Zülküf Eser
Giriş Tarihi : 07-07-2020 08:35   Güncelleme : 09-07-2020 09:13

Zülküf Eser Yazdı: Anneler De Ölür!

Ölümü kendisine yakıştıramadığım annem. Ne çare ki vakti gelen, vadesi dolan gidiyormuş! Yar da olsa, can da olsa, canan da olsa tüm sözleri, temennileri kifayetsiz bırakan ölüm varmış!  Ne güzel ifade etmiş şair: "İçimiz ağlasa da kan elimizden ne gelir?"

Zülküf Eser Yazdı: Anneler De Ölür!

Doğum tarihi olarak halk arasında şeyhlerin(Şehid Şeyh Said ve 46 arkadaşı) idam edildiği yıl 1925 olarak bilinen annem;

7 Temmuz 2008...

Pazarı Pazartesi'ye bağlayan gece... Sabah vakti. Saat 03: 05

Havada bolca hüzün, keder, acı ve gözyaşı var.

Şakaklarım ıpıslak. Ruhum mengeneye sıkılmış gibi.

Yeri göğü parçalamak istiyorum ama elim kolum bağlı. Kadere, ecele iman etmişiz. İsyan etmek yakışmaz bize.

Çünkü biliyoruz ki doğum hak olduğu gibi, ölüm de haktır. Sevgiliye, Alemlerin Rabbine kavuşma vesilesidir; Fena yurdundan beka yurduna göçün adıdır.

Biz burada, bu fena yurdunda misafiriz. Ne diyordu Yunus?

"Bu dünyaya gelen kişi, ahir yine gitmek gerek,

Misafirdir, vatanına bir gün sefer etmek gerek!"

Misafir elbet yola revan olacak ve biz de bir misafiri daha uğurlama telaşındaydık.

Vazifem, konumum gereği yıllarca bunu anlattım, bunu fısıldadım insanlara. Ölümün hak olduğunu, Azrail'in görevini yaptığını, hepimizin Allah'tan gelip tekrar Allah'a gittiğini vesaire yorulmayan bir hatip gibi anlatıp durdum. Ancak eksik, yüzeysel anlattığımı meğerse Azrail kapımı çaldığında, canımdan can kopardığında anlayacakmışım.

Şimdi önümde annem vardı. Canım, ruhum, neşem, sevincim, kalbim, her şeyim!.. Sıra ondaydı.

Ölümü kendisine yakıştıramadığım annem. Ne çare ki vakti gelen, vadesi dolan gidiyormuş! Yar da olsa, can da olsa, canan da olsa tüm sözleri, temennileri kifayetsiz bırakan ölüm varmış!  Ne güzel ifade etmiş şair:

"İçimiz ağlasa da kan elimizden ne gelir?"

Tek tesellimiz ölümün mutlak son olmadığı gerçeğidir. Hazreti Adem'den kıyamete kadar fasılasız akan bir şelaledir ölüm. Ne mutlu onlara ki, "bir gül bahçesine girercesine" ölümün kollarına atılanlara!

Annem ömrü hayatında bir saniye olsun ölümü unutmadı. Üç beş kelimesinden bir tanesi ölümdü. Ölümü yaşarcasına yaşadı adeta. Mümine bir kadındı. Ümmiydi ama İrfan ehliydi. Resulün ismi anılırken gözleri ıslanan bir ruha sahipti. Sevgi ve aşk doluydu. Elinden tesbihi, dilinden virdi hiç düşmedi. Velileri, Salih insanları çok severdi. Evimize bir Hocaefendi gelmeyiversin annem kanatlanırdı adeta. Eli aşta, hamurda, kulağı hocanın dudaklarından dökülen kelimelerde olurdu.

Kısacası onun hayatının özeti ibadet, takva ve riyazetti. Diyebilirim ki "kendisine mezar hazırlamayan ama kendisini mezara hazırlayan" İrfan ehlinin son temsilcilerinden nev-i şahsına münhasır bir kadındı. Onu hayırla, duayla yad etmeyen tek bir insana rastlayamadım bugüne kadar. Kabri cennet bahçelerinden bir bahçe, ruhu şad, mekanı cennet, makamı Ali olsun inşallah.

Benim güzel annem, melek annem...

Sen gittiğinden beri inan yüzüm gülmedi, kalbim, ruhum feryadu figan içinde. Yokluğun ne zormuş, ayrılığın ne yamanmış!

Şairin dediği gibi:

"Her ölüm, erken ölümdür!!"

Evet erken göçtün. Erken gittin. Yetim kaldık. Yokluğuna alışamadık bir türlü.

Mahşerde tekrar Resulü Kibriya'nın "Livaü'l-Hamd Bayrağı" altında birlikte gölgelenenlerden, Onun cennetiyle, cemaliyle mükafatlananlardan olmak duasıyla ahirete, ebed yurduna göçmüş tüm mümin ve müminlere selam olsun.

Son dünya kelamını şair ve mütefekkir Necip Fazıl Kısakürek' e bırakalım:

"Ben ölünce etsin dostlarım bayram,

Üstüste tam kırk gün, kırk gece düğün.

Açı doyurmaksa kabirde meram

Yemeğim Fatiha, günde beş öğün"

 

"Küllü nefsin zaigatül mevt..."

"İnna lillâhi ve İnna ileyhi raciun."