Zülküf Eser
Giriş Tarihi : 28-10-2020 20:12   Güncelleme : 05-11-2020 12:36

Zülküf Eser Yazdı: Bu Asrın Ömer Muhtarları Nerede!

Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, aşure dağıtmak, cüze gitmek, zikir halkasına oturmak elbette ki güzeldir, gereklidir ama buralardan edinilen tecrübe, alınan gıda seni, çocuğunu İslam ahlak ve irfanına göre yetiştirmeye sevk etmiyorsa rahmetli Timurtaş Hoca’nın dediği gibi söyleyelim: “Vallahi bu namaz seni kurtarmayacaktır.”

Zülküf Eser Yazdı: Bu Asrın Ömer Muhtarları Nerede!

              

Yıllar evvel günlük mevkutelerin birinde gözüme bir çocuk fotoğrafı ilişmişti. Fotoğrafın altında bulana şu kadar para ödül diye bir not düşmüşlerdi. O zamana göre verilen rakam çok yüksekti. Bu beni bir hayli duygulandırmıştı. Kaybolan bir çocuk için neredeyse servet ortaya dökülmüştü. Alkışlanacak bir davranıştı.

Şimdi düşünüyorum da o çocuk ne kadar şanslıydı. Bir tırnağına servetler sayacak kadir kıymet bilir bir ailesi, bir çevresi vardı. Bu güzel bir şeydir. Takdirlik bir davranıştır. Aile budur zaten. Minik tavuğu gözünüzün önüne getirsenize! Yavrusuna biri musallat oldu mu tabana kuvvet kaçmak yerine saldırgana karşı adeta arslan kesilir. İnsanoğlunun tavuktan alacağı çok dersler vardır!

Gazeteye ilan veren aile çocuklarını buldu mu bulmadı mı bilmiyorum ama ümmetin çocukları bugün kayıp, yitik biri hazine gibi! İsmi Ahmet, Mehmet, Zehra, Fatma, Cihad olan nice pırıl pırıl gençlerimiz kapitalist zihniyetin değirmeninde dinden-imandan uzak bir bunalımın ve buhranın eşiğinde heder olup gidiyorlar. Bu genç neslimizi, çocuklarımızı, yavrularımızı daha ne zamana kadar kurban vermeye devam edeceğiz?

“Çocuklar size Allah’ın emanetidir” der efendimiz bir hadisi şeriflerinde. Yarın Ruz-ı mahşerde emanetlerinize sahip çıktınız mı diye sormaz mı Cenabı Hak? Bu masum, günahsız, tertemiz yavrularımızı sokaklara atarak hem kendimize, hem geleceğimize, hem mutluluğumuza, hem de ahiretimize zarar veriyoruz. Onları, etraflarında dönen kirli oyunlardan, sinsi tehlikelerden, insan görünümlü müsveddelerden, dalkavuklardan korumak biz büyüklerin, annelerin, babaların, teyzelerin, halaların, dayıların, amcaların görevidir. “Saldım çayıra, Mevlam kayıra” hesabı yapamayız.

Para kazanması için sokağa, okuması için okula, çalışması için sanayiye ya da başka bir yere çocuğu göndermek çözüm değildir. Onu takip etmek, iyi insanlarla arkadaşlık kurmasını sağlamak, ortamını bilmek, mesai arkadaşlarını tanımak zorunluluktur, görevdir, Müslüman’ın vazifesidir. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, aşure dağıtmak, cüze gitmek, zikir halkasına oturmak elbette ki güzeldir, gereklidir ama buralardan edinilen tecrübe, alınan gıda seni, çocuğunu İslam ahlak ve irfanına göre yetiştirmeye sevk etmiyorsa rahmetli Timurtaş Hoca’nın dediği gibi söyleyelim: “Vallahi bu namaz seni kurtarmayacaktır.”

Şunu unutma muhterem kardeşim: Evladın akşam eve geldiğinde o gün kazandığı, cebinde eve getirdiği para onun ahlakından, edebinden, ilim ve irfanından daha önemli ve öndeyse gün gelir dizini döversin, yüreğin yanar ama iş işten geçer. Evlatlarınıza sahip çıkın. Okutun, edep ve irfan sahibi müminler olmalarını sağlayın. Böyle davranmanız hem sizin için, hem toplum için, hem de ümmet için hayırlı bir iş olur, bunun Allah’ın yanındaki adı cihaddır. Çocuklara sahip çıkmak en büyük cihaddır, en büyük kulluktur, en büyük irfandır. Unutma ki bütün meyve veren ağaçları önce küçük birer fidan idiler. Bu koskocaman ağaçlar o fidanların büyümüş halidir. O fidanlar küçükken sulanmasaydı, gübre verilmeseydi, etrafları çapalanmasaydı kısacası bakılmasaydı büyürler miydi? Hayır!

Kudüs’ün fatihi Selahaddin Eyyubi’de bir zamanlar bir çocuktu ve onu da ailesi, çevresi yetiştirdi ama ümmetin yüzünü güldüren bir dahi, bir fatih, bir mücahit oldu. Sosyal medya mücahitlerinden söz etmiyorum yanlış anlamayın. Laf kalabalığı yapan, din-iman ticareti yapan, ne dediğinin farkında olmayan, bir dediği öbür dediğini tekzip eden ama gene de yüzü kızarmadan takipçilerinin beğenileriyle sosyal medyalarda kahramanlık taslayamaya çalışan mücahit müsveddeleriyle işimiz olmaz. Onları takipçileriyle baş başa bırakalım. “Kudüs’ü almayana kadar gülmek bana haramdır” diye büyük mücahit, büyük komutan, büyük devlet adamı Selahaddin Eyyubi Ruhundan söz ediyoruz.

Dört yanımız düşman dolu. Kâfiri, münafığı, isyankârı tek yumruk. Hepsi Ümmetin çocuklarının başına vuruyor. Artık uyanma vakti. Tek saf, tek yürek, tek yumruk olma demi. Ümmetin kurtuluşu senin çocuğunun kurtuluşuna bağlı. Filistin’in, Mekke’nin, Medine’nin, İstanbul’un, Buhara’nın, Isfahan’ın, Saraybosna’nın kurtuluşuna duacıysan çocuğuna sahip çık, onu İslam ahlak ve irfanına göre yetiştir. Bu asrın Selahaddin’i, bu asrın Fatih’i, bu asrın Şeyh Şamil’i, bu asrın Tarık bin Ziyad’ı,  Hasan El-Benna’sı, Abdülkadir Udeh’i, İzzeddin el-Kassam’ı, Ömer Muhtar’ı, İmamı Azamı, Caferi Sadık’ı senin sahip çıkmadığın çocuğun, yavrun, evladın olabilir! Evladına sahip çık. Allah’a emanet olunuz.