GÜNCEL
Giriş Tarihi : 21-09-2020 20:19   Güncelleme : 21-09-2020 20:19

Erdoğan: Uluslararası platformdaki çarpık yapıyı 'Dünya 5'ten büyüktür' diyerek eleştiriyoruz

"Vatandaşlarımız bireysel sorumluluklarını yerine getirdiği müddetçe bu işin üstesinden rahatça kalkarız"

Erdoğan: Uluslararası platformdaki çarpık yapıyı 'Dünya 5'ten büyüktür' diyerek eleştiriyoruz

Kabine toplantısının ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Covid-19 hastası olmasına rağmen dışarı çıkan kişilerin suç işlediği söylerken, "Vatandaşlarımız bireysel sorumluluklarını yerine getirdiği müddetçe bu işin üstesinden rahatça kalkarız" ifadesini kullandı. Erdoğan, alınan yeni tedbirlerle ilgili şunları söyledi:

"Maske ve mekan denetimlerinde uygulanan cezaların bazı kamu kurumlarında yapacak işlemler öncesi ödenmiş olması mecburi hale getirilecektir. İl kurulları gerektiğinde özel tedbirler alıp bunları uygulayabilecektir. Kafe ve restoranların denetimi sıklaştırılacaktır. Çeşitli ülkeler tarafından geliştirilen ve son aşamaya gelen aşıların Türkiye'deki çalışmaları yakından takip edilmektedir. İl bazında 65 yaş üstü vatandaşlarımızın ulaşım saatlerinde sınırlama yapılabilecektir. Yerli aşıda da insan üzerinden deneme çalışmaları önümüzdeki aylarda başlayacaktır."

T24'te yer alan habere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

"Yarın BM 75. Genel Kurulu başlıyor. BM tarihinde ilk defa ülkemizden bir isim, eski bakanlarımızdan Volkan Bozkır, Genel Kurul Başkanı olarak görev yapacak. Sayın Bozkır'a görevinde başarılar diliyorum. Şayet salgın sıkıntısı olmasaydı, biz de yarın Genel Kurul'da ülkemizi temsil edecek heyetin başında olacaktık. Salgın sebebiyle mesajımızı yarın akşam saatlerinde inşallah yayına gireceğiz. Genel Kurul'un öncelikli gündemi hiç şüphesiz salgın olacaktır. Türkiye olarak, uzun yıllardır BMGK başta olmak üzere uluslararası platformdaki haksız, adaletsiz ve çarpık yapıyı dünya beşten büyüktür diyerek eleştiriyoruz. 1. ve 2. Dünya Savaşları'nın ardından oluşturulan mevcut yapının artık sürdürülemez olduğu gerçeği yaşanan her hadisede kendini gösteriyor. Suriye'den Yemen'deki insani krizlere, Afrika ve Güney Amerika gibi kırılgan bölgelerdeki gelişmeler dahil her alanda çuvallayan BM, salgında da sınıfta kaldı. BM, salgınla mücadele için gereken tedbirlerin alınması için hiçbir varlık ortaya koyamadı. Türkiye tek başına 146 ülkeye tıbbi malzeme desteği verip el uzatırken, BM'nin bu derece etkisiz kalması tespitimizin doğruluğunu bir kez daha teyit etti. Sömürgeci ve soykırımcı bir geçmişe sahip olan Batı, kaşıkla verip kepçeyle alma alışkanlığı sebebiyle bunu anlamakta zorlanıyor. Suriye'de, Libya'da, Yemen'de ve daha halen devam eden pek çok insani krizde riyakarlığını, ilkesizliğini, çıkarcılığını ispatlayan ülkelerin dünyaya hak ve adalet dağıtamayacağını bir kez daha tekrarlıyoruz. Salgın karşısındaki çaresizlikleri, gelişmiş ülkelerin hazırlıksız yakalandığı bir krizde kendilerine bile hayırlarının olamayacağını göstermiştir. 

"Artık hükmü kalmamış, fiiliyatta geçerliliği olmayan, kendi siyasi ve toplumsal gerçeklerine aykırı beyinleriyle nara atanların yaptıkları, mezarlık yanından geçerken ıslık çalanların psikolojisiyle aynıdır. Milletimiz, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da gireceği mücadelelerde ortaya çıkacak sonuçları bilmekte ve direncini ona göre geliştirmektedir. Bu topraklarda bin yıldır yaşayan ulu çınar, bir kez daha uyanmış ve harekete geçmiştir. Karşımızda diklenenler ise, tıpkı içten çürüyen ağaçlar gibi çıkacak ilk fırtınada yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olan kabuktan olan birer kütük gibidir. Kıbrıs'ta, Akdeniz'de, Ege'de, biz kimsenin hakkına hukukuna el uzatmıyoruz, sadece kendi hakkımıza, hukukumuza, kazanımlarına saygı gösterilmesini istiyoruz. Bu ülkelerin halklarını gerçekleri öğrenmeye ve ona göre tavır takınmaya davet ediyoruz. Yaşamayı ve yaşatmayı dünyaya bakışının merkezine yerleştirmiş bir ülke olarak, her zaman olduğu gibi bugün de barışı, huzuru, istikrarı ve refahı arzu ediyoruz. Bize karşı yürütülmeye çalışılan 'Her şey benim olsun, sen verdiğime razı ol' dayatması ne gerçekçidir, ne de mümkündür. Bu söylediklerimizin kuru bir retorik olmadığını ispata, bırakınız 2 bin yıllık devlet geçmişimiz, sadece son dönemdeki mücadelelerimiz yeterlidir.

"Türkiye demokrasisi ve ekonomisiyle tarihi bir dönüşümü tamamlamanın son raddesine gelmiştir. Kesintisiz bir şekilde yaşadığımız saldırılarda ülkemize karşı kullanılabilecek tüm yöntemler değerlendirilmiştir. Terör örgütleri kullanılarak yapılan saldırılar canımızı yakmıştır, kanımızı dökmüştür ama amacına ulaşamamıştır. Vesayetin ve darbecilerin milli iradeyi teslim alma girişimleri her seferinde milletimizin ferasetine çarpıp yıkıldı. Ülkemizin yönetimini tercih dışındaki yollarla değiştirme senaryolarını ifşa ettik. son dönemde bizi sahillerimize hapsetmeye, doğal zenginliklerden hapsetmeye yönelik girişimlere benzer mukavelelerde bulunduk. Son olarak salgında ülkemizin hizmet altyapısının ne derece önemli olduğunu gösterdik. Artık hiç kimse 2053 vizyonu, 2071 vizyonu dediğimizde geçiştirmiyor. bu vizyonları mutlaka hayata geçireceğimiz inancı dostlarımızda da düşmanlarımızda da güçleniyor. Biz ülkemizi ve milletimizi yakın zamanlardaki hedeflerine ulaştıracağımıza tüm kalbimizle inanıyoruz. Bu duygularla bir kez daha sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum."