GÜNCEL
Giriş Tarihi : 03-12-2020 16:41   Güncelleme : 05-12-2020 19:58

Mustafa Öztürk tartışmasına ferasetli bir bakış: Muhittin Hamdi Yıldırım’dan önemli bir açıklama

Mustafa Öztürk tartışmasına ferasetli bir bakış: Muhittin Hamdi Yıldırım’dan önemli bir açıklama

Milli Görüş’e bağlı Din Bir Der’in Genel Başkanı Muhittin Hamdi Yıldırım, Mustafa Öztürk’ün sözleri üzerine başlayan tartışmalara dair bir açıklama yayımladı.

Öztürk’ün özel bir ortamdaki konuşmalarının sosyal medyaya servis edilmesini eleştiren Yıldırım, Kur’an’ın indirilişine dair teknik detaylarda boğulanlara şu sözlerle çağrı yaptı:

 ‘Kur’an’ın hükümlerinin aleni olarak çiğnendiği, faizin ve zinanın meşrulaştırıldığı, kumarın ve fuhşiyatın rutinleştiği, emperyalizmin İslam ülkelerini ve kaynaklarını talan ettiği bir ortamda Kur’an’ın açık hükümlerini söyleyemeyen ilim erbabı, bu ve benzeri tartışmalarla vakit geçirmekten dolayı vebalden kurtulamazlar’

Açıklamanın tam metni:

Son günlerde, bir İlahiyat Hocasının özel bir ortamdaki konuşmaları, medyaya servis edilerek İlahiyat ve Diyanet camiasının gündemine oturmuştur.

Öncelikle; özel bir ortamda konuşulan bir konunun, konuşan kişinin izni olmadan/izni alınmadan kayıt altına alınması lokal bir fitnenin genelleştirilmesi ve medyaya servis edilmesi İslam Ahlakıyla bağdaşmayan bir davranıştır. 

Bir konuşmanın bağlamı/öncesi ve sonrası bilinmeden yapılacak her türlü değerlendirme ithamlara, yanlış anlaşılmalara en sonunda da bir linç kampanyasına dönüşme imkânını ve ihtimalini içinde barındırır.

Lafzı ve manası ile Allah-u Teala tarafından Cebrail (a.s) aracılığıyla Hz. Muhammed (s.a.s)’e indirilen, kıyamete kadar lafzı-manası ve hükmü baki kalacak ve insanlığın yegane kurtuluş reçetesi olan Kur’an-ı Kerim’in nüzul keyfiyeti, yüzyıllardır ilim erbabı tarafından değişik görüşlerin serdedildiği çok özel bir alandır.

Bu özel alana dair tarihi birikimi; Kur’an’ın mehabetine yakışmayacak bir üslupla, ilim erbabına yakışmayacak bir lakayıtlıkla ve popülist bir tavırla medya önünde tartışılır kılmak hadsizlik, terbiyesizlik ve dahi kendini bilmezliktir.

Ayrıca İslam ümmetinin ve insanlığın çetin bir süreçten geçtiği, Müslüman coğrafyamızın her türlü kaynaklarının sömürüldüğü, mazlumların feryadının arşa yükseldiği bir zaman diliminde insanlık, yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in hayat verici hükümlerine her zamankinden daha çok ihtiyaç duymakta olduğu aşikardır.

Bu bağlamda, Kur’an-ı Kerim, en başta ilim erbabı olmak üzere bütün Müslümanlara Adil Bir Dünya kurma sorumluluğunu yüklemektedir. Bu sorumluluk, yerine getirilmesi gereken tarihi bir zorunluluktur. Yeryüzünde Hakkı hakim kılmak, yaşanabilir bir dünyayı imar etmek için bütün gücüyle çalışmak yerine bu tür tartışmalarla gündemi meşgul etmek çok büyük bir yanılgıdır. Kur’an’ın hükümlerinin aleni olarak çiğnendiği, faizin ve zinanın meşrulaştırıldığı, kumarın ve fuhşiyatın rutinleştiği, emperyalizmin İslam ülkelerini ve kaynaklarını talan ettiği bir ortamda Kur’an’ın açık hükümlerini söyleyemeyen ilim erbabı, bu ve benzeri tartışmalarla vakit geçirmekten dolayı vebalden kurtulamazlar.

Kur’an- ı Kerim, Allah’ın kelamıdır. “Batıl, ona önünden de, ardından da gelemez. (Çünkü Kur'an,) Hüküm ve hikmet sahibi, çok övülen (Allah)tan indirilmiştir” (Fussilet; 42) Geçmişte Kur’an-ı Kerim’e çok saldıranlar, dil uzatanlar yok olup gittiler. Bugün ve yarın da saldıracak, dil uzatacak olanlar da yok olup gidecekler. Ancak Celal ve İkram sahibi olan Yüce Rabbimizin Kelamı lafzıyla, manasıyla ve hükmüyle ilelebet baki kalacaktır.

Herkes bilmelidir ki!

Allah, nurunu tamamlayacaktır.

Din Görevliler Birliği Derneği

İslamiAnaliz