ANALİZ
Giriş Tarihi : 19-08-2020 20:07   Güncelleme : 22-08-2020 08:10

Hamid Hilmi El-Bağdadi yazdı: Direniş'in lideri tarihi Temmuz zaferinin düşmanlarına meydan okudu..

Bunun ışığında ve Direniş liderinin konuşmalarına dayanarak, Beyrut Limanı'ndaki patlama olayının, bölgedeki küresel güçlerin Temmuz Savaşı'nda Hizbullah'ın zaferinin intikamını almak için yürüttükleri planlarının bir halkası olduğu gözle görülmektedir...

Hamid Hilmi El-Bağdadi  yazdı: Direniş'in lideri tarihi Temmuz zaferinin düşmanlarına meydan okudu..

2006 yılının Temmuz ayında Direniş'in Siyonist düşmana karşı kazandığı zaferin yıl dönümü, İslam ümmeti ve Ortadoğu için tarihi bir gündür. Temmuz zaferinin yıl dönümü bu yıl, 4 Ağustos'ta Lübnan'ın başkentindeki Beyrut Limanı'nda yaşanan patlama faciası ve BAE ile İsrail'in diplomatik ilişkileri normalleştirmesi başta olmak üzere Lübnan ve bölge ülkelerinin yaşadığı pek çok kritik gelişmenin gölgesinde geldi.

Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah'ın, 14 Ağustos Cuma günü büyük zaferin yıl dönümünde yaptığı konuşması, yerel ve uluslararası gelişmeler hakkında kararlı ve keskin mesajlar içeriyordu. Beyrut Limanı'nda yaşanan patlamadan Hizbullah'ın sorumlu tutulmasından, Hasan Diyab hükümetinin kuşatılmasına yol açan kartların karıştırılmasına kadar birçok konuyu ele aldı. Seyyid Nasrallah, Diyab yönetiminin ulusal bir hükümet olarak geleneksel siyasi feodalizmin şantajlarına ve Beyrut'taki ABD Büyükelçiliğinin ülkede ekonomik çöküş, açlık ve hayal kırıklığının artırılması yönündeki baskılarına boyun eğmediğini değerlendirdi.

Direniş'in lideri konuşmasında Amerika ile Siyonistlerin kışkırtıcı hareketlerinin şu an Lübnan devletini düşürmek ve bu onurlu ülkenin mücadeleci halkının uçurumun kenarına getirmek için seferber olduğunu kaydetti. Ancak mücahidlerin bugün sabır, sebat, güç ve kudretle her zamankinden fazla İsrail'in suçlarına karşı büyük zaferin sonuçlarını taşımaya hazır olduklarını vurguladı.

Başta Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Şehid Kasım Süleymani olmak üzere 33 gün zaferinin kazanılmasında pay sahibi olan tüm mücahidlere teşekkür eden Seyyid Nasrallah, Süleymani'nin bu operasyonda askeri komuta merkezinde Hizbullah ile birlikte olduğu ve inanan Direniş'e her türlü desteği sağlayarak yetenek kazandırmakta önemli bir pay sahibi olduğunu ifade etti.

Temmuz zaferinin, bölgede küresel güçler karşısında tüm iyi güçlerin yaşadığı çatışmada dengeleri yeniden oluşturacak olan yeni Ortadoğu projesini başarısızlığa uğrattığı açıktır. Bunun göstergelerinden biri, 2020 yılının başında Washington'da Filistinli hiçbir tarafın katılmadığı tek taraflı Yüzyılın Anlaşması'nın imzalanmasıdır. Bunun yanı sıra, 14 Ağustos Cuma günü BAE ile İsrail arasında diplomatik ilişkilerin kurulması için anlaşmanın imzalanmasının Amerikan ve Siyonist diktelerinin karşısında Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin sığ ve utanç verici pozisyonunu somutlaştırdı.

Bunun ışığında ve Direniş liderinin konuşmalarına dayanarak, Beyrut Limanı'ndaki patlama olayının, bölgedeki küresel güçlerin Temmuz Savaşı'nda Hizbullah'ın zaferinin intikamını almak için yürüttükleri planlarının bir halkası olduğu gözle görülmektedir. Bu olayın, İsrail'in itibarını geri kazandırmaya yönelik uluslararası girişimlerin bir parçası olduğu açıktır.

Seyyid Hasan Nasrallah'ın konuşmasında, Lübnan ve Direniş Ekseni'nin mevcut şartlarda neyle karşı karşıya olduğu ve siyasi, askeri, güvenlik ve stratejik bir sunumu içerdiğini söylemeliyiz.

Seyyid konuşmasında Hizbullah'ın ve bölgesel müttefiklerinin, özellikle de işgalcilerin, petrol ve gece kulüpleri yöneticilerinin, Körfezin siyasi, ahlaki yozlaşmalarının karşısında tüm senaryolara hazır durumda odluklarını ifade etti. Allah'ın yardımı, Resul-ü Azam Muhammed bin Abdullah'ın (s.a.a) sebatı, muhacir ve ensarın dayanıklılığı ve Kur'an ile sünnete bağlılıkları sayesinde düşmana yenilgi, utanç ve yüz karası yaşatıldı. 

(Hamid Hilmi El-Bağdadi / Al-Alam - İntizar)