ANALİZ
Giriş Tarihi : 09-07-2020 08:16   Güncelleme : 11-07-2020 11:19

Özlem Zengin: İstanbul Sözleşmesi sağlıklı tartışmıyoruz, lehine konuşunca eşcinsel evlilikleri savunmaya kadar ağır ithamlarla karşılıyoruz..

Habertürk'ten Kübra Par'ın sorularını yanıtlayan AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, "AK Parti'den önce kadının adı yoktu" sözlerine açıklık getirdi.

Özlem Zengin: İstanbul Sözleşmesi sağlıklı tartışmıyoruz, lehine konuşunca eşcinsel evlilikleri savunmaya kadar ağır ithamlarla karşılıyoruz..

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin Habertürk'ten Kübra Par'a konuştu.

Habertürk'ten Kübra Par'ın sorularını yanıtlayan AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, "AK Parti'den önce kadının adı yoktu" sözlerine açıklık getirdi. Zengin, "Üniversite sınavı, eğitim hakkı, çalışma hayatı, memur hayatı için böyle. Her konuya dair bu böyle. İnsanlar doğduğu gün başını örtmüyor. Ben hukuk fakültesini seçerken bir gün başımı örteceğimi bilmiyordum, sonradan karar verdim. 20 yıl başını örttükten sonra başını açan arkadaşlarımız var. Bu kadar grift hayat tercihlerimiz var. Böyle bakıldığında evet bu yasakları kastediyorum, anne olmayı, süt iznini kastediyorum. Eğitimle alakalı bakanlığımız kız çocuklarına yardımda öncelik verdi. Babaya değil anneye verdi. Sonuçta orada genel kurul havasına uygun olarak AK Parti'nin yaptığı her işte kadın var demek istedim" ifadelerini kullandı...


AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Habertürk'ten Kübra Par'ın sorularını yanıtladı. Zengin başta çoklu baro düzenlemesi olmak üzere kadına şiddet, İstanbul Sözleşmesi, sosyal medya düzenlemesi ve milletvekili transferleriyle ilgili görüşlerini açıklayan AK Partili Zengin, TBMM'de muhalefet partilerinde bulunan kadın vekillerine seslenerek, "Buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. Türkiye'de kadın meselesi için çalışan çok fazla kadın varız. Hayatımız farklı olabilir ama muazzam benzerliklerimiz var. Biraraya gelelim" diye konuştu.

İşte Kübra Par'ın soruları ve Özlem Zengin'in yanıtları:

KÜBRA PAR: Çoklu barolara ilişkin düzenleme genel kurulda tartışılıyor. Muhalefetin ciddi itirazları var. Ben öncelikle size AK Parti Grup Başkanvekilliği şapkanızı bir kenarda bırakarak bir avukat olarak bu çoklu baro sistemine sıcak bakıyor musunuz, onu sormak istiyorum.

ÖZLEM ZENGİN: Biz barolardan çok çekmiş insanlarız. Başörtülü bir kadın olarak bizi geçmişte çok incittiler. Hala hukuken sakinliğe ulaşmadığını düşünüyorum. Belki bu yapacağımız kanun içerisinde kılık kıyefetle bir düzenleme gelecek. Barolarla yapılan tartışmalar hep özgürlüklerin kısıtlanması üzerineydi. Siyasetin barolara girme tehlikesinden bahsediliyordu. 30 yıllık avukatlık hayatında gördüğüm çok siyasi yapılar maalesef. Meslek örgütü olmaktan çok uzaktı bugüne kadar. Bizim hedefimiz baroların asli görevlerine gelmesiyle alakalı bir adım. Fakat bunları konuşmaya daha yeni başlıyoruz. Kamuoyunda AK Parti'yle alakalı ilginç şeyler söyleniyor. İşte bir yerlerden talimatlar geliyor vs. diye oysa biz kendi içimizde çok tartıştık. İçimizde baro başkanlığı yapmış arkadaşlarımız var. Bütün partilerdeki arkadaşlar gibi önce kendi ekip arkadaşlarımızla, Adalet Komisyonu'nda konuştuk. Cumhurbaşkanımız MYK'da her birimize tek tek ne düşündüğümüzü sordu. Bazı arkadaşlarımız nispi temsili, bazı arkadaşlarımız çoklu baroyu savundu. Şu an geldiğimiz yer hepimizin ortak fikri. 5 bin sayısını sınır tutarak, 5 binin üzerinde avukatı olan illerde çoklu baro yapmaya, ama 5 binin altında olan ilerimizde mevcut halin devamına karar vermiş olduk. Bu hepimizin katkısıyla şekillenen bir yapı oldu.

PAR: Benim gözlemim, AK Parti'ye yakın baro başkanları veya bazı hukukçular. Çok sembolik isimler de var, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Kezban Hatemi gibi. İsmini şu an unuttuğum ama sayılabilecek pekçok hukukçu çoklu baroya hayır diyorlar. AK Parti'ye yakın isimler de var aralarında. Bana sanki 'acaba Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuda biraz ısrar etti ve aceleyle keskin bir şekilde geçiyor, fazla dinlenmedi gibi geldi' desem ne dersiniz?

"BU NOKTAYA MÜZAKERELERLE GELİNDİ"

ZENGİN: Şunu samimiyetle söyleyelim, 2 yıldır devam eden grup başkanvekilliği döneminde en uzun, titizlikle çalıştığımız kanunlardan bir tanesi oldu. Bu süreç devam ederken baro başkanları geldiler, onları dinledik. 40'a yakın baro başkını Meclis'e ziyaretime geldi. Barolar Birliği ile toplantı yaptık. Metin Feyzioğlu ile toplantı yaptık. Adalet Bakanlığı'ndaki arkadaşlarımızla, hukukçu vekil arkadaşlarımızla görüştük. Hukukla iştigal eden sivil toplum kuruluşlarındaki arkadaşlarımızla görüştük. Tek tek aradık, kanaatlerini aldık. Burada çoklu baroyu savunanlar da vardı, hayır diyenler de vardı. AK Parti'ye yakın barolar birliğini temsil eden çoklu baroyu savunanlar da vardı. Mevcut sistemin devam etmesini isteyenler de vardı. Tek bir fikre konsantre olmadık. Peyderpey gelişti. Şu an geldiğimiz noktaya müzakere ile gelindi. Çoklu baronun sadece üç ilimizi başlangıçta ilgilendirdiğini görüyoruz.


PAR: Şöyle bir itiraz var. İstanhbul, Ankara, İzmir ideolojik olarak AK Parti'ye yakın barolar değil. Dolayısıyla bir tür bunları dağıtmak üzere geldi bu yasa teklifi diye. Bu eleştirinin haklılık payı var mı? Daha açık ve net sorayım; İstanbul ve Ankara Barosu ideolojik olarak AK Parti'ye yakın olsaydı. Son zamanlarda keskin polemikler yaşanmamış olsaydı bu teklif yine de Meclis'e getirilir miydi?

ZENGİN: Tabii ki. 2016'da da bu konunun Meclis'te tartışıldığını biliyorum. Bunun 10-15 yıl arka planı var. Bize yakın diyebileceğimiz Hukuk Derneği'nin teklifleri olmuştu. Çok ciddi çalışılmış, hazırlık yapılmıştı 2016'da. Biz onu da değerlendirdik. İstanbul'da, İzmir'de buradan baktığımızdan tablo çok değişmeyecek. Ben de açık ve net bir şey söyleyeyim, mevcuft yönetimin aslında bu sistemden memmnun olduğunu düşünüyorum.

PAR: Yeni gelen sistemden mi? Peki neden?

ZENGİN: Evet, çünkü her halükârda onların lehine olacak. Birden fazla baro olduğu takdirde pekçok delege yine gelme imkanına sahip olacak. Çünkü Barolar Birliği'nde her bir baro eşit temsil edileceği için çok itiraz edecekleri bir değişim ortaya çıkmıyor.

PAR: Türkiye Barolar Birliği'ndeki güçleri artacak diyorsunuz. Tam tersini iddia edenler var.


"BAROLAR SADECE SİYASETLE ÖNE ÇIKMAYACAK"

ZENGİN: Barolar Birliği değil, şunu kastediyorum; İstanbul'da çeşitlilik olacak. Farklı fikirde olanlarla karşılaştığında yine kartları güçlü olacak. Barolar ilk defa şunu deme imkanına sahip olacak. Sadece siyasetle öne çıkan değil 'avukatlarla ilgili şunu öneriyorum, yeni başlayan avukatlara teklifim budur' deme imkanı olacak.

PAR: Rekabetçilik olacak diyorsunuz?

ZENGİN: Evet şimdiye kadar hep siyaset üzerinden baroların duruşunu biliyoruz. Her konuda. Yasakçı bir baro kelimesi başka nerede vardır ki! Türkiye'nin en temel tamlamasıdır bu yasakçı baro. Hep böyle geldiler, imkan olsaydı böyle devam edeceklerdi.

PAR: Gelen eleştirilerin en büyüklerinden bir tanesi, Türkiye zaten politik olarak kutuplaşmış, şimdi herkesin kendi barosu olacak, daha da siyasileşecek...

ZENGİN: Şöyle olsaydı belki olabilirdi; barolara kendilerine başvuran avukatları alma ya da almama hakkını tanımıyorsunuz. Her fikirden kişi istediği baroya başvurma imkanına sahip olacak. Yeterli şartlarla başvurduğunda baronun 'sizi istemiyorum' deme şansı yok. O yüzden barolarda tek tipleşme olmayacak. Ümit ediyorum 6-7 ay sonra biraraya geldiğimizde bunu göreceğiz. Hukuk ofislerine gittiğinizde her yaşam tarzından insan aynı yerde çalışabiliyorlar. Öyle olduğu için barolarda tek tip bir şey olmayacak. Belki görünen yüz, başkanın bir siyasi çağrışımları olabilir ama o baronun içinde varolanlar çok daha çeşitli olacak. İnsanların gündelik hayatı kalıplarla birbirinden ayrılmış değil. Herkesin hayatı düşündüğümüzden daha entegre. Ben tam tersine barolarda düşündüğümüzden çok daha renkliliğin olacağını düşünüyorum.


PAR: Özellikle CHP, HDP ve İYİ Parti yasa teklifine muhalefet şerhi koydu bugün. Çeşitli argümanları var. Bunları size tek tek sormak istiyorum. Bir tanesi Anayasa'ya aykırılık eleştirisi. Baroların görev ve yetkilerinin Anayasa'nın kamu kurum niteliğinde bir kuruluş olduğu belirtilerek düzenlemenin Anayasa'nın 135. maddesine aykırı olduğunu söylüyor muhalefet. Baroları STK gibi görmek yanlıştır anlayışı var. Ne dersiniz?

"BAROLAR BİRLİĞİ'NİN DE ÇOKLU OLMASI MÜMKÜN"

ZENGİN: Barolar alıştığımız manada bir STK değil. Anayasa ile güvenceye alınmış durumda. Kamu niteliğine haiz meslek teşekkülü olarak geçiyor. Şu anda tek bir çatı örgütü var. Hatta biz Barolar Birliği çoklu olabilir mi diye tartıştık. Anayasa Mahkemesi'nin başka meslek gruplarıyla ilgili kararları inceledik. Değil baroların çoklu olması, Barolar Birliği'nin bile çoklu yapılması mümkün Anayasa açısından. Biz üye olmayı zorunlu olmaktan çıkarsaydık o zaman Anayasa'ya aykırılık iddiası gündeme gelebilirdi. Özellikle CHP için ben hiç hatırlamıyorum, bir kanunla alakalı görüşme yapılıp da, Anayasa'ya aykırılık iddiasının olmadığını hatırlamıyorum.

PAR: İYİ Parti'nin de itirazları var. Onlar da devletin üniter yapısına aykırılık tezini ileri sürüyorlar. Diyorlar ki, getirilmek istenen sistemin devlet kurumu yapısıyla uyuşmaz, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet sloganını benimseyen iktidar partisi çoklu baro sistemini savunuyor, bu bir tezattır, diyorlar.


ZENGİN: Hiçbir şekilde alakası yok. Dünyada pekçok örneği var. Fransa'da var. Buradaki mesele şu, o zaman Ankara, İstanbul her ilin barosu var, o zaman da mı bölünüyor teklik ilkesi? Bu görevi ifa ederken birden fazla baronun olması çok daha savunması zor bir tez. Üniter yapıyı bozması asla ve kat'a değil.

PAR: Uzlaşmayla yönetilemez mi diye düşünüyorum. Çünkü bu süreçte çok sert, Türkiye adına üzücü sahneleri izledik. Baro başkanlarının Ankara'ya yürüyüşü engellendi. Geçen hafta Meclis kapısındaki görüntüler yansıdı. Niye böyle oldu? Yani AK Parti ve hükümet onları da dinleyecek bir tavır izleyebilir miydi?

"BİR EYLEM DAYATMACILIĞI HALİ VARDI"

ZENGİN: Gerçek böyle değil ki, engelleme yok. Mesele şu, siz bir muhalif eylem ortaya koyuyorsanız, illa ki benim dediğim olacak iddia edemezsiniz. Tabii ki yürünebilir. O gün bazı baro başkanları beni de aradılar. Özellikle Anadolu'dan gelen baro başkanları rahatsızdı. Aslında çoklu baroya karşı olduklarını ifade etmek istiyorlardı, ancak hükümet, sistem karşıtlığı ortaya koymak istemiyorlardı. Başka baro başkanının kendi siyasi arzusunun bir parçası olmak istemiyordu. Sadece aslında çerçevesi çizilmiş, baştan planlandığı gibi değil ama daha sonra Emniyet'in haberi olacak, güzergah olacak, onların da güvenliğini sağlayacak, trafiği aksatmayacak bir şey ortaya konacak. Ama burada inanılmaz dayatmacı bir eylem yapma hâli var. Bence gelip eylemle meseleyi anlatmak değil, tam tersine 'biz engelleniyoruz, imkan verilmiyor' deniyor. Neden engellensin? Size sadece şu güzergahtan değil bu güzergahtan yürüyün deniyor. İşte öyle olunca da baroların yürümesi istenmiyor deniyor. Gösterilen güzergahta bu eylemin yapılmasını istiyor. Biz onları davet ettik. Ankara, İstanbul, İzmir Barosu kendilerini ayrıcalıklı görüyorlar. Toplantımıza icabet etmediler. Buraya geldiklerinde komisyonun bir daveti yoktu. Kendi grup başkanvekilleri arkadaşlarımızın daveti oldu ama telefonlara çıkmadılar. CHP'li vekil arkadaşlarımızın telefonuna çıkıyorlar. Buyrun komisyona anlatın diyorlar. Hayır biz üç kişi değil 20 kişi geliriz diyorlar. Asıl mesele eylem yapalım, Meclis'e giremediğimiz görüntüsü ortaya çıksın. Ve nihayet bunun üzerinden siyaset yapmaya devam edelim.


PAR: Kadına yönelik şiddetle ilgili bir tartışmada. Siz bir konuşma sırasında 'Bu ülkede AK Parti gelene kadar kadın kelimesi yoktu' dediniz. Türkiye'de kadının seçme seçilme hakkı ilk verilen ülkelerden biri Türkiye. Bir kadın başbakana sahip olmuş ülke Türkiye. Bunlar varken, Kadınlar Sorumlu Devlet Bakanlığı AK Parti döneminde kapatılmışken sözleriniz abartılı bir yorum olmuş mudur, hakkaniyete sığar mı?

"BU HAKKI KULLANMAMA GAYRETİ İÇERİSİNDELER"

ZENGİN: Bu söylediklerinizi bilmiyor olabilir miyim. Bir kadın başbakan olduğunu bilmiyor olabilir miyim? Ben bu ülkede doğdum yetiştim. Türkiye'de bir İçişleri kadın bakanı olduğunu elbette biliyorum. Genel kurulda yaptığımız konuşmalar bazen hacminden büyük tepkilere sebep olabilir. Bize çok ağır, çirkin ithamlara cevap veriyorum. Misliyle yükselen ses, olayı hacminden öte, kasten kullanan ben bir şeye cevap veriyorum. O an için yanlış söylediğimi samimiyetle düşünmüyorum. Muhataplarımız bize diyor ki, 'AK Parti geldikten sonra kadınların hayatı bitti tükendi'. Hatta tam tersine AK Partili kadın vekilleri bu tecavüzleri destekliyor, koruyor, kolluyor dendi. Tüm bunlar olurken ben haklı olarak, en ufak yanlış yaptığımı düşünerek 'AK Parti gelmeden kadın kelimesi yoktu' diyorum. Kadınların yaşadığı o kadar sıkıntı var ki. Bana verilen cevaplarda inanılmaz haksızlık var. Seçme ve seçilme hakkı 34'de verildi. 24 Haziran'da tweet attım. 2015 yılında başörtülü aday olup yemin eden ilk milletvekrillerinden biriyim. Neredeyse 80 yıl kadınların yüzde 70'i seçilme hakkını kullanamış durumda. Bahsettiğim kadınlar da biz bu hakkı kullanmayalım diye gayret sarfeden kadınlar. Merve Kavakçı'yı hatırlayın etrafta toplanan insanların arasında pekçok CHP'li, DSP'li kadın milletvekilleri vardı. Şimdi bunlar hiç olmamış gibi, mükemmel haklar vardı demenin bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Evet bu haklar vardı, bu hakları kadınların bir kısmı kullanıyordu, bir kısmı kullanamıyordu.

PAR: Başörtülü kadının adı yoktu anlamında diyorsunuz değil mi? Doğru mu anlıyorum?

ZENGİN: Sadrece onu kastetmiyorum. Üniversite sınavı, eğitim hakkı, çalışma hayatı, memur hayatı için böyle. Her konuya dair bu böyle. İnsanlar doğduğu gün başını örtmüyor. Ben hukuk fakültesini seçerken bir gün başımı örteceğimi bilmiyordum, sonradan karar verdim. 20 yıl başını örttükten sonra başını açan arkadaşlarımız var. Bu kadar griftt hayat tercihlerimiz var. Böyle bakıldığında evet bu yasakları kastediyorum, anne olmayı, süt iznini kastediyorum. Eğitimle alakalı bakanlığımız kız çocuklarına yardımda öncelik verdi. Babaya değil anneye verdi. Sonuçta orada genel kurul havasına uygun olarak AK Parti'nin yaptığı her işte kadın var demek istedim. İYİ Parti, CHP, HDP'liler orada. Benim bu cümleme bir kelime itiraz gelmedi. CHP'li kadın milletvekilleri bundan rahatsızlarsa bir dakika diyebilirlerdi. Tek kelime itiraz gelmedi. O akşam kendi konuşmamı Twitter'a konduktan sonra cımbızlanarak işlendi. Çokca yazı yazıldı. Türkiye'de hala işler iyi giderken güzel lafları herkes söylüyor, işler biraz tartışmalı mecraya gelince bana, çocuklarıma hakaretler yapılırken, kadınlar çıkıp da 'biz fikri olarak tartışabiliriz ama arkadaşımıza hakaret istemeyiz' demiyorlar. Hala fikren taraf olduğu dururken sizin linç edilmenizden memnun oluyor, rahatsızlık duymuyor.

PAR: Kadına şiddet konusunda kadın milletvekilleri biraraya gelebilseler. Ki orada size de yazımda dokundurmuştum. HDP'nin kadına şiddet araştırma önergesinin reddedilmesi ile başlıyor. İYİ Parti'den de size eleştiri var. Aylin Cesur, Meclis'te 50 araştırma önergesi, 29 kanun teklifi verildi kadınlar konusunda, iktidarın oylarıyla reddedildi. Siz kadın milletvekilleri dayanışma gösteremez misiniz?

"BİZİM YAPTIKLARIMIZA BİR KERE 'EVET' DESELER"

ZENGİN: Onlar bizim yaptığımız pekçok iyi düzenleme var. Mesela birçok kanun maddesinde kadının lehine işler var, neden onlara oy vermiyorlar. Bazı ortak komisyonlar kurduğumuz oldu. Genel Kurul şöyle çalışıyor, biz her güne başladığımızda siyasi partiler araştırma önergeleri var. Ben konuşmak istiyorum demektir bu. Her gün biz fotoğraflanıyoruz. Benzer bir konuda kanun görüşmesi yapacağız. Mesela Şehircilik Bakanlığımızın kanunu var, o gün depremle ilgili araştırma önergesi veriliyor, tenakuza düşüyoruz. Önergeyi reddeden insanlar duruma düşüyoruz. Sağlık Bakanlığımızın pandemi ile alakalı süreçte doktorlarla ilgili kanun düzenlemesi yapacağız. Niyetimiz bütün siyasi partilerin evet diyeceği düzenleme yapalım. Muhalefetten gelen önergeyle önce biz hayır demiş oluyoruz, devamında da kendi yaptığımız kanuna evet diyoruz, sanki onlara pay vermek istemiyormuşuz gibi görüntü sergileniyor. Onlar bizim iyi yaptığımız işlere bir kere evet desinler, en azından genel kurulda konuşurken küfretmesinler, oturalım ortak bir yol bulalım.


PAR: AK Parti'nin kadına yönelik çok şey yaptığını söylüyorsunuz. Ben de kanuni olarak atılan adımlardan AK Parti'nin hakkının verilmesi gerektiğini söylüyorum. Bunlardan en önemlisi İstanbul Sözleşmesi'ni imzalamak ve yasalaştırmak. Fakat kimi AK Partililer buradan çıkmalıyız diyorlar.

ZENGİN: Türkiye'de hiçbir konu İstanbul Sözleşmesi kadar hem parçalanmaya hem de tarafgir tartışmaya sahne olmadı diye düşünüyorum. İstanbul Sözleşmesi'nin lehine söylediğimizde yeteri kadar dindar olmamakla itham ediliyoruz. Lut kavmiyle yanyana durmaktan tutun da eşcinsel evlilikleri savunmaya kadar ağır ithamlarla karşılıyoruz. Bu konuya dair en ufak eleştiri kadın özgürlüğünü kısıtlamak adım gibi algılıyor. Çok sıkışmış bir alanda kalıyorsunuz. İstanbul Sözleşmesi ile ilgili sağlıklı bir konuşma yapacak zemine gelmediğimizi düşünüyorum. Demek ki toplumumuzda bu sözleşmeden rahatsız bir grup insan var. Ama onların rahatsız olduğu şeyler bu sözleşmede yazmıyor. Nafaka şikayetleri yazmıyor. Eşcinsel evliliklerin onaylandığı yazılıyor bu sözleşmede. Belki 20 defa okudum yazmıyor. Terminoloji ile ilgili itirazlar olabilir. Bunu anlıyorum.

PAR: Cinsel yönelim ifadesi geçiyor.

"İSTANBUL SÖZLEŞMESİ BİR HAVUZA DÖNÜŞTÜ"

ZENGİN: İstanbul Sözleşmesi artık başka bir şeyi ifade ediyor. Artık İstanbul Sözleşmesi içindekilerden bağımsız olarak bütün itirazların toplandığı havuza dönüştü. Benim arzum sağlıklı zeminde konuşalım. Bu sözleşmenin varlığı, yokluğu kadınlarla alakalı meselede asla geri gidişe sebep olmayacak diye düşünüyorum. Bugün İçişleri Bakanımızın çok iyi bir açıklaması vardı. Kadın cinayetlerinde ne kadar geriye gidiş olduğunu anlattı. Koruma tedbirleri anlattı. Bu konuda bütün birimler muazzam hassasiyet gösteriyor. Burada bütün meselem bu konuları konuşurken ne olur hacmi kadar konuşalım. Neyse hakettiği onu konuşalım. Bu sözleşmeden çıkarsak Türkiye'deki kadınların bütün problemler ortadan kalkacak, tam karşı kesimde bütün haklar geri gidecek. Gerçekten çok üzülüyorum. Buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. Türkiye'de kadın meselesi için çalışan çok fazla kadın varız. Hayatımız farklı olabilir ama muazzam benzerliklerimiz var. Biraraya gelelim.


PAR: Seküler kadınlar da sizin yanınızda durmalıdırlar.

ZENGİN: Temel noktalarda uzlaşalım. Asıl mesele kadınlarla alakalı Türkiye inanılmaz mesafe kat etti. Bir ortak zeminimiz olsun.

PAR: Sosyal medya düzenlemesi. Nasıl bir düzenleme gelecek? İfade özgürlüklerimizi kısıtlayacak mı?

"SOSYAL MEDYADA MAĞDURLARIN HAKKI KORUNACAK"

ZENGİN: Asla. Fransa ve Almanya örneklerini inceledik. Almanya'nın yaptığı düzenlemede sosyal ağ sağlayıcılardan bir muhataplık istedi. Bir temsilci olacak, mağdur olanlar da hangi silsileden geçerek başlarına gelecekleri şikayet edecek mekanizma kuracaklar. Biz de böyle bir şey yapmak istiyoruz. Hiçbir şeyi yasaklamak istemliyoruz. Türkiye'de 47 milyon kullancısı olan ağ sağlayıcıları var. Bir problem ortaya çıktığı zaman yaralanan kişinin, hukuki haklarını koruyacak mekanizma istiyoruz. Biz hangi aşamalardan geçerek kime tebligat yapacağız? Bu içerikler nasıl kaldırılacak? Kaldırılmadığında hangi maddi yaptırımlar olacak? Bu mecradaki kullanıcıların hakkını korumak, mağdur edilenlerin hakkını korumak.


PAR: Böyle geçerse, Almanya modeli iyi bir model. AK Parti'nin Sosyal Medya Etik Kuralları'nda TC kimlik numarası ile girileceği gibi öneriler de vardı.

ZENGİN: Bizim çalışmamızda öyle bir şey yok. Bunu yapan ülkeler de var. Bu da yanlış bir şey değil.

PAR: Diyelim ki Twitter, Facebook, Youtube temsilci atamadılar. Türkiye'ye veriler taşımadılar. Kapatacak mısınız?

"AMAÇ MİLLETVEKİLLERİNİ ENGELLEMEK DEĞİL"

ZENGİN: Kapatma yok. Bantın daraltılmasıyla ilgili konuşuyor. Burada bir yaptırım süreci öngörmemiz gerekiyor. Egemenlik hakkımıza müdahaleye dönüşüyor çünkü. Efendim biz hiçbir şey yapmayalım aman onlar Türkiye'den gitmesin deniyor. Bunun bir dengesi olması lazım. Dünyada model olarak iki model var. Ya çok ağır para cezaları ya da bant daraltmak. Bizim tercihimiz hukuken muhataplarımız olsun. İçeriklerin çıkarılmasıyla alakalı bir süre olun. Yargıda sonuç alıyorsunuz, ona rağmen adınız yazıldığında tekrar geliyor. Yaptığımız iş evrensel kriterler içinde, Avrupa Adalet Divanı'nın kararlarını taradık.

PAR: MHP'nin Devlet Bahçeli'nin vekil transferleri yasaklanması önerisi vardı? Gündeme gelecek mi?

ZENGİN: Komisyon kurduk, çalışıyoruz. Transferi yasaklamak diye bir şey sözkonusu olamaz. Milletvekili seçildikten sonra partisini değiştirmek tabii hakkıdır. Buradaki şey daha evvel CHP'den istifa ederek İYİ Parti'yi kurma girişimi olmuştu. Burada suistimali ortadan kaldırmak. İspanya, Dünyada çok farklı modelleme var. Bizim amacımız milletvekillerinin parti değiştirmesini engelmek değil suistamilinin önlenmesi arayışı içerisindeyiz.

Habertürk