ANALİZ
Giriş Tarihi : 27-08-2020 07:23   Güncelleme : 29-08-2020 13:41

Abdülbari Atwan yazdı: İsrail-BAE ihanet anlaşması, İran-Türkiye ittifakını getirecek

İsrail ile BAE arasındaki stratejik anlaşmanın güvenlik ve askeri maddelerinin hedefi İran'dır

Abdülbari Atwan yazdı: İsrail-BAE ihanet anlaşması, İran-Türkiye ittifakını getirecek

İsrail ile BAE arasında bir savaş yoktu ki barış anlaşması yapsınlar! Burada "barış anlaşması" denilerek gerçekler saptırılıyor. Bu bir anlaşma değil birliktir. İsrail, İran ile savaşmak için Körfezin merkezine yerleşmek istiyor. Bana kalırsa bu anlaşmayla asıl hedeflenen, Filistin davasının tasfiye edilmesinin yanı sıra İran'dır. İsrail artık doğrudan İran ve körfez sınırlarında yer alıyor.

Geçen bölümde sizlerle İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki anlaşma hakkında konuşmuştuk. Bu anlaşmanın ABD Başkanı Donald Trump'ın gözetiminde yapıldığını söylemiştik. Bana kalırsa burada mesele anlaşma değil, bu birliktir. Bu, BAE ile işgalci İsrail devleti arasında varılan stratejik bir koalisyondur. Bu anlaşmanın önemli maddesi güvenlik ve askeri kısımlarıdır. Tüm normalleşmeleri ve diğer anlaşmaları bir kenara bırakıp işin bu kısmına odaklanmamız gerekiyor. Stratejik bir şekilde bu anlaşmanın derinliklerini iyi okumalıyız..

İsrail ile BAE arasında bir savaş yoktu ki barış anlaşması yapsınlar! BAE'den İsrail'e yönelik tek bir kurşun atıldığını görmedik. Aynı şekilde Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Umman ya da hiçbir körfez ülkesinin İsrail ile savaştığını görmedik. Burada "barış anlaşması" denilerek gerçekler saptırılıyor. Bu bir anlaşma değil birliktir. İsrail, İran ile savaşmak için Körfezin merkezine yerleşmek istiyor.

Bana kalırsa bu anlaşmayla asıl hedeflenen, Filistin davasının tasfiye edilmesinin yanı sıra İran'dır. Gerçek şu ki, Trump'ın bu anlaşmayı organize etmesinin sebebi İsrail'i Körfez bölgesinin batı sahiline yerleştirmektir. Bu şekilde Arap adasının kalbinde olması umuluyor. Yani artık İran'dan uzak olmayacak, ya da İran'a ulaşabilmek için Suudi Arabistan, BAE ya da Ürdün gibi başka ülkelerin hava sahasını kullanmak zorunda kalmayacak. İsrail artık doğrudan İran ve körfez bölgesinin sınırlarında yer alıyor.

İşte bu, bizim odaklanmamız gereken en önemli şeydir. Niçin? Eğer İran haritasına baktıysanız göreceğiniz ilk şey, nükleer reaktörler ve tesislerin çoğunluğunun Körfezde olduğudur. Arak, Yezd, Natanz, Buşehr gibi tesislerin hepsi Körfez'dedir. Bundan da önemlisi, İran'ın petrol ve gaz çıkardığı alanların çoğunluğu da Körfez bölgesindedir.

Bu anlaşmanın üçüncü temel noktası ise, deniz geçiş yollarıdır. Kardeşlerim gelecek savaş su geçiş yolları üzerine olacak. Bu su yollarını kontrol altına alma savaşı olacak. Su geçişleri nerede? Çoğunluğu öyle ya da böyle BAE'nin kontrolü altındadır. Yani , Bab El-Mendeb'i Güney Geçiş Konseyi kontrol altında tutuyor. Hürmüz boğazı Umman ile BAE'nin kontrolü altında. Her şey hesap ediliyor. BAE bu anlaşmayla İsrail için güçlü bir zırh haline geldi.

Niçin BAE F-35 istiyor? Niçin Amerika'nın gelişmiş uçaklarını istiyor? Peki, Amerika niçin bu uçakları BAE'ye vermek üzere anlaşıyor? Bütün boş sözleri ve alanları bırakın! Bu Amerika'nın projesidir ve ittifakıdır. BAE isterse bu uçaklarla İsrail'e saldırarak Filistin'i kurtarabilir. Hayır, çünkü bu mesele kapandı, Filistin davası bitti. Filistin'i özgürleştirme davası kapandı. Bu uçaklar, Körfezdeki üsten İran'ı vurmak için alınıyor. New York ya da Florida'dan değil Körfez bölgesinde konuşlanarak İran'ı hedef alıyor. Bu füzeler gerçekten çok gelişmiş. Bu gücün amacı, İran'a karşı yığınak yapmaktır.

Bir diğer meselede var ki, haber kaynakları BAE'nin İsrail'den drone uçaklarını düşürmek için savunma sistemi aldığını duyurdu. BAE niçin bu savunma sistemlerini alma ihtiyacı duydu? Bunun sebebi de kendini Husilere karşı güçlendirmek. Husiler Dubai havalananına ve Abudabi havalananına uçaklar göndererek BAE devletini uyarıyor. Sonuç olarak bu savunma sistemlerinin istenmesinin sebebi bölgede giderek güçlenen Husiler ve İran'a karşı kendini güvenceye almak istemeleridir.

Öte yandan, normalleşme sorunu ne İran'ı ilgilendiriyor ne de İsrail'i ilgilendiriyor. İsrail zaten geçmişte de Körfez ülkeleriyle normal ilişkilere sahipti. Ancak tek fark var, bu bölgenin halkları İsrail ile normalleşmedi. Örneğin Mısır İsrail ile ilişkiler kuruyor ancak halkı asla İsrail ile normalleşmedi. İsrail ne ekonomik ne politik ne de askeri alanlarda Mısır halkını hala geçebilmiş değil. Aynı durum Ürdün için de geçerli. Ürdün Mısır'dan küçüktür evet, ancak İsrail Ürdün ile normalleşme aşamasına geçmeyi başaramadı. Ancak BAE burada küçük balıktı. İsrail BAE'yi kolay bir lokma olarak yuttu. Bu çok önemli bir konudur.

Bu anlaşma ile İsrail birinci derecede İran'ı hedef alıyor. Çünkü İsrail İran'ı varoluşsal ve stratejik bir tehlike olarak görüyor. İran Hizbullah'ın, Irak'ta Haşdi Şabi'nin başlangıç noktasıdır.. Suriye'nin koruyucusudur, ve Amerika'nın bölge üzerindeki planları karşısında Suriye rejiminin düşmesini engellemiştir. Elbette Rusya'nın da bu konuda katkıları kuşkusuzdur. Aynı şekilde İran Husilerin de başlangıç noktasıdır. Husileri Abkayk'ta Aramco tesislerini vurmak için füzeleri nereden aldı? Kim bugün gerçekten Hudeyde limanının düşmesini engelledi? Elbette İran! İşgal altındaki Filistin'de Hamas ve El-Cihad'ı kim silahlandırıyor? Batı Şeria ve Gazze'de direnişi ayakta tutan kuşkusuz İrandır. İran'ın verdiği kornet füzeleri İsrail'in meşhur Merkava tanklarını rezil etmedi mi?

Yani özetle bugün gelinen noktada, İran ile nasıl savaşabileceklerine odaklanıyorlar. İran'ı nasıl vuracakları, nasıl İranlı bilim adamlarına suikast düzenleyip nükleer tesislerine zarar vereceklerini düşünüyorlar. İran'a karşı casusluk yapmak için de en iyi ülke BAE'dir. Bu anlaşma yeni bir mevki oluşturmak ve İran'a karşı birleşmeyi amaçlıyor. Bu kesinlikle göz önünde bulundurulması gereken bir meseledir.

İsrail Arap yarımadasına girdi! Bugün Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar ve Umman İsrail'in komşusu olmuştur. İsrail neden oraya gitti, bu anlaşmadan ne bekliyor? Burc Halife'ye mi gitmek istiyor? İsrail'in ekonomik olarak da buna ihtiyacı yok. İsrail BAE'den askeri mevki, güvenlik işbirliği ve İran'a casusluk yapmak istiyor. Bu Arap yarım adasını düşürmüştür. Bu anlaşma uzun vadeli bir plandır. Diğer komşuları da bunu imzalaması isteniyor.

BAE bölgede geniş etki alanına sahiptir. Güçlü ilişkileri vardır. Mısır, Eritre, Etyopya'da, Nahda barajında, Libya'da etkisi büyüktür. Tüm bunlar gerektiği takdirde İsrail'in hizmetinde olacaktır. Yemen'deki geçiş konseyine bakın! BAE'nin Yahudi aileler ile İsrail'i buluşturduğuna bakın. Bunlar daha başlangıç. Yemen'in İsrail için askeri üs olması isteniyor. Bunun sebebi ise İsrail'in Husiler tehlikesinden korunmasıdır. Çünkü Husiler şu veya bu yollarla İsrail'den uzaklaştırılmalıdır.

Bölgede şu an neler oluyor? Bizler şu anda tüm bölgede çok çok tehlikeli dönüşümler yaşıyoruz. Bugün tüm Arap yarımadasında daha önce görülmemiş, alışılagelmişin çok uzağında siyasi ve stratejik gelişmeler yaşıyoruz. Bu daha başlangıç, Allah şahit olsun bu iş Hayber'e varacak. Şu an Abu Dabi öyle ya da böyle Hayber'e doğru gidiyor.

Suudiler bu ittifakı mutlulukla karşıladı. Bu anlaşmadan dolayı hiç endişe duymuyor, çünkü zaten İsrail ile normal ilişkilere sahiptiler. Pakistan Devlet Başkanı İmran Han'ın "Biz asla İsrail ile normalleşmeyeceğiz" dediğini hepimiz duyduk. Körfez ülkelerinden tek bir tanesi bile bunu söylemedi. BAE bu anlaşmayla çok ciddi bir tehlikenin eşiğine geldi. Bu tehlikenin çıkış kapısı yok.

Anlaşma, Filistinlileri birleştirdi ve bölgede büyük değişimler meydana getirecektir. Ben İsrail'in bu yayılımına karşı bu noktada İran ve Türkiye ittifakını da uzak görmüyorum. Çünkü bu işin sonunda tehlike çok büyük. İsrail'in tehlikesi bugün Türkiye'yi ve İran'ı de tehdit ediyor.

(Abdulbari Atvan, Raialyoum - Çeviri: Merve Soyda, intizar)