ANALİZ
Giriş Tarihi : 03-12-2020 11:36   Güncelleme : 04-12-2020 15:35

Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürü Gürgen: Fay hatları Allah'ın lütfu ama beraber yaşayacak yapılarımız yok

Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürü Gürgen: Fay hatları Allah'ın lütfu ama beraber yaşayacak yapılarımız yok

TBMM Deprem Araştırma Komisyonu'na bilgi veren Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürü Vedad Gürgen, şimdiye kadar 590 bin riskli binanın yıkıldığını belirterek, "Bizi nereden baksanız 600 bine yakın tabuttan kurtarmış oldular" dedi.

Türkiye'nin 24 bin 500 kilometrelik bir fay hattı üzerinde olduğunu, bu fay hatlarının aynı zamanda doğal kaynaklar açısından "Allah'ın bir lütfu" olduğunu ifade eden Gürgen, " Ama bizim problemimiz, bu fay hatlarıyla beraber yaşayacak yapılarımız yok" görüşünüdile getirdi.

TBMM Depreme Karşı Alınabilecek Önlemleri araştırma Komisyonu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na bağlı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Mekânsal Planlama, Yapı İşleri, Tapu ve Kadastro, İller Bankası Genel müdürleri ile Topu Konut İdaresi Başkanlığı yetkililerinin bilgisine başvurdu.

Komisyonda söz alan Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürü Vedad Gürgen kentsel dönüşüm çalışmaları ve hasarlı binaların durumu hakkında bilgi verdi.

Türkiye'de 15 bini ana aks olmak üzere 24 bin 500 kilometre fay hattı olduğuna işaret eden Gürgen, buna göre bir yapılaşma olması halinde bu fay hatlarının "nimetlerinden" de yararlanılabileceğini belirtti:

"Depremler aslında bu işin bir sonucu ama fay hatları bir taraftan baktığınız zaman da Allah'ın bir lütfudur çünkü bu fay hatları sayesinde gaz çıkışlarıyla hayatımıza devam ediyoruz. Bu fay hatları aynı zamanda mineraller, doğal kaynaklar, sıcak su kaynakları vesaireler onların da oluşturduğu bir yapı. Zaten harita üzerinde baktığımızda, bunu da benim çok da söylememe gerek yok, çok net olarak ortada gözüküyor ama bizim problemimiz, bu fay hatlarıyla beraber yaşayacak yapılarımız yok. Hâlbuki fay hatlarında uygun şekilde yapılaşmamız olsaydı, biz hem bu nimetlerden faydalanacaktık hem de bu can kayıplarını yaşamayacaktık."

Gürgen, son yüzyıl içerisinde Türkiye'de 100 bin insanın depremler yüzünden yaşamını yitirdiğine dikkat çekti.

590 bin bina yıkıldı

Gürgen, riskli yapılarla ilgili yapılan çalışmalarla ilgili de bilgi verdi.

269 riskli alan üzerinde çalışmaların devam ettiğini anlatan 81 ilin tamamında 696 bin konut ve iş yerinin riskli yapı tespitini yaptırdıklarını ve 2012'den bu yana 590 bin riskli binanın yıkıldığını belirterek, "Bizi nereden baksanız 600 bine yakın tabuttan kurtarmış oldular" dedi. İstanbul'da ise 71 bin 612 riskli bina tespit edildiğini ifade etti.

'Kesilen kolon yok, olmayan kolon var'

Riskli binaların sahipleri ile birebir konuşmalar yaptıklarını ve herkesin kendi binasıyla ilgili az çok bilgi sahibi olduğunu, ancak, alçıyla sıvayla kapatıldığına işaret eden Gürgen, her bina çökmesinden sonra "kolonlar kesildi mi?" tartışması yapıldığını anımsatarak şu değerlendirmeyi yaptı:

"Ben şahsen kolon kesildiğine falan şahit olmadım ama bu kolon yok, yani olmayan bir kolon var. İzmir'de de ismi lazım değil, birçok binanın malikiyle görüştüğümüzde aynı şekilde korozyondan dolayı binanın demirlerinin yok olduğunu, bu şekilde hasarlanmaların da olduğunu ancak bir türlü kendi aralarında anlaşıp dönüşüme giremedikleri için binalarını kaybettiklerini de söylediler. "

1 milyon 400 bin konut dönüşüm kapsamında

Riskli yapı stokundan kurtulmak için özendirici bazı adımlar atıldığını ve bu kapsamda yurttaşa kira yardımı yapıldığını ifgade eden Gürgen, şimdiye kadar aklaşık 4,5 milyar liralık kira yardımı yapıldığın, yapılaşma olanağı olmayanlara da 1 milyar liralık kamulaştırma kaynağı kullandırıldığını bildirdi.

Gürgen'in verdiği bilgiye göre 1 milyon 400 bin konut ve işyeri için kentsel dönüşüm çalışması başlatıldı, yaklaşık 670 bin bağımsız bölüm de bu çerçevede yıkıldı.

Yeşilyurt Apartmanı: En büyük midye kabuklarını o şantiyede gördüm

Vedad Gürgen, riskli ya da çöken binaların bir anlamda "otopsisini" yaparak, çökme nedenlerini ortaya çıkarabildiklerini belirtirken, İstanbul Kartal'da 6 Şubat 2019'da çöken Yeşilyurt Apartmanı'nını çöküş nedenini şöyle anlattı:

"Şimdi, otopsi aşamasında onları da gördük. Her bir katın zamanında farklı farklı döküldüğünü sonra o farklı dökülmelerin içerisinde kat be kat beton niteliklerini -hatta ne kadar niteliksiz olduklarını- gördük. Bazı katların içerisinde makine vurduğu zaman çöktüğünü, bazı katların daha mukavemet olduğunu, demirlerinin bile değişik olduğunu ama Kartal'daki bu yapıda en fazla şunu görmüş olduk: Hepsinin ortak kısmı içlerinde her türlü deniz canlısının kalıntısı vardı. Ben hayatımda gördüğüm en büyük midye kabuklarını bu şantiyelerde gördüm; yani avuç içi kadar midye kabukları çıkardık biz betonun içerisinden. Yani düşünüyorum denizden onu aldın, sonra getirdin, betonu kardın, döktün. Bu aşamanın içerisinde ne getirirken, ne dökerken, ne karıştırırken o çok narin olan parça kırılmadı."

Kartal'da yıkılan Yeşilyurt Apartmanı

Gürgen, hedeflerinin önümüzdeki 20 yıl içinde 6,7 milyon bağımsız bölümü dönüştürmek olduğunu, İstanbul'da da 100 bini belediye ve vatandaş işbirliği ile olmak üzere toplam 300 bin bağımsız bölümü dönüştürmeyi hedeflediklerini bildirdi. Gürgen, dönüşümün önündeki en büyük engelin ise mülkiyet sorununun çözülememesi olduğunu ifade etti.

'Çürük olduğunu bilip satan var'

İzmir depreminden etkilenenler için kira yardımlarını başlattıklarını anlatan Gürgen, yıkılan binalarda kalanlardan 134'ünün kiracı, 530'unun da kat maliki olduğunu bildirdi.

Gürgen, bazı kat maliklerinin ise binalarının çürük olduğunu bildiği için yıllar önce dairesini satıp gittiğini söyledi:

"Bu kulaklarım çok şeyler duydu da üzülerek söylüyorum: Kendi binasının kötü nitelikte olduğunu bilen ve dairelerini yıllar öncesinden satmaya başlayıp giden insanlar da var. Yani 17 dairesinin hepsini satıp "Bu bina çürüktür." diye giden var. O enkazın başına tekrar geldi mi, bilmiyorum; televizyonlarda onu seyretti mi, bilmiyorum; bazı şeylerin müsebbibi gibi kendini hissetti mi, bilmiyorum ama biz birtakım şeylerin müsebbibi olmamak için elimizden geldiği kadar çalışıyoruz, yetkilerimiz çerçevesinde de gayret gösteriyoruz."

 

'24 milyon nüfusun yaşadığı alanda yapı denetimi yapıldı'

Yapı İşleri Genel Müdürü Banu Aslan Can, yapı denetimi konusunda komisyona bilgi verdi.

Yapı denetim sisteminin 1999 Gölcük depreminden sonra yapılan yasal düzenlemeyle yaşama geçirildiğini anımsatan Can, şimdiye kadar 81 ilde 798 binanın yapı denetiminin yapıldığını, bunun 24 milyon nüfusun yaşadığı bir alana denk geldiğini, halen 400 bin binanın incelemesinin de sürdüğünü söyledi.

Genel Müdürlük olarak "elektronik beton izleme sistemi"ni yaşama geçirdiklerini ve "çipli beton"la betondaki kayıp kaçağı önlemeyi hedeflediklerini ifade eden Can, şu bilgileri verdi:

"ASELSAN aracılığıyla, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığıyla bir protokol ve ASELSANNET aracılığıyla da bu çalışmalar gerçekleştirildi, ülkemizde de bunun üretim bandı oluşturuldu. Kullanıma başlandığından itibaren iki yılda yaklaşık 9 milyon çipli beton numunesi aldık. Bir yıllık süreç içerisinde yaklaşık 122 bin yapı, yapı çipli olarak çipli betonla üretildi ve istatistiksel olarak incelemelerde de önceki yıllara kıyasla yüzde 99,45 başarı sağlandığı görüldü. Şimdi, yapıları daha güvenli hâle getirebilmek amacıyla bu teknolojileri ilerletiyoruz. Beton çelik çubuğunda da böyle bir teknoloji oluşturmaya çalışıyoruz."

'Çiple binanın neler yaşadığı görülebiliyor'

Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü ile birlikte "Bina kimlik sistemi" çalışmasında son aşamaya geldiklerini belirten Can, binalara asılacak olan olan bu belgede binaların bütün verilerinin yer alacağını ifade etti:

"Mesela, bir bina diyelim ki çipli bir binaydı, BKS'li bir binaydı ve çöktü depremde; biz, yaralıları kurtarmak için o binanın basit bir rölövesini çıkarmaya çalışıyoruz, nereden nereye geçmiş olabilir, oturma odası neresiydi…QR kodlu sistem içerisinde -o kimlik belgesi içerisinde- bütün bilgileri oluyor. Hatta bunun -elimizde mevcut olan eski yapılar için belki mevcut değil ama- şu anda yapılan yapılar için ne zaman beton döküldüğü, kaç kere denetlendiği, denetimlerde ne gibi şeylerle karşılaşıldığı" bunların hepsi dijital ortamda elimizde ve o çip sistemi içerisinde kayıtlı oluyor. Vatandaş telefonuyla bile okuttuğunda o binanın neler yaşadığını, tarihinin nasıl olduğunu görebilecek duruma geliyor."

Can, İzmir'deki kamu binalarının durumu ile ilgili de bilgi verdi. İzmir'de 1810 okulun incelendiğini ve bu okullardan 19'unun ağır hasarlı olduğunu belirten Can, "Bu binaların en genci otuz beş yaşın üstü. Cami olarak 517 adet cami incelendi. 11 adet; bunların 6'sının sadece minaresi, 5'inin altyapısıyla beraber ağır hasarlı olduğu görüldü. Kamu binası 2.029 adet incelendi. Bunlardan 20'sinin ağır hasarlı olduğu görüldü" dedi.

Ayşe Sayın BBC Türkçe