ANALİZ
Giriş Tarihi : 14-07-2020 13:51   Güncelleme : 18-07-2020 05:08

Davut Güler Dava Arkadaşı Kazım Kayan’ı Yazdı: Malatya Bir Dava Adamını Rabbine Yolcu Ediyor!

Emr-i Hak tecelli etti ve Kazım kardeşimiz Rabbine yolculuğa çıktı, Rabbim bu çıktığı yolculuğu mübarek etsin.

Davut Güler Dava Arkadaşı Kazım Kayan’ı Yazdı: Malatya Bir Dava Adamını Rabbine Yolcu Ediyor!

Kazım Kayan kardeşimiz 17 yıldır böbrek yetmezliğinden dolayı tedavi görmekteydi. 13 Temmuz 2020 saat 18 49’da İshak Kanmaz kardeşimiz Malatya’dan hastanende arayarak o acı haberi verdi. Emr-i Hak tecelli etti ve Kazım kardeşimiz Rabbine yolculuğa çıktı, Rabbim bu çıktığı yolculuğu mübarek etsin.

Rabbimizin bir lütfu olarak, kardeşimizin geniş ufku ve kucaklayıcı kardeşlik duygusu, gurup kardeşliğini aşan bir sevgi halesi oluşturmuş, mümin kardeşlerince hayırla anılan mümtaz bir şahsiyet olarak yerini almıştır. Bu güzel insan ümit ediyoruz ki; Rabbimizin ayetinde işaret ettiği iyi arkadaşların halkasına katılmasıdır

"Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, Sıddıklar(doğrular ve doğrulayanlar), şehidler ve Salihlerle beraberdirler. Ne iyi arkadaştırlar onlar?” (4/69).

Yine kardeşimiz o güzel insanların halkasında muhabbet ederken bizlerde hatırlanırız veya hatırlanmışlardan oluruz diye hem ümit ediyor hem de dua ediyoruz.

Dostlar hayat su gibi akıyor, dakikalar saatleri, saatler günleri, günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları, yıllar yılları kovalıyor, ömür denen o şey bir an geliyor ve duruyor. Başlamak ve durmak, ömür denen o şeyi bu iki kelime özetliyor. Başlamak ve durmak, nedir başlamak diye bir soru sorduğumuzda; anne rahmine misafir olduğumuz an var ya, başlamanın ilk anı o, o anı doğal olarak bilmiyoruz. Ama bir an sonra bir telaş başlıyor, önce anne kendisinde bir takım garip hallerin olduğunu hissediyor, bu hal hem acı veriyor hem bir sevinci yaşatıyor. Yavaş yavaş en yakından çevreye doğru bir haber yayılıyor; bir misafirimiz var. Zaman su gibi akıyor vakti saati geliyor ve misafir evimize neşe katıyor, her ne kadar uykusuz kalıyor büyük zahmetler çeksek te onlar pekte söz edilir şeyler değil, o çocuğun tatlı bir gülücüğü tüm yorgunlukları ve sıkıntıları unutturuyor, bebeğimizi bağrımıza basıyoruz. Bir ağlama duyduğumuzda “anneysek; ‘annen sana kurban olsun’, babaysak; ‘baban sana köle olsun’ hemen geliyorum..” diye koşturuyoruz, ağlamasını kesmek için..

Hayat orada durmuyor, ilahi sünnet tecelli ediyor ve verilen haber tahakkuk ediyor. İster topluluklar olsun; “Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.)” (7/34). İsterse bireyler/şahsiyetler olsun; “Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra bize döndürüleceksiniz.” (29/57). Sevinçle başlayan ömür denen şey acı bir haberle duruyor.

Dostlar söz konusu olan bugün yeni bir yolculuğa çıkan Kazım kardeşimizden haber vermek; takriben 30 yıldır tanışıyoruz, İstanbul’dan tam olarak ne kadar kaldığını hatırlayamıyorum, takriben 5-6 yıl gibi kaldı diye düşünüyorum. 2000’li yılardan sonraki bir zamandı, 28 Şubat’ın tüm ağırlığı Müslüman camialar üzerinde kendini hissettiriyordu. İslami çevreler her biri kendi fetretini yaşıyordu. Üstadın tabiriyle; “İşte eski hâl muhal, ya yeni hâl veya izmihlal.” Sözünün tam zamanıydı, bu durum sadece Müslüman camialar için değil ülke de aynı fetreti yaşıyordu.

Böyle bir dönemde Kazım kardeşimiz öğretmenlik görevini İstanbul’da ifa ediyor ve mecburi mesailerin dışındaki vaktini de çoğunlukla Akdav’dan geçiriyordu. O dönemler gerek Akdav’ın öncülük ettiği İstanbul ve çevre illerle ilgili yeniden toparlanma ve gerekse daha önceki çalışmaların devamı olan illerin her birinin kendi çabalarıyla varlık mücadelesi verdiği ve Anadolu Platformu’nun oluşum sürecinin belirleyici bir ili olarak İstanbul’un emektarlarından biriydi, Kazım kardeşimiz.

Kardeşimiz için 17 yıldır böbrek yetmezliğiyle mücadele etmekteydi demiştik, demek ki 2003’lü yıllarda hastalık kendini belli etmişti. Hastalıkla ilgili tam teşhis konulduktan sonra çok sürmedi tayinini Malatya’ya aldı ve artık haftanın belli günleri diyalize girerek devam ettiriyor ve diğer zamanını arkadaşlarımızın kurduğu Meşale derneğindeki faaliyetlerin aktif bir taraftarı olarak iştirak ediyordu.

İslami faaliyetlere daha çok zaman ayırmak için hastalığından dolayı malulen emekliye ayrılıyor ve artık tüm mesaisini sağlığı el verdiği kadarıyla hem yeni insanlar kazanmak hem de davet ve organizasyon faaliyetlerinde aktif sorumluluk üstlenmek

Böbrek nakli ilgili biraz uğraşıldıysa da; Kazım kardeş yakınlarının böbrek vermesini çok ta istemedi diye biliyorum. Bir türlü böbrek nakil işi gerçekleşmedi ve vücut daha fazla bu yükü taşıyamadı ve Emr-i Hak tecelli etti ve hayat durdu, yeni bir yolculuk başladı. Rabbim bu yolculuğu mübarek kılsın ve cennetiyle mükâfatlandırsın.

Kazım kardeşimizin bu kutlu yolculuğu biz arkadaşları için de bir uyarıcı mesaj olacak mıdır? Rasulullah efendimiz en büyük nasihat “ölümdür” buyuruyor. Budan hareketle; bu mesajı doğru algılayabilirsek hem kardeşimiz bize güzel bir nasihat ve ders vererek ayrılmış oluyor hem de bizler bu büyük ayrılığın hakkını takdir etmiş oluyoruz, diye düşünüyorum. Tekrar kardeşimize Allah’tan rahmet kederli eşi, çocukları, kardeşleri, yakın ve uzak akrabaları ve dava arkadaşlarına sabrı cemil diliyorum. Mekanı cennet olsun. Selam ve dua ile…

Haberduruş