ANALİZ
Giriş Tarihi : 22-08-2020 06:49   Güncelleme : 22-08-2020 06:59

'Akdeniz gerilimi sürerken Karadeniz'le ilgili müjde, Eksen değişikliği için yeter mi?

Türkiye’nin doğalgaz harcaması yıllık bazda somut bir rakam. O somut rakamdan yola çıkınca bulunan bu rezervin çıkarıldığı andan itibaren Türkiye’ye sadece 7-8 yıl kadar yetebileceği gibi bir sonuç ortaya çıktı. 7-8 yıl tabii ki iyi bir süre, keşke olabilse. Ama 7-8 yıllık doğalgaz ihtiyacının karşılanması bir eksen değiştirir mi,

'Akdeniz gerilimi sürerken Karadeniz'le ilgili müjde, Eksen değişikliği için yeter mi?

Ceyda Karan RS FM'de Zeynep Gürcanlı’ Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Karadeniz'de 320 milyar metreküplük doğalgaz rezervi bulunduğu 'müjdesi'ni değerlendirdi.

Sputnik'te yer alan haber söyle: Zeynep Gürcanlı’ya göre Erdoğan'ın Karadeniz'de 320 milyar metreküplük doğalgaz rezervi bulunduğu 'müjdesi' öncesinde çıkan 800 milyar metreküp bulunduğu haberlerinin de etkisiyle piyasaları tatmin etmedi. Gürcanlı, Akdeniz'de gerilim yaşanırken Karadenize'e dair gelen bu açıklama, dünyaya Türkiye'nin rol değiştirdiği mesajı vermeyi amaçlıyor.

Doğu Akdeniz'de enerji aramaları üzerinden egemenlik hakları mücadelesinin kızıştığı bir ortamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan birkaç gün önce duyurduğu 'müjdeyi' açıkladı. Karadeniz'de Türkiye ve dünya medyasına önceden sızdırıldığı gibi 800 milyar metreküp yerine 320 milyar metreküplük doğalgaz bulunduğunu duyuran Erdoğan bunun 2023 itibarıyla kullanılır kılınmasının ötesinde Türkiye'nin 'ihracatçı ülke' pozisyonuna getirilmesinin hedeflendiğini kaydetti. Ancak enerji uzmanları çıkarılacak miktarın Türkiye'nin ihtiyaçları açısından yeterli olmadığından kaynağı çıkartma koşullarına uzanan bir dizi soruyu hemen gündemlerine almış vaziyette.

Türkiye'nin bu olayı açıklama biçimi dünyada yankılanırken, Doğu Akdeniz gerilimiyle birlikte Ankara'daki kulislere yansıyanları ve tartışmaları Sözcü Gazetesi temsilcisi ve yazarı Zeynep Gürcanlı ile konuştuk.

‘320 milyar metreküplük bir rezerv hakikaten piyasaları tatmin etmedi’

Zeynep Gürcanlı, Erdoğan'ın 'müjde' lafını anmasından itibaren neler olabileceğinin konuşulduğunu belirtirken, Türk yetkililerinin Bloomberg ve Reuters'a 'Karadeniz'de 800 milyar metreküp kaynak bulunduğunu' söylemesinin işleri karıştırdığı görüşünde. Bu koşullarda Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın da 'eksen değişikliği' açıklaması yaptığını anımsatan Gürcanlı, sonuçta Erdoğan'ın 320 milyar metreküplük kaynağı duyurmasının piyasaları tatmin etmediğini belirtti:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde düzenlediği toplantıda Türkiye tarihinin en büyük doğalgaz keşfini Karadeniz'de gerçekleştirdi açıklamasını yaptı. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, konuya ilişkin Fatih Sondaj Gemisinde açıklamalarda bulundu.

Bakan Albayrak: Cari açığı değil cari fazlayı konuşacağımız yeni dönemin başladığını görmüş oldum
“Müjde dediği andan itibaren ne olabileceği konuşulmaya başlandı. Hemen Bloomberg başta, arkasından Reuters, Türk yetkililere dayandırarak bu müjdenin içeriğini açıklayıverdiler kamuoyuna. Fakat bir Türk yetkiliye dayandırarak açıklarken, 800 milyar metreküp deyince beklenti çok yükseldi. Oysa bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı rakam 320 milyar metreküpte kalınca açıkçası 800 milyar beklentisini satın almış olan piyasalar, borsa hepsi birden bir hayal kırıklığına uğradı. Bunu destekleyen başka unsur ise yine Berat Albayrak’ın eksen değişikliği olacak dediği açıklamalarıydı. Eksen değişikliği lafı önemli. Ne doğu ne batı tek eksen Türkiye. Türkiye o kadar zengin olacak ki kendi eksenini kendi yaratacak gibi algılandı bu eksen değişikliği. Pek çok alanda enerjide dışa bağımlı. Cari açık çok yüksek veriyor. Bu da ekonomiyi krize sokuyor. Belli yerlerde de kısıtlamaya gidilmesini gerektirebiliyor, savunma sanayi gibi. Eksen değişikliği dediği andan itibaren o kadar zengin olacağız ki, eksen biz olacağız, bizim etrafımızda birtakım ülkeler kümelenecek gibi bir izlenim yaratıldı. Türkiye’nin doğalgaz harcaması yıllık bazda somut bir rakam. O somut rakamdan yola çıkınca bulunan bu rezervin çıkarıldığı andan itibaren Türkiye’ye sadece 7-8 yıl kadar yetebileceği gibi bir sonuç ortaya çıktı. 7-8 yıl tabii ki iyi bir süre, keşke olabilse. Ama 7-8 yıllık doğalgaz ihtiyacının karşılanması bir eksen değiştirir mi, biraz beklentiyi çok fazla yükseltti AKP hükümeti. Hepsini hızlıca çıkartsalar, Türkiye o dönemde hiç büyümese, yani doğalgaz harcama oranı artmasa 7-8 yıllık bir rakam bu. Çok da büyük bir beklentiler, eksen değiştireceğiz gibi bir beklentiden sonra 320 milyar metreküplük bir rezerv hakikaten piyasaları tatmin etmedi."

'Geçen sene de Trakya'da 20 trilyon metreküplük rezerv bullunduğu iddia edilmişti'
Gürcanlı, Cumhurbaşkanı'nın bu tarz açıklamaları hep 'seçim öncesine' denk getirdiğini de vurguladı. Geçen sene de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi öncesinde Trakya'da 20 trilyon metreküplük rezerv bulunduğunun duyurulmasına atıf yapan Gürcanlı, şimdi de 2018'de doğalgaz bulunan bir yere çok yakın bir yerin söz konusu edildiğini belirterek bu tarz açıklamaların güven sarsıcı hale geldiğini dile getirdi:

"AKP hükümetinin yakın tarihine baktığımızda hemen hemen her seçim öncesinde çok ciddi doğalgaz ve petrol rezervlerinin bulunduğuna dair açıklamalarla dolu. Sızdırma haberler değil. Genelde bizzat bakanlar, başbakanlar, cumhurbaşkanı gibi yetkili şahıslar tarafından yapılan açıklamalarla duyurulmuş kamuoyuna. 2018’de yine çok benzer yakın bir yerde yine bulmuşuz. Şimdi Akçakoca açıklarında bulmuşuz. 2018’de buldunuz, ne kadarı çıktı, piyasaya girdi, bunu bilmiyoruz. Geçen sene Trakya’da 20 trilyon metreküp bulunduğu söylendi. Bunun açıklamaları yapıldı iki İstanbul seçimi arasında. Niye çıkarmadık? 20 trilyon. Bunun neredeyse katbekat fazlası. Onu çıkarsaydınız o zaman. Hakikaten yürür giderdik o zaman. Bu işte biraz güvenilirliği sarsan bir unsur. Her sene orada bulduk, öbür tarafta biraz daha fazla bulduk diye yapılan açıklamalar gerçekten bulununca bile beklentileri karşılayamaz hale getiriyor kamuoyunda ya da yurtdışında.”

‘Akdeniz'de gerilim varken Karadeniz'le ilgili açıklama Türkiye'nin rol değiştirdiği mesajı içeriyor'
Erdoğan hükümetinin enerji meselesine odaklandığı bir durumda Akdeniz'deki rekabetin de öne çıktığını belirten Gürcanlı, Türkiye'nin izlediği politikalarla Doğu Akdeniz'de bir araya gelmesi düşünülmeyen ülkeleri Türkiye'nin karşısında topladığını söyledi. Bu koşullarda ise Karadeniz'de doğalgaz bulunduğunun duyurulmasının Türkiye'nin artık enerji hatlarının geçtiği ülke değil üretici ülke olması mesajı içerdiğini belirten Gürcanlı, Ankara'daki diplomatik çevrelerde durumun Türkiye'nin rolünü değiştirme çabasına yorulduğunun altını çizdi:


Erdoğan 'müjde'yi açıkladı: Karadeniz'de 320 milyar metreküp doğalgaz rezervi bulundu
“Akdeniz krizinde Türkiye’nin karşısında öyle bir cephe oluştu ki birbirinden çok farklı ülkeler, birbiriyle asla yan yana gelmeyeceğini düşündüğümüz ülkeler, Türkiye’nin karşısında Akdeniz’de bir cephe oluşturdular. Bu cephe hem doğalgaz çıkarma cephesi bir yandan da doğalgaz taşıma cephesi haline gelmek üzere. İsrail’in doğalgazını batıya, Avrupa ülkelerine aktarmak. Kıbrıs mı Yunanistan üzerinden mi gidecek gibi tartışmalar yaparken, bir anda bu büyük cephe nedeniyle Türkiye hem enerji yollarında hem de doğalgaz çıkarma operasyonlarının hepsinden dışlanmış gibiydi. Bu bir hamle gibi. ‘Türkiye de artık sadece yol değil aslında üretici de bir ülke haline geliyor’un ilk adımının atıldığını düşünüyorum. Sonraki günlerde yeni müjdelerin verileceğini de tahmin ediyorum Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın. Bunu Akdeniz’e bağlayabilmek için. 320 milyar metreküp çok heyecan verici bir şey yaratmadı. Ama devamı gelirse, şurada bulduk şeklinde Türkiye’nin bir transit yol olmaktan artık üretici ülkelerden biri haline gelmesi, dolayısıyla bir anlamda transit, enerji yollarında daha çok söz sahibi olmasının önü açılabilecek. Onun da hesaplarının yapıldığını düşünüyorum. Ankara kulislerine ilk yansıyan bu oldu. Müjde sızmıştı, ne kadar olduğunu bilmiyorduk sadece. Rezerv açıklanacağını biliyordu herkes. Diplomatik kulislerde bu konuşulmaya başladı. Türkiye bir anlamda rolünü değiştiriyor bununla, daha etkin daha önemli bir ülke oluyor. Türkiyesiz Akdeniz’de hiçbir şey olmaz denir, enerji yolları da olmaz. Şimdi bir de buna Karadeniz de eklenecek, bir yeni sayfa açılmasının önü açılıyor gibi yorumlandı diplomatik kulislerde.”

‘Almanya Fransa'dan ayrı düşünüyor'

Gürcanlı, Fransa'nın tutumuna rağmen Almanya'nın Türkiye karşı çok sert tutum almayı reddettiğini de söylerken, buna karşılık Akdeniz'den sıkıntılı haberlerin eksik olmadığını vurguladı. Gürcanlı özellikle son dönemde Türkiye karşıtı tutum alan BAE'nin Yunanistan'la ortak tatbikata girişeceğini duyurmasına dikkat çekti:


“Almanya’nın devrede olduğunu söyleyebilirim. Aldığım bilgiler, Almanya’nın bir ara devredeydi, sonra çıkar gibi oldu Mısır-Yunanistan anlaşmasından sonra tekrar devreye girdiğini söylemek mümkün. Nitekim dün Merkel ile Macron arasındaki görüşmede de bu konu gündeme geldi. Merkel açık ve net ‘Biz bu konuda Fransızlardan çok farklı düşünüyoruz’ dedi. Daha önce yaptıkları kolaylaştırıcı rolün gereğini yaptı. Fransa’ya kamuoyu önünde de ‘Seninle aynı noktada durmuyorum, seninle bu konuda dayanışma içinde değilim’ mesajı verdi. Almanya ile Fransa, AB içinde hemen hemen her konuda büyük dayanışma örneği gösteriyorlardı son dönemlerde. Bu konuda ayrılması, Merkel’in bunu da diplomatik bir dille açıklaması aslında bu işin diplomatik masanın devam edeceğini gösteriyor. Ama bir yandan sıkıntılı haberler de geliyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Yunanistan ile birlikte bölgede yeni bir ortak tatbikata katılacağı, bunun için Girit’e birtakım BAE’ye ait F-16’ların geleceğine dair haberler çıkmaya başladı. Bu gerginliği oldukça arttıracak bir şey. Türkiye, Yunanistan’a sinirlendiği kadar BAE’ye çok sert mesajlar veriyor. BAE, neresi, ne alakası var Doğu Akdeniz ile derken, gelip burnumuzun dibinde Girit açıklarında böyle bir tatbikata kalkarlarsa hakikaten gerginlik iyice artacak."

‘Yunanistan, Mısır ile yaptığı anlaşmayla kendi tezini kendi imzasıyla çürütmüş oldu’
Diğer yandan Gürcanlı'ya göre Doğu Akdeniz'de ise Türkiye için hayırlı haber Yunanistan'ın Mısır ile yaptığı anlaşmayla Meis'in kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölgesi'ndeki iddialarına dair tezlerini kendi kendine çürütmüş olması. Gürcanlı Meis'le ilgili çelişkili durumu artık herkesin gördüğü görüşünde:

"Fakat Yunanistan ile Mısır arasındaki anlaşma aslında Türkiye açısından çok önemli de bir fırsat yarattı. Çünkü o anlaşma yapılırken, Akdeniz’in sınırları çizilirken Girit ve Rodos Adalarını almış sınır olarak. Fakat Meis’i almamış. Meis tam karşısından Mısır’ın. Yunan Adalarının hepsinin bir kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölgesi vardır üzerine kurulu tüm Yunan tezleri. Yunanistan’ın Mısır ile imza anlattığı anlaşmada Meis Adası’nınki kabul edilmemiş görünüyor. Bu Türkiye’ye çok önemli bir kazanım sağladı. Çok önemli çünkü kendisi imza atıyor buna. Yunanistan hükümetinin imzası var o anlaşmanın altında. Bunu kabul etmiş oluyor. Kendi kendine, kendi egemenliğiyle kabul etmiş. Kendi tezini kendi imzasıyla çürütmüş oluyor. Haritaya bakınca olamaz zaten. Ama işin bir realitesi bir de hukuksal yönü var. O imza hukuksal bir imza, uluslararası hukuka göre atılmış, iki ülke arasındaki bir imza. Yunanistan kendi isteğiyle attı imzayı. O imzada bir adasının kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesi olmadığı gibi bir beyanda bulunmuş oluyor. Hukuksal olarak da bunu kabul etmiş oluyor. Bu çok önemli bir şey aslında. Yavaş yavaş Türkiye de üzerine gitmeye, işletmecilikten sonra da yavaş yavaş diğer ülkelerle görüşmeye başladı. Bu kullanılarak Avrupa Birliği’nin yaptırım uygulanmaması, Yunanistan’ın yanında durmamasının en önemli nedenlerinden bir tanesi bu. Çelişkiyi herkes gördü.”