GÜNCEL
Giriş Tarihi : 05-12-2020 19:45   Güncelleme : 07-12-2020 13:12

Mensure Kaplan yazdı: Engelsiz bir, Anne yüreği…

Bu dünya bir imtihan meydanı ve bir hizmet yurdudur. Lezzet, ücret ve mükâfat yeri değildir. Madem hizmet yurdudur ve ibadet mahallidir. Hastalıklar, sakatlıklar ve musîbetler, engel ve özür durumları, dinî olmamak ve sabretmek şartıyla, o hizmete ve o ibadete çok uygun düşüyor ve kuvvet veriyor.

Mensure Kaplan yazdı: Engelsiz bir, Anne yüreği…

Engellere takılmak nasıl bir duygudur herkes bilir. Ama, özel bir insana sahip olma duygusu ise çok az insan bilir.

Sosyal hayatta insanların fikirleri zıtlıklarla doludur. Kimse kimseyi anlamak istemez kafasına göre davranır. Kimisi ahiretine bakar kimisi de dünyasına. İşte tek farkımız bu.

Üstad Bediüzzaman Sait Nursi’nin söyle bir sözü var.

"Cenâb-ı Hak insana giydirdiği vücut elbisesini san’atına mazhar ediyor. İnsanı bir model yapmış; o vücut elbisesini o model üstünde kesiyor, biçiyor, değiştiriyor, muhtelif isimlerinin cilvelerini gösteriyor. Şâfî ismi hastalıkları istediği gibi, Rezzak ismi de açlığı ve susuzluğu gerektiriyor. Ve hâkezâ… Mülk sahibi Allah’tır. Mülkünde dilediği gibi tasarruf etmeye elbette hakkı vardır."

İnsanın imtihanı da farklı derecelerden geçer. Sağlıkla, çocukla, insanlarla, maddiyatla hayat ile denen merhalelerden geçer . İmtihan bu ya ince ince eler şükür ile hasbıhal olanları.

İşte bu durumu anlayan ve anlatan yüreği güzel ve özel bir evlada sahip bir annemiz.

Onunla kısa bir röportaj yaptık. Biraz ona kulak verelim mi?

Zahide hanım,

Size engelli bir evladınız olacağını söyledikleri zaman, bir anne yüreği olarak ne hissettiniz?

Engelli olacağını söyleyen olmadı zamanla anladık ama göz muayenesi esnasında bayan doktor yüksek sesle

-Kadın kadın bebeğinin gözleri görmüyor bilmiyor musun? dedi. Bu olay beni çok üzdü. Hasta doktor saygısı denen bir erdem var, bunu da bilmeleri gerek. O esnada birşey diyemedim tabi, takdir Allah'ındı.

Kaç yaşında girdi . Onunla yasam süreçi nasıl ilerliyor?

14 yaşına girdi. Süreç gün geçtikçe zorlaşıyor. Vücudundaki tüm kemik yapısı değişiyor. Yaş ilerledikçe de kolları ayakları ağırlaşıyor. Rahat taşıyamıyoruz, fizik tedavisinde de ilerleme kaydedemiyoruz. Çok şükür ne diyelim

Sosyal hayattan ayrı mısınız? İnsanların size karşı davranışları nasıl? Başınızdan geçen bir olay var mı?

Sosyal hayat denen duygu yok. Çok az internet. Evden çıkamıyorum. Birazcık kafamızı dışarı çıkardığımızda da, İnsanlar maalesef ya acıyarak bakıyor yada kafalarını çevirerek geçiyor. Ah, vah yazık demeleri bile içimizi ısıtmıyor bilakis yıkıyor.

Mesela geçen gün parka gittim oğlum kucağımda tabi okşuyorum konuşuyorum. Bir kadın geldi, oturdu yanıma kandil gecesi mi oldu bu çocuk deyince şok oldum. İnsanların demek dini inançları yok imiş. Adap denen duygudansa yoksun. Kalktım evime gittim.

Sizi en çok zorlayan ne oldu.

Bizi en cok etkileyen zorlayan çocuklarımızın medikal malzemelerin alınması oldu. Engelli puseti almak istiyoruz en ucuzu 5 binden başlıyor saka gibi. Dik durma sehpası almak istiyoruz 5500 lira. Kol siplingi 900 tl, kafo 850. Hele cihaza bağlı çocukların makinelerin fiyatı çok yüksek , rahat nefes alması için bir öksürtme cihazı 38 bin. Trake takılan çocuklar öksüremiyor. Yüreğim dayanmıyor bazen, çocuğumuzun bu haline mi üzülelim, yoksa bu malzemeleri alamadığımıza mı? Hastaneler işkence zaten Rabbim hepimizin karşına merhametli kişiler çıkarsın. (amin)

Boşuna para harcama diyeni mi bulursun, benden üstünü yok diyen doktor mu bulursun. Saymakla bitmiyor.

Her şey çile, rehabilitasyonlarda samimiyetsiz insanlar var. Bazı öğretmenler yüzümüze bakmıyor. Senin çocuğun yatıyor ne öğretebilirim deyip geçiştiriyor. Fizikçiler umutlanmayın yarınlarınız daha kötü olacak diyor. Bunlar hepsi çok üzücü, canimizi yakan çok şey var, evindeki insanlar bile anlamıyorsa, halkın anlamasını artik beklemiyorum..

Zahide hanım tanısanız merhametli ve Allah korkusu olan ince ruhlu bir insan.

Rabbim imtihanını kolay eylesin inşallah.

Üstad Said Nursi "Bu dünya bir imtihan meydanı ve bir hizmet yurdudur. Lezzet, ücret ve mükâfat yeri değildir. Madem hizmet yurdudur ve ibadet mahallidir. Hastalıklar, sakatlıklar ve musîbetler, engel ve özür durumları, dinî olmamak ve sabretmek şartıyla, o hizmete ve o ibadete çok uygun düşüyor ve kuvvet veriyor. Ve her bir saati, bir gün ibadet hükmüne getirdiğinden, şikâyet değil, bilâkis şükretmek gerektir" diyor.

Anlayana…