GÜNCEL
Giriş Tarihi : 16-07-2020 07:58   Güncelleme : 16-07-2020 07:58

İstanbul Sözleşmesi’nin kaderi 5 Ağustos'ta belli oluyor

Son dönemde tartışma konusu olan İstanbul Sözleşmesi ile ilgili kararın 5 Ağustos'ta düzenlenecek AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında verileceği ifade edildi.

İstanbul Sözleşmesi’nin kaderi 5 Ağustos'ta belli oluyor

Son dönemde tartışma konusu olan İstanbul Sözleşmesi ile ilgili kararın 5 Ağustos'ta düzenlenecek AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında verileceği ifade edildi.

Hürriyet'ten Gizem Karakış'ın haberine  göre  AK Parti’de pazartesi sabah saatlerinde Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş başkanlığındaki toplantıyla başlayan 'İstanbul Sözleşmesi' mesaisi, gece 02.00’de biten MYK toplantısıyla son buldu. Gün boyu süren toplantılara Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Zehra Selçuk ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de katıldı. Erdoğan toplantıda, “Sözleşmeye tepki var. Uygulama hatalı. Halkın sesine kulak vermeliyiz” değerlendirmesini yaparak, sözleşmeden çekilinmesi gerektiğini belirtti.

ÇEKİNCE KONULAMIYOR

Toplantıda sözleşmeden çekilmek yerine, yorum yapılabileceği önerileri gelirken, çekincenin ise sadece sözleşme imzalanırken konulabileceği belirtildi. Bazı kurmaylar, sözleşme imzalanırken çekince konulmamasını eleştirdi. Yorum konulmasının ise yetersiz olacağı, sözleşmeden çekilinmesi gerektiği görüşü ağırlık kazandı. İki farklı görüşün savunulduğu toplantıda Erdoğan’ın kurmayları arasında oylama yaptığı öğrenildi. Oylamadan sonra, kesin kararın 24 Temmuz’da Ayasofya’nın açılmasının ardından, 5 Ağustos’ta düzenlenecek MYK toplantısında verilmesi benimsendi.

Madde 4/3: Taraflar bu sözleşme hükümlerinin, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi, herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin edeceklerdir.