MAKALE
Giriş Tarihi : 25-08-2020 08:20   Güncelleme : 27-08-2020 07:51

Fatma Tuncer Yazdı: İşgalci İsrail ile hangi normalleşmeden bahsediyorsunuz?

Nitekim küresel güçler İslam coğrafyasının göbeğinde bir araya gelip Yüzyılın Anlaşması adı altında bir ihanet belgesi imzaladılar ki, bu belge Filistin’i bölgeden söküp atmayı hedefleyen hain bir planın ayak sesleriydi.

Fatma Tuncer Yazdı: İşgalci İsrail ile hangi normalleşmeden bahsediyorsunuz?

21 Ağustos 1969 tarihinde Selahaddin Minberi fanatik bir Siyonist tarafından kundaklanmış ve kıble mescidi yanmıştı. O dönem İsrail’in başbakanı olan Golda Meir yaşadığı şaşkınlığı şu ifadelerle dile getirdi: “O gece sabaha kadar korkudan uyuyamadım, zannediyordum ki, Müslümanlar dört bir taraftan İsrail’e girecekler. Fakat sabah oldu ve korkulan olmadı. İşte o zaman idrak ettim ki biz istediğimizi yapabiliriz zira Müslümanlar uyumaktalar.” Yarım asır önce sarf edilen bu ifadeler Müslümanların içinde bulunduğu vahim durumu gözler gönüne sermiyor mu? Zaman akıp gitti ama değişen hiçbir şey olmadı, Müslümanlar hâlâ uyumaktalar… Nitekim küresel güçler İslam coğrafyasının göbeğinde bir araya gelip Yüzyılın Anlaşması adı altında bir ihanet belgesi imzaladılar ki, bu belge Filistin’i bölgeden söküp atmayı hedefleyen hain bir planın ayak sesleriydi. Küresel güçler Müslümanların tepkilerini adeta denedi ve birkaç kınama mesajı dışında tepki gelmeyince ihanet anlaşmalarına yenilerini eklemeye başladı. Şimdi de Yüzyılın Anlaşması safsatasını bölgedeki ülkelere kabul ettirebilmek için İsrail, ABD ve BAE arasında yapılan normalleşme anlaşmasından söz ediliyor. Normalleşme adı altında lanse edilen anlaşma bölge ülkelerinin Yüzyılın Anlaşması’na adapta olmalarını hedefleyen hain bir plan. İslam coğrafyasının göbeğinde Müslümanların gözlerine soka soka yapılan bu anlaşmanın özetini ABD’li eski diplomat Aaron Mille yaptı: Mille anlaşmanın üç kazanan bir kaybedenin olduğunu ifade etti ve Netanyahu’nun Filistin halkının haklarına zarar veren girişimlerinin ödüllendirilmesine tanık olduk dedi.

Normalleşme anlaşması adı altında lanse edilen taslak İslam toplumlarında ciddi rahatsızlık uyandırsa da yerli işbirlikçiler memnuniyetlerini ifade ettiler. Bahreyn kralı söz konusu anlaşmayı “barışa dönük tarihi adım” olarak gördüklerini ifade etti ve bundan duydukları memnuniyeti dile gösterip Bin Ziyad’ı kutladı. İhanet anlaşmasına Bahreyn, Ürdün, Umman Mısır ve Suudi Arabistan desteklerini bildirdiler.

Filistinliler işbirlikçi yöneticilerin böyle bir anlaşmaya kucak açmalarını Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya, Filistin davasına yapılmış bir ihanet olarak değerlendirdi ve BEA’nın bu tavrı ile Arap ve İslam zirvesinde alınan kararları hiçe saydığını belirttiler. Filistin, İran, Libya ve Türkiye’den anlaşmaya yönelik sert tepkiler geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan BAE ile diplomatik ilişkileri kesebileceklerini veya büyükelçiyi geri çekebileceklerini duyurdu.

Bölgede Filistin halkının kanları üzerine karanlık senaryolar yazılırken ne ilginçtir ki, normalleşmeden bahsediliyor. Allah aşkına bu mümkün olabilir mi? Mısır’la, Suriye ile Suudi Arabistan ile İran ile normalleşmeyi destekleriz ancak Filistinli çocukların katilleri ile yapılacak bir normalleşmeye asla taraftar olamayız, olmamalıyız. 

İsrail Gazze’yi vuruyor, 2006’dan beri devam eden ablukanın etkisi ile temel ihtiyaçlarına dahi ulaşamayan Gazzeli kardeşlerimiz şiddete karşı tek başına direnç gösteriyorlar. İsrail katlediyor, İsrail yakıp yıkıyor ve şehit evlerinden bitmeyen ağıtlar yükseliyor. Fakat ne ilginçtir ki, bütün bunlar yaşanırken Müslümanların kanları üzerine kirli pazarlıklar yapılıyor.

İslam coğrafyası küresel güçlerin istedikleri gibi at koşturdukları bir meydana dönüştü. Ortadoğu’ya demokrasi ve özgürlük taşıyacağız söylemleri ile gelip onlarca mazlum insanı katlettiler, bölgenin kaynaklarına kondular, işbirlikçileri ile birlikte hareket edip taş üstünde taş bırakmadılar. İran-Irak savaşı, Lübnan iç savaşı, İsrail’in Filistin ve bölgeyi hedef alan saldırıları, Afganistan Savaşı, Körfez Savaşı, Irak ve Libya’nın işgali küresel zihniyetin Ortadoğu üzerindeki emellerini gözler önüne sermiyor mu? Peki, bütün bunlar yaşanırken hangi normalleşmeden bahsediliyor acaba? Anlamak mümkün değil.

Toprakları ve değerler işgal edilen Müslümanlar her nedense Erbakan Hocamın ısrarla üzerinde durduğu D-8 ekseninde bir araya gelip güç birliği oluşturamıyorlar. Müslümanlar siyasi, ekonomik, askeri, kültürel ve ticari hususlarda işbirliği yapamıyor, kenetlenip bir İslam bloğu oluşturamıyor, sorunlarına müşterek çözümler getiremiyorlar. Müslümanlar bellerini doğrultacak bir İslam ortak pazarı kuramıyor, kendi imkânları ile ayakta kalamıyorlar… Bu durum Müslümanları sömürülen, horlanan, zulme rıza gösteren ve hemen her konuda Batı’ya boyun eğen toplumlara dönüştürüyor.

EN GÜZEL SÖZ

“Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.” (Âl-i İmran Suresi, ayet: 139)

Milli Gazete