ANALİZ
Giriş Tarihi : 08-11-2020 12:02   Güncelleme : 12-11-2020 09:49

Bülent Acun Yazdı: Hazin Bir Kapanışın Düşündürdükleri...

Bülent Acun Yazdı: Hazin Bir Kapanışın Düşündürdükleri...

Akbaba Mehmet Efendi Camii'nde sabah namazını eda etmiş, güzel ve güneşli bir İstanbul sabahına “merhaba” demiştim.

Güne camiinin hemen karşısındaki Girne Restaurant'ta Erdoğan Usta'nın nefis mercimek çorbasıyla sıcak bir başlangıç yapmış, işbaşı yapmak için , adeta  sel  olup akan insanlarla birlikte  ben de Beyazıt'a akmıştım.

Çorbayla yapmış olduğum kahvaltıyı çayla taçlandırmak üzere Emek Han'da bulunan sevgili Hasan Ağabey'in çay ocağındayım. Hasan Ağabey'in mekanında gelenek bozulmuyor çay, kahve bahane sohbet, muhabbet şahane...

Şimdi yakıtını tam almış  bir araç gibiyim yada içinde bulunduğu bahçenin bahçıvanı tarafından suya kandırılmış bir çiçek gibi.

Evet, şimdi vakit boş durma vakti değil, kitabın kalbi Cağaloğlu'nda yayın evleri arasında ilim irfan peşinde koşturma vakti.

İstanbul'da en çok sevdiğim şeylerden biri Cağaloğlu'nda yayın evleri arasında kitap kokulu seyahatler..

5 yıldır Cağaloğlu'nun kitap kokusuna doyamadım.

Bu doyumsuz seyahatlere birini daha eklemek için Cağaloğlu'na doğru koşar adım yürüyorum. Diyanet, Beyan, Erkam, Dergah, Kayıhan, Timaş  ve nihayet Pınar kitabevinin önündeyim. Fakat oda ne, kitabevinin kepenkleri kapalı. Tatil değil, bayram değil.  Acaba olağanüstü bir durum mu var diye kendi kendime soruyor endişeleniyorum.

Durumu öğrenmek için  soluğu  kitabevinin bulunduğu handaki çay ocağında alıyorum.

Muhammed'e, “Pınar'a ne oldu? kitabevi neden kapalı” diye heyecanla soruyorum.

-Hocam hepsi aşağıda cevabını alınca hayli rahatlıyorum. Bu rahatlıkla içerideki  kapıdan kitabevine giriyorum. Ekip  Cevat ağabey nezaretinde hummalı bir çalışma içinde.

Cağaloğlu'nun bilge kitapçılarından gönül dostu Cevat Özkaya Ağabey'e  ve ekibine selam veriyor, gösterdikleri yere oturuyorum.

Ve Cevat Ağabeyle aramızda şu konuşma geçiyor.

-Hayırdır Ağabey? Bu hummalı çalışmanın hikmeti nedir?

-Mağazayı kapatıyoruz Bülent Hocam. Bu hummalı çalışmanın hikmeti budur.

Biliyorsun burayı büyük bir umut ve heyecanla  açmıştık. İnsanlar akın akın gelsinler, diledikleri kitabı alsınlar şu geniş mekanımızda hem çaylarını yudumlasınlar hem de kitaplarla hemhal olsunlar demiştik,  fakat olmadı işte. İnternet üzerinden kitap satışlarımız iyi, fakat kitap mağazamız hak ettiği ilgiyi maalesef göremedi.

-Peki ne yapacaksınız ağabey?

-Aşağı katta  bulunan depomuzda  okurlarımıza hizmet  vermeye devam edeceğiz.

-Kitap mağazanız pek geniş ve güzeldi. Hayli istifade ettik doğrusu.

-Hocam ,Allah kısmet eder pandemi biter işler rayına oturursa yine buna benzer güzel bir mekan açmayı düşünüyoruz.

Gördüklerim ve duyduklarım beni ne kadar üzdüğünü tarif etmeye kelimeler kifayet etmez.

Her gördüğümde etrafına neşe saçan Cevat Ağabey'i böyle üzgün ve mahzun görmek adeta beni kahretti. Pınar kitabevinin kapanan kepenkleri beni öyle sarstı ki anlatamam. Cevat Ağabey'in yanından ayrılırken, gözyaşlarımın akmasına hakim olamadım.

İstanbul'a ilk geldiğim günler geldi aklıma . O günlerde Cağaloğlu ne kadar da hareketliydi. Taşınan, kapanan, küçülen  yayınevlerini ve kitap mağazalarını görmek. Bir taraftan Cağaloğlu'nu, yayın evleri ve kitabevleri mezarlığına dönüştürürken, diğer taraftan da kitap kokusuyla nefeslenen okura evlat acısı gibi geliyor. Kapanan ve küçülen her yayın evi ve kitabevi kültür ve medeniyetimizin cenaze namazı mesabesindedir.

O gün hayli mahsun gördüğüm Cevat Ağabey daha birkaç yıl önce bu mağazayı açarken ne kadar ümitli  ve heyecanlıydı.

Kitabı, okuru ve yazarı kitabevinde buluşturmak için ne hayaller kurmuştu. O gün kurduğu cümleler hala kulağımda yankılanıyor.

Bir yayınevin, kitabevinin, kitap mağazasının kapanması bir devrin , bir dönemin ve bir tarihin sonu demektir.

Bundan dolayı kapanan  ve küçülen her kurum içinde bulunduğumuz durumdan haber verir durmadan.

Yayınevleri ve kitabevleri sadece neşredip satışa sundukları kitapların değil, en az onlar kadar açıldıkları ve kapandıkları devirlerinde hafızaları, şahitleridir. İstanbul'da kitabın kokusu azaldıkça insanın korkusu artıyor. Yayın evleri ve kitap evleri tarih , kültür ve medeniyetimizin devasa sütunlarıdır.

Pınar kitabevinde geçen o güzel yıllarımı asla unutmayacağım. Çay ile kitap kokusunun verdiği o tarifsiz hazzı ömrüm oldukça hep hissedeceğim. Cevat Ağabey'in içini, dışından gizlemeyen, bilgi, tecrübe ve samimiyet  dolu tatlı ve faydalı sohbetleri hafızamda  hep hatırlı bir yer tutacak.

Mustafa, Alparslan, Ramazan, Semih ve iki Ahmet'ten oluşan Pınar Kitabevi'nin harika altılısı kitaba adanmış hayatlar albümün de bir ömür saklı kalacak.

Ey Okur!

Sakın bu yazıyı okuduktan sonra “Burası İstanbul, dünyanın ticaret merkezlerinden bir şehir. Her gün bu şehirde onlarca mağaza açılır, kapanır. Bir kitap mağazasının kapanışına neden  bu kadar anlam yüklüyorsunuz? diyerek  bu satırların yazarını kınayıp ayıplama. Unutma ki, yayın evleri ve kitap evlerinin art arda kapandığı bir ülkede Allah muhafaza, kitap düşer. Kitabın düştüğü tarih, kültür ve medeniyet sarsılır, bitap düşer.