MAKALE
Giriş Tarihi : 24-07-2020 09:25   Güncelleme : 24-07-2020 09:25

Ali Haydar Haksal yazdı: Bu dünyadan bir Âsım Gültekin geçti

Genç yaşta bu dünyaya çok işi yaparak, çok dost ve seven bırakarak veda etti. Âni bir veda oldu. Beklenmedik bir veda. Takdirin ve kaderin önüne geçilemiyor. Rızkı buraya kadarmış.

Ali Haydar Haksal yazdı: Bu dünyadan bir Âsım Gültekin geçti

Ali Haydar Haksal Milli Gazete'de rahmetli Asım Gültekin'i anlatan bir yazı kaleme aldı.

İşte o yazı:

Sevgili kardeşimiz Âsım Gültekin; ölüm haberini alınca bunu bir “şaka” sandım. Ve tabiî bir şok geçirmekle birlikte. Çünkü daha önce de bize bir “ölüm şakası” yapılmıştı. Millî Gazete’de Kartal Anadolu İHL imzasıyla bir baş sağlığı dilenmişti. O zaman bir şok geçirdik. Cep telefonu, internet ve iletim araçlarının olmadığı bir dönem. Haberi öğrenir öğrenmez arkadaşları gönderdik, okulunda ve yurdunda olduğunu bir şaka olduğunu öğrendik, rahatladık. Şimdi benzer bir haberi alınca bu olay aklıma gelmedi değil. Durumu teyit için aradıklarımın da benzer bir duygu içinde olduklarını gördüm. Ama ne yazık ki haber gerçekti.

Kartal Anadolu İmam Hatip Okulu’na geldiği ilk zamanlarında Yedi İklim dergimize geldi. Cevval, hareketli, gözleri ışıltılı, bir şeyler yapma heyecanı içinde taşralı bir genç. Bize geldi ve uzun zaman ayrılmadı, derginin mutfağındaydı. Çay yaptı, hizmette bulundu, yazar ağabeylerinin sohbetlerine katıldı. O hareketliliği ile derginin İstanbul dağıtımını üstlendi. Her yere yetiştirmeye gayret etti. Arkadaşlarını yanında getirdi. Okuma tutkusu, arkadaşlıklar edinmesi, birçok çevreye girip çıkma gayreti içinde oldu. Bunu o kadar ileri götürdü ki, âdeta yapması gerekenleri ihmal etti. Hemen her yere girip çıkarken sevgi ile girdi sevgi ile çıktı. Kimseyi incitmedi. Kırgınlık oluşturmadı.

Onun bu tutumunu bir dağınıklık olarak gördüm. Daha çok kendini okumaya ve yazmaya vermesini istedim. Kabına sığmayan bu atak gence takılmaya başladım: “Saka olma, kendi işini yap” derdim. Amacım, eli kalem tutan bu yeteneği yazı hayatına kazandırmaktı. Özellikle de öykü yazmasını istedim. Fakat bunu uzun zaman ihmal etti.

Fanzin dergiler çıkardı, çıkaranlara öncülük etti. Kendisi bir gençti ama gençleri etrafında toplaması onun özel bir yeteneğiydi. Kabına sığmadıkça taştı, taştıkça çok iş yaptı. Birçok işi başlattı başka alana geçti. Mizah dergilerine öncülük etti, bir süre sonra onları diğer gençlere emanet etti.

Derneklere öncülük etti. Yedi Hilâl derneğini kurdu, bir yere getirdi, oradan ayrıldı. Dünya Bizim sitesine yönetmenlikte bulundu. Özellikle TÜRDEB [Türkiye Dergiler Birliği’ni] kurdu. Dergi fuarlarına öncülük etti. Sürekli merkez olma duygusuyla onun aşırı olan tutkuları, coşkusuyla çok iş yapma çabasıyla çok iş yapmaya yöneldi. Birçok alana el attı.

Gençlere dergi çıkarttırmaya gayret etti. Onları uluslararası faaliyetlere götürdü, toplayıp bize getirdi, tanıştırdı. Bizim çevreye yönelmelerini önerdi. Çocukları serpilmeye başlayınca bizimle tanıştırdı, fotoğraflar çektirdi. Kültür ve düşünce dünyası içine dahil etmek istiyordu.

Bir ara Yedi İklim dergisine yazı vermeye başlayınca sevindim, fakat bu da kısa sürdü. Gazetelerde yazdı, “Beyaz Haberler” taşıyıcısı oldu. Bu başlıkla dergilerde ve gazetelerde de yazdı. Bunlar da belli bir zaman sürdü. Bu sefer dergilerin çıkartıcısı olma yerine kendini yeniden yazıya verdi. O sırada bir karşılaşmamızda: “Ağabey, senin dediğini yapıyorum artık kendimi yazıya verdim.” Onun bu tutumuna sevindim. Yazıları yayımlanmaya başladı, kitaplar çıkardı. O sıralarda kelime ve kavramların etimolojisine ağırlık verdi.

Yazı döneminde artık Sürekli Rasim Bey’in [Özdenören’in] asistanlığını yaptı. Onun yanından ayrılmadı. Programlarını düzenledi, birlikte Türkiye’yi dolaştılar. O sırada bana da benzer bir teklifte bulundu, kendisine teşekkür ettim.

Yakın zamanda İz Yayıncılık’ta editörlük üstlendi.

Sık sık bir araya gelemesek de telefonla uzun konuşmalarımız oldu. Ona önerilerimi sürekli aktardım. Dinlerdi, fakat kendine özgü bir bakışı vardı.

Genç yaşta bu dünyaya çok işi yaparak, çok dost ve seven bırakarak veda etti. Âni bir veda oldu. Beklenmedik bir veda. Takdirin ve kaderin önüne geçilemiyor. Rızkı buraya kadarmış.

Biz kendisinden razı idik. Allah da kendisinden razı olsun, cennetiyle ödüllendirsin, Sevgili Efendimiz ile birlikte olması için dua ve niyaz ediyoruz. Hakkımız kendisine helâldir.