ANALİZ
Giriş Tarihi : 23-11-2020 00:01   Güncelleme : 23-11-2020 06:55

Ahmet Taşgetiren yazdı: MHP ile ittifak sorunlu mu? /

Ahmet Taşgetiren yazdı: MHP ile ittifak sorunlu mu? /

Türkiye siyasetinde herhangi bir partinin HDP ile birlikteliği yoğun tartışma konusu. HDP’nin Kandil ya da PKK ile ilişkisi bu parti ile her türlü yan yana gelişi problemli hale getiriyor. Şu sıralar yoğun biçimde Millet İttifakı’nın ve daha çok da o yapının paydaşı olan İyi Parti’nin HDP ile de ortak hareket edip etmediği tartışılıyor. Hesap belli, bu tartışmalar sonucu İyi Parti ya da HDP’nin Millet İttifakı’ndaki konumu değişirse, iktidar karşısındaki blok çatlamış olacak.

Peki MHP ile ittifak sorunlu mu?

HDP ile ilişkinin sorunlu olmasından yola çıkıp, böyle bir soruya gelinir mi? Ne demek bu? MHP ile HDP’yi aynı kefeye mi koyuyoruz yani?

Siz bu soruyu sorun ben de Bahçeli’nin Çakıcı ile ilgili sözlerinin ne anlama geldiğini ve bu anlamın Ak Parti’yi ilgilendirip ilgilendirmediğini sorayım. 

Bahçeli çok açık bir söz söyledi: “Çakıcı benim dava arkadaşımdır.”

Peki bu sözün anlamı nedir? Mesela Bahçeli’nin Çakıcı ile ilgili “Babası ülkücüydü” sözü de önemli ama “Dava arkadaşımdır” ifadesinin ondan farklı ve daha ötede bir aidiyeti ifade ettiği açıktır. 

Demek ki ortada bir dava var ve Bahçeli ile Çakıcı o davada buluşuyor.

Dava misyon demek. 

O zaman bakılacak olan Bahçeli ve Çakıcı’nın hangi misyonda buluştuğudur. 

Bahçeli bir siyasetçidir, Çakıcı ise “suç örgütü lideri” olarak Türk mahkemelerinde mahkumiyeti kesinleşmiş birisidir. 

Muhtemel ki Bahçeli, Çakıcı’nın mahkum olduğu “suç örgütü liderliği”nde buluştuklarını ifade etmek istememektedir.

Ve muhtemel ki, Çakıcı ile arasında “başka işler”de bir “dava arkadaşlığı” bulunduğunu anlatmaya çalışmaktadır. 

Bir kısmı medyaya da yansıyan bu “başka işler”in  “devletin kimi örtülü operasyonları” olduğunu söylemek yanlış olmaz. 

Anlaşıldığına göre Devlet, kimi ülkücü elemanları muhtemelen yurt dışında kimi örtülü operasyonlarda görevlendirdi. 

İşin ilginç yanı şu ki bu elemanlardan bazıları ülke içinde de suç örgütü oluşturdular ve bir tür mafyalaşma işine karıştılar. 

Bu süreçte “Devlet” ile ilişkileri neydi, nasıldı bilinmiyor. Mafyalaşma Devlet’in bilgisi dahilinde miydi, öyle ise Devlet buna nasıl göz yumdu, Devlet içindeki kimi birimler  - kişiler mafyatik ilişkilerden rant devşirdiler mi, bunlar da bilenlerin bildiği ama kamuoyunda pek yankı bulmayan işler. 

Bir Susurluk yaşandı. Orada Siyaset – Devlet ve Ülkücü yapının bir kanadının iç içeliği ortaya döküldü. Ama herkes biliyor ki Susurluk’un kimi boyutları muamma olarak kaldı. 

İşin ilginç yanı yakın zamanda Susurluk’tan tanınan bazı isimlerle Bahçeli’nin gayretleriyle cezaevinden çıkan Alaaddin Çakıcı bir fotoğrafta buluştu ve o fotoğrafın medyaya yansıması sağlandı. 

İşte bütün bu sürecin sonunda Bahçeli “Çakıcı benim dava arkadaşımdır” sözünü söyledi. 

Belli ki Bahçeli bu sözü söylemekte bir çekince görmedi. Aidiyeti bir onur gibi sergiliyor. Son zamanların klişe ifadesi ile “Diyecek bir şey yok.” 

Ama sanırım iktidarın asıl sorumlusu olarak Ak Parti’ye ve Hükümet’e diyecek bir şey var. 

Şu andaki iktidar yapısı AK Parti’ye MHP’nin sağladığı destekle mümkün oluyor. MHP lideri “Çakıcı dava arkadaşımdır” diyor. Çakıcı’nın, Susurluk süreciyle bağlantılı isimlerle ilişkileri var. Susurluk süreci Devlet bünyesinde farklı derinlikleri çağrıştırıyor. 

Bu denklemde bir gariplik olduğu açık değil mi? 

Bir soru şu: Ak Parti liderliği çözdü mü tüm bu ilişkilerin çerçevesini? Halen devlet bünyesinde derin yapılar mevcut mu ve şu anda Çakıcı’nın ilişkileri bu derinliklerle ne ölçüde bağlantılı? 

Diğer soru şu: Bir suç örgütü liderliği ile dava arkadaşlığı, MHP ile ilişkiyi sorunlu hale getirmiyor mu?

Ak Parti’nin mevcut sistem içinde MHP desteğini “Eli mahkûm” konumunda kabul ettiği bir gerçek. Yüzde 50 artı 1 gerçeği böyle söylüyor. 

Ak Parti’nin geçmişte MHP’ye karşı ciddi rezervleri vardı. Ama son süreçte MHP desteğine mahkûm hale gelindi. Bu ilişkinin evet Ak Parti’ye iktidar sağladığı ama bir imaj yüklediği de muhakkak. İktidardan mı o imajdan mı vaz geçmek dendiğinde iktidar cazibesinin ağır bastığı görüldü. Ama o “İmaj”ın bir şeyler götürdüğü de açık. Giden şeyin “oy” olduğu da açık. Artık giden oy MHP’ye mi gidiyor yoksa başka partilere mi onun hesabını yapmak Ak Parti yöneticilerine düşüyor. Ama MHP ile iş birliğinin bir bedele dönüştüğü, hele Çakıcı ile ilişki ayan beyan ortaya çıktığına göre çok da savunulamayacak bir bedele dönüştüğü ortada.  

“Kayıt dışı siyaset” el yakar, dikkat.

Karar