ANALİZ
Giriş Tarihi : 19-05-2020 13:45   Güncelleme : 21-05-2020 21:32

Ali Ammar Canöz Yazdı: Kudüs Günü ve Kasım Süleymani

Dünya Kudüs Günü, direniş cephesinin şahsında ve şehit Süleymani’nin kızıl kanlarının ışığında bütün dünya müslümanlarına ve yeryüzünün tüm özgür insanlarına mübarek olsun!

Ali Ammar Canöz Yazdı: Kudüs Günü ve Kasım Süleymani

ütün dünya şu Coranavirüs ile birlikte çok farklı bir sürece girdi; insanların sosyal yaşamlarından zihinsel algılarına, gelecek planlarından yaşam tarzlarına kadar pek çok şey değişmeye başladı, psiko-sosyal dengeler ve ilişkiler yerinden oynadı.

Bunun adını ne koyarsak koyalım; ister şimdiye kadar yaşanılan en büyük bela ve musibet diyelim, isterse her yönüyle hikmet dolu ayrı bir imtihan diyelim, sonuçta, Corana tarihin ortasına bir dönüm noktası çekti; artık belki de hayat ve insanlık, “Corana öncesi” ve “Corana sonrası” diye iki dönemle tanımlanmaya başlanacak.

Böyle bir süreçte yine, ilk defa farklı formlara ve formatlara evrilen bir dünya Kudüs Günü ile karşı karşıyayız. Mübarek Ramazan ayının son Cuması Dünya Kudüs Günü geldiğinde ya yürüyüşler, ya salon toplantıları olurdu. Ama sonuçta bir gün içinde ortaya konulan eylem ve etkinliklerle Kudüs Günü geride kalırdı.

Bu kez Dünya Kudüs Günü ilk defa, corana virüs salgını önlemleri ve kısıtlamaları dolayısıyla, bütün dünya çapında öncekilerden farklı olarak bir etkinlik konseptine evrildi.

Kendini daha çok sosyal medya üzerinden, farklı ortak yayın grupları ve organları ile Filistin davasını gündemleştiren Dünya Kudüs Günü, bunun yanısıra, Filistin bayrağının evlerin balkon ve pencerelerine, işlerleri ve araçlara asılmasıyla, simgesel denilebilecek bir takım etkinliklerin zemini oldu. Bunun yanısıra yine ilk kez bu yıl yapılacak olan araç konvyoları da Dünya Kudüs günün zihinlerde iz bırakacak bir parçası olacak.

Tüm bunların yanında Dünya Kudüs Günü’nü bu yıl farklı kılan, Corona virüs salgınının yol açtığı cefa, sıkıntı ve kayıpların derdinden daha çok, bütün varlığıyla, bütün mücadelesi, cesareti, adanmışlığı ve istikametiyle KUDÜS ismiyle müsemma olan, Kudüs denilence kendisini hatırlatan ve Kudüs’ün özgürlük mücadelesinde bütün direniş güçlerinin hazırlanmasında, eğitilmesi ve donatılmasında baş rolü oynayan ve siyonist düşmana karşı zafer dolu bütün operasyonların mimarı KUDÜS GÜCÜ KOMUTANI Hacı Kasım Süleymani’nin şehadetinin ardından gelen ilk Kudüs Günü olmasıdır.

Bu seneki Kudüs Günü’ne Kasım Süleymani’nin yokluğunda girmek, “Kudüs Günü’ne Kudüs’süz girmek” gibi ağır bir his ve derin bir elem veriyor insana. Zira o, ilkelerimizin, hedeflerimizin ve istikametimizin simgesiydi! O, mücadelemizin, cephelerimizin ve zaferlerimizin direği idi. O, Kudüs’ün özgürlük meşalesini elinde taşıyan serdarımız ve komutanımızdı...

Siyonist düşmana karşı kazanılan büyük zaferlerin arkasındaki en önemli isimlerin başında kuşkusuz ki, “iki büyük zaferin komutanı İmad Muğniye” gelir. Şehid İmad Muğniye, Hacı Kasım Süleymani’nin Lübnan’daki sağ kolu, çelikten bileği idi. İmad Muğniye şehit olduğunda, Komutan Süleymani’nin sağ kolu kopmuş gibi oldu. Ve biz siyonistlerin Şam’daki bombalı saldırısında Muğniye’siz kalan Süleymani’nin kopan kolunu, 3 Ocak tarihinde Bağdat havalimanı çıkışında Amerikan bombardımanında şehit olduğunda gördük.

Şehid İmad Muğniye ve şehid Kasım Süleymani bir bedendeki iki yumruk gibiydiler; onun için İslam ümmetinin en azılı düşmanları olan Amerika ve İsrail, onları kendilerine birinci düşman olarak ilan etmiş, ortadan kaldırılmalarını ise önlerine stratejik bir hedef olarak koymuşlardı.

Öbür taraftan baktığımızda da bu iki büyük şehit, emperyalist projelerin İslam dünyasında hüsrana uğratılması, siyonist İsrail rejiminin köklerinden sökülüp tarihin çöplüğüne atılması hedefini önlerine birinci stratejik hedef olarak koymuşlardı. Bir tarafta Nemrud, diğer tarafta İbrahim! Bir tarafta Firavun, diğer tarafta Musa! Bir tarafta Ebu Cehil, diğer tarafta ise Muhammed Mustafa.

Tarihin bu hak batıl, mustazaf müstekbir, tevhid ve şirk denkleminin günümüzdeki karşılığı idi bu iki şehid. Bir tarafta Amerika ve İsrail, diğer tarafta ise Muğniye ve Süleymani. Amerika ve İsrail’in stratejik planı, siyonist İsrail rejiminin varlığını güvence altına alıp direniş cephesini dağıtlmak, Süleymani ve Muğniye’nin stratejik planı ise, Amerika’nın bölgedeki ayaklarını kırıp denizden nehire bütün Filistin’i özgürlüğüne kavuşturmak.

Dünya Kudüs Günü’nin anlamında bu kodlar yatmaktaydı; nitekim rahmetli İmam, dünya Kudüs Günü’nü ilan ederken, bu günün sadece bir Filistin günü olmadığını, mustazafların müstekbirlere karşı mücadelesi ve İslam’ın diriliş günü olduğunu belirtiyordu.

İslam devrimi lideri İmam Hamenei, Hizbullah direniş komutanı İmad Muğniye’nin şehadetinde yayınladığı mesajda “onu yer ehli değil, gök ehli tanıyordu” diyerek, İslam ve ümmet mücadelesine adanmış, nice zaferlerin kazanılmasında, düşmanlara nice ağır kayıplar verilmesi ve darbeler vurulmasında rol alan bilinmez tanınmaz kahramanlıklara işaret etmişti. Hacı Kasım Süleymani’nin bilinen, öğrenilen yanlarına baktığımızda, belki onun hakkında çok şeyler biliyor sanabiliriz kendimizi. Gerçekte ise, onun hakkınnda bilinenler buzdağının suyun üstünde kalan kısmı kadar bile değil.

“Bir insan bu kadar çok yönlü, bir kadar kadar etkin, bu kadar adanmış, bu kadar fedakar ve bu kadar savaşçı nasıl olabilir?” sorusunu tanımlayacak ilk isim Hacı Kasım Süleymanî olurdu. Kasım Süleymani demek, Kudüs’e adanmış bir yürek, Kudüs için silah tutan bir bilek olmanın ötesinde, Kudüs’ün bedeninde çarpan bir kalp, damarlarında dolaşan bir kandı. Onun için belki yıllar içinde onun o bilinmeyen, duyulmayan yönleri ve yanları insanlara ayan olacaktır.

Onun içindir ki, bu yıl Kudüs Günü’ne Hacı Kasım Süleymani’nin yokluğunda giriyor olmanın o ağır hissiyyatını ve derin elemini kelimelerle ifade etmek, cümlelerle dile getirmek mümkün değil.

Peki biz bu Kudüs gününe onsuz giriyor olmanın acısıyla karalara mı bürüneceğiz, ağıtlarımızla ve gözyaşlarımızla onun hüznünü mü göstereceğiz, Kudüs günümüz matem günü mü olacak, ellerimiz sinelerimizi dövüp duracak?

Bu yıl ki Kudüs Günü, bizim için velayet ve mukavemet hattına olan bağlılığımızı her zamankinden daha güçlü tutup dost ve düşmana bunu göstermenin yanısıra, bu aziz şehidimizin pak kanlarına olan vefamızı göstermenin ve o kızıl kanlar üzerine, şehidimizin bayrağını Kudüs’te dalgalandırmanın azim ve irademizi en güçlü ve kararlı bir şekilde canlandırmanın günü olacak.

Kasım Süleymani’nin şehadetiyle, emperyalist ve siyonistler kadeh tokuşturdular ama, emperyalist ve siyonistlerin kendi başlarını birbirine vurup tokuşturmanın ne demek olduğunu onlara göstermenin misakını da bu Kudüs gününde yazacağız!

Kudüs günü bizim ahd-u peyman günümüzdür!

Bu ahid, ahd-i misaktır; bu ahit, velayet ve mukavemete biattır! Bu ahit, şehadet ve zafere bir selamdır. Bu ahid, Kudüs’e giden yolu tamamlamaktır...

Bu ahit, ruz-i mahşerde Şahid Süleymani ile kucaklaşmaktır.

Bu cihetle; Dünya Kudüs Günü, direniş cephesinin şahsında ve şehit Süleymani’nin kızıl kanlarının ışığında bütün dünya müslümanlarına ve yeryüzünün tüm özgür insanlarına mübarek olsun!

Hürseda