ANALİZ
Giriş Tarihi : 28-10-2020 08:11   Güncelleme : 28-10-2020 08:11

Arap Dünyasında Halklar Siyonist İsrail İle Normalleşmeye Nasıl Bakıyor?

Kimi Arap ülkelerinin Siyonist Rejim İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesinin tam olarak gözden geçirilmesi, normalleşmenin halkın desteğinden yoksun şahsi ve kişisel bir karar olduğunu gösteriyor.

Arap Dünyasında Halklar Siyonist İsrail İle Normalleşmeye Nasıl Bakıyor?

Şimdiye dek Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Sudan resmi olarak Siyonist Rejim İsrail ile ilişkilerini normalleştirdiklerini açıklamışlardır. Görünen o ki bu anlaşmanın imzalanmasındaki en önemli faktör de kişilerin rolleridir.

Bahreyn kralı Hamd bin İsa Al-ı Halife, Birleşik Arap Emirlikleri Veliahdı Muhammed bin Zayid Al-i Nehyan ve de Sudan geçiş konseyi başkanı Abdülfettah El Burhan ve asıl olarak da Amerika başkanı Donald Trump ve Siyonist Rejim İsrail başbakanı Binyamin Netanyahu bu anlaşmalarda temel rol oynamışlardır.

Şeyh Hamd bin İsa 2011 yılından bu yana hep halk ayaklanmaları ve protestoları ile karşılaştı.

Protestocular ise demokratik bir düzenin kurulmasına ve Al-ı Halife rejiminin devrilmesine vurgu yapmışlardı. Şimdiye kadar Şeyh Hamd ve Al-ı Halife hanedanını Bahreyn iktidar yapısında koruyan etken de Al-i Suud'un ve Amerika hükumetinin başta da Donald Trump'ın bu yönetime verdiği destek olmuştur.

Şimdi de Amerika'nın Siyonist Rejim İsrail ile ilişkileri normalleştirme yönündeki reçetesine karşı çıkmak ise Al-ı Halife'ye olan tüm destekleri kesecekti ve sonuçta bu yönetimi çok zayıf bir konuma düşürecekti. Bu yüzden Al-ı Halife'nin iktidarda kalma ihtirası, İsrail ile barış anlaşmasını kabul etmenin de temel etkeni idi. Muhammed bin Zayid ise bölgenin çoğu siyasi ve güvenlik alanındaki gelişmelerinde eli bulunan Batı Asya'daki aktif aktörlerden sayılır.

Al-ı Nahyan Al-ı Halife'ye göre daha az iç muhalefet ile karşı karşıya olmasına rağmen Al-ı Nahyan özellikle de Muhammed bin Zayid kendi güvenliği açısından da Amerika'ya aşırı şekilde bağlı olduğunu biliyor. Abülfettah El Burhan ise diğer Arap yöneticilere göre daha zayıf ve sarsılmış bir konumda yer almıştır.

Orgeneral El Burhan Sudanlı askeri güçlerin Ömer El Beşir'in hükümetine karşı darbesinin ardından iktidara geldi ve şimdi de Sudan geçiş konseyi başkanlığını yapıyor. Başka bir ifade ile El Burhan, Batı'nın ve uzlaşma yanlısı Arap ekseni ülkelerin onu Sudan'ın Abdülfettah Sisi'sine dönüştürmek istediği sırada iktidarını kalıcılaştırmak ve sürdürebilmek için her zamandan daha ziyade Amerika'nın yardımlarına göz dikmiştir.

Trump şimdi de normalleşmeden özel amaç güdüyor ve bu çerçevede Siyonistlerin desteklerini de arkasına alarak sonlanmasına 10 gün kalan başkanlık seçimlerde oylarını arttırmak istiyor. Bu çerçevede Arap ülkeler ile ilişkilerin normalleştirilmesi İsrail yönetimi ve iktidar yapısı tarafından desteklense de Binyamin Netanyahu bu yöndeki girişimleri kendine olan baskıları azaltmak için kullanıyor.

Aylardır Netanyahu İsrailli protestocular tarafından baskı altındadır. Protestocular ise onun başbakanlık mevkiinden istifa etmesini istiyorlar. Bu şahsi ve kişisel eğitimlere karşı ise halkın talepleri ve istekleri bulunmaktadır. Bahreyn veya Sudan'daki halkın çoğunluğu ve de BAE'ndeki halkın büyük bir bölümü de İsrail ile ilişkilerin normalleşmesine karşı olduklarını belirtmişlerdir.

Sudan halkı Cuma akşamı uzlaşma açıklamasının ardından protesto gösterileri düzenlediler. Kimi Sudan siyasi grupları özellikle de Mutemer ve Ümmet gibi partiler de bu uzlaşmanın Sudan geçiş konseyi için ağır sonuçlar doğuracağını belirtmişlerdir. Bahreyn ve BAE'nde de bu hususta protesto gösterileri düzenlenmiştir.

Bu gösteriler ise bu ülkelerdeki normalleşme kararlarının şahsi bir karar olduğunu Amerika'nın baskıları altında alınan kararlar olduğunu gösteriyor. Çünkü bu halkın desteğinden yoksun şahıslar iktidarda kalmak için Washington'un desteklerine ihtiyaç duyuyorlar. Gerçekte bu şahsi ve keyfi kararlar iktidarın başında yapılacak her hangi bir değişikliğin bu anlaşmaların da yok olmasına yol açacağını ve bu tür uzlaşma anlaşmalarının pratikte pek sürdürülemeyeceğini gösteriyor.

Hürseda Haber