde yaşadığımız toplumda hepimiz İslami hayallere sahip iken, sağcı bir gerçeklik, milliyetçi bir gerçeklik, oportünist bir gerçeklik, pragmatik bir gerçeklik bizim için belirleyici olabiliyor..

İslama söz hakkı tanımayan bir dünyada yaşıyoruz ancak bu durum bizi gereği gibi rahatsız etmiyor. Ve bu dünyada İslami söz hakkı almak için ciddi bir mücadele yürütmüyoruz. Burada bir mücadele derken bireysel bir mücadeleden değil kolektif bir mücadeleden söz ediyorum. Bütün bir ümmet coğrafyasını içine alan bir mücadeleden bahsediyorum..

Bugünü kaybettiğimiz için geleceğimizi özgürleştirmekten söz ediyoruz. Bugün büyük ölçüde toplumlarımız otoriter, sağcı popülist muhafazakar yapılara mahkum edilmiş durumda. Bugün genç kuşaklar  hamaset dili ve söylemi araçılığı ile İslamı boşaltarak resmi söyleme kanalize ediliyor.

Bugünü kaybettik hiç olmazsa geleceği kaybetmemek için ne yapmalıyız sorusu burada önem kazanıyor.

Herhangi bir çalışmada tekrarlar profesyoneller ve uzmanlar için bir zaafa  işaret eder. Ancak elinizdeki kitabın yazarı ne bir profesyonedir nede bir uzmandır. Kendimi sadece ümmetim sorumlu bir parçası telekki eden biri bir düşünce adamı olarak hayati gördüğü kimi konuları sürekli olarak gündemde tutmak için çabalaması kadar doğal bir şey olamaz.

Biz bugün Avrupa merkezli dünya aydınlanma mutlakiyetçiliğini dokunulmaz kılan 19 yüzyıl milliyetçiliğine dönmüş bulunuyor. Biz bu Avrupa merkezli tarih algısı ile hesaplaşmayı düşünemiyoruz. Bugün yere göğe konulamayan Amerikan Demokrasisi ne yapmıştır geçtiğimiz dönemde Tramrpizmi yani bugünün hitlerciliğini iktidara taşımıştır. Buna rağmen İslam toplumları bu durumda bile bir demokrasi eleştirisi yapamıyor.

Yerli ve milli klişeleri kadar insanları İslami unsurlara yabancılaştıran bir şey düşünülemez.

Taklid ederek kendinizi entelektüel yenilenmeye eleştiriye kendinizi kapatmış olursunuz. Taklid ehliyet ve liyakat sabibi insanlarla müzakere etmek istişare anlamına gelmiyor. Taklid ufkunuzu tek akla, tek yoruma kapatmaktır.

Toplumun bir kesimi rasyonelist önyargılarla karşı karşıya, diğer bir kesimi de mistik önyargılarla karşı karşıya, rasyonelist önyargılarla karşı karşıya kalanlar modernite ile mistik önyargılarla karşı karşıya kalanlar icad edilmiş gelenekle hesaplaşamıyor.

Son dönemde kimi ilahiyatçılar aydınlar İslamın aklın alanına dönüşünü mümkün kılacak kimi çalışmalar yapaken, İslami iradenin dönüşünü mümkün kılacak hiçbir yönelişten söz etmiyorlar.

Bugün toplumlarımızda iradenin alanına kapitalist libarel seküler söylemler belirliyor.

Bugün hepimizin şu soruya cevap aramamız gerekiyor İslami otorite yeniden ve nasıl kurulacak?

Avrupa merkezli seküler otorite kendisini nasıl evrenselleştirdi ve İslam dünyasına kabul ettirdi, İslamın otoritesini nasıl geçersiz kıldı ontolojik anlamda geçersiz kıldı ve foklora dönüştürdü bunun cevabını bulmak zorundayız. Geleceği özgürleştirmek için bunu yapmak zorundayız…