KÜLTÜR-SANAT
Giriş Tarihi : 18-05-2020 17:09   Güncelleme : 18-05-2020 17:09

Türkiye’de ‘Kevin Robins’in İmaj Görmenin Kültür ve Politikası’ kitabı okundu, okunuyor…

Türkiye'nin farklı illerinde genellikle her ayın ilk pazarı yapılan etkinlik bu ay İstanbul’da geçen ay olduğu gibi yine Korona Virüsü nedeni Zoom programı ile uzaktan katılım ile yapıldı.

Türkiye’de ‘Kevin Robins’in İmaj Görmenin Kültür ve Politikası’ kitabı okundu, okunuyor…

Türkiye'nin farklı illerinde Üstad Atasoy Müftüoğlu’nun Tavsiye ettiği kitaplar okunarak Entelektüel Bilinç İşçiliği etkinliği ile Mütalaa ediliyor.

2012 yılından beri devam eden etkinlikte bu ay Türkiye’de ‘Kevin Robins’in İmaj Görmenin Kültür ve Politikası’ kitabı yapıldı yapılıyor..

İstanbul'da, bu ay Korona virüsü nedeni ile kitap mütalaası etkinliği, iki oturumda yapıldı ilk oturum 3 Mayıs Pazar günü ikinci oturum 17 Mayıs Pazar günü saat 21:30'de Zoom programı ile uzaktan katılımla gerçekleştirdi.

İsyanbul’da yapılan oturumda Kitabının kritik ve mütalaasından alınan notlar şöyle:

İmaj, "teknolojik devrim" söylemlerinin ve bu söylemlerin zeminin oluşturan sanal gerçekçilik, gözetleme ve savaş teknolojileri gibi olguların eleştirel bir incelemesi.

Kitap’ta yazar Sanal gerçeklikten dijital imajlara, fotoğraftan sinemaya, "reality" şovlardan savaş bültenlerine dek uzanan geniş bir konu yelpazesini gündeminde bulunduruyor gündelik yasamın sıradan anlarında teknoloji ürünleri ve imajlarla ilişkimizi başka bir gözle değerlendirip sorgulamamızı teşvik ediyor.

Kitap, şiddet/savaş görüntülerinin bizlere etkisi üzerinde de durur. Bunu yaparken özellikle körfez savaşına değinir. Bu savaş, medyada ilk defa canlı yayınlanmıştır. En başta “ahlak” olmak üzere insana ait kimi yapıların sorgulanmasında da şiddet/savaş görüntüleri bir dönüm noktası olmuştur.

Kitaptan Notlar:

Bu kitap sadece eleştiri olmakla kalmayıp, aslında alternatif bakış açıları ve gündemleri geliştirmek amacıyla yazılmıştır. İlerleyen bölümlerde vizyon alanında nelerin olup bittiğini değerlendirirken kullanılabilecek farklı değer ve öncelikleri bulmaya, çağdaş imaj kültürümüze ilişkin farklı yolları ortaya çıkarmaya çalışacağım. Bu konular üzerinde çalışırken kültürümüzde şu anda var olan vizyonun anlamı ve önemiyle; görme, bakma ve izleme deneyimleriyle uğraştığımı fark ettim.

Teknolojik imaj kültürü ile ilgili tartışmaları daha geniş bir düzeyde, son zamanlarda ortaya çıkan vizyon ve modernlik tartışmalarına bağlamak istiyorum.

Bence kendimizi böyle kandırmaktan acilen vazgeçmeliyiz. Siber-alan ve sanal gerçekliğin verebileceği alternatif ve daha mükemmel bir gelecek dünyası yoktur. Gerçek bir dünyada yaşamaktayız ve hakikaten de bu dünyayı her nasıl istiyorsak o hale getirmemiz mümkün değildir, bunu anlamalıyız artık.  Teknoloji gelişmelerle insanoğlu dünyada bir cennet var etmeye sorunsuz bir hayat var etmeye çalışıyor. Bunu yaparken de başka insanlara dünyayı cehenneme çeviriyor ancak kendileri için cennet var edemiyorlar…

Teknoloji mutlak kudret fantazyalarıyla beslenmektedir. Sanal dünyada, hakkımız olduğu halde yoksun bırakıldığımız bütün ödüllere sahip çıkabiliriz; bu dünyada (çocuksu) sihirli yaratıcı güç yanılsamasını yola getirebiliriz.

Esasen bugün teknoloji ve bilim insanoğluna tıpkı Firavun gibi ben sizin en yüce Rabbinizim güç bende artık duruşu ortaya koyuyor. Genlerle oynayarak, doğumlara cinsiyetlere müdahale ederek, erkeği çocuk doğduracak hale getirmeye çalışarak, duygusal robotlar yaparak Allah’a karşı bir anlamda ilahlık iddia etmektedir..  Böylelikle yeryüzünü, gökyüzünü ve nesli fesada vermektedir.

Sanal Cemaat Ve Kolektif Kimlik

Dünya bir dönüşüm içinde. Haritalar değişiyor, yeniden düzenleniyor. Bu çalkantılı ve çoğunlukla çatışmalı dönüşüm sürecinde aidiyet ve cemaat duygularının yerinden oynadığını, yeniden oluşturulduğunu görmekteyiz. Sanal cemaatler de farklı bir dünyada var olmadığına göre; yeni kültürel ve siyasal coğrafyalar bağlamında yerini almak zorundadır. s.165

Sanal cemaatler herhalde bugün için daha çok oluşmaya başladı sanırım..

İmaj Tüketimi Sembolikten Psikotiğe

İnsan bedeni, isimleri farklı olsa da hepsi aç ve yemekten başka birşey düşünmeyen parazitler sürüsünün sürekli istilası altında olan yumuşak makinedir.

Evet tüketim için yaşayan insan sürekli tüketen bir makineden başka bir şey değildir.

A. TÜKETİM SOSYOLOJİLERİ

Ewen’a göre “ileri görüşlü bir işadamı, işlerini düzenlerken yalnızca mal üretimiyle değil, alıcı bir kitlenin (ve) psişik bir tüketme arzusunun yaratılmasıyla da ilgilenilmesi gerektiğini görmeye başlar”

Bu projedeki “kitlesel bireyin” oluşturulma sürecinde “iş dünyası ‘sınıf’ kavramını ‘kitle’ye dönüştürerek ihtiyaçlarının ve hüsranlarının karşılığını kendi yaşamının (işinin) niteliklerinde ve içeriğinde değil de tüketim mallarında arayan ‘bireyi’ yaratmak ister” .

Tüketici kendisine yeni özgçaluıürlükler sunulduğuna inanabilir, oysa acımasızca aldatılmaktadır. Sunulan şey özgürlük yanılsamasından başka bir şey değildir. s.182

Tüketim esasen mal ve hizmetlerin insan ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde kullanılmasıdır. İnsan gerçekten ihtiyacı olanı alsa tüketse bu insana fayda sağlar…

Bu zevk, tüketimle ortak yüzeyde olmanın, tüketimle karşılıklı etkileşim içinde olmanın zevkidir. Sınırsız tüketimin zevkidir.

Öyleyse tüketim zevklerinin altında, gerçek dünyaya ve bu dünyanın tüketiciye yönelik saldırılarına ilişkin kaygıların izini bulmak mümkündür. Bedenimiz ve ölümlülüğümüzle ilgili daha ilksel kaygıları da hesaba katmalıyız.

Sanal teknolojilerin gerçekliği model alan matematik uygulamalara dayanan “gerçekçi” imajlar üretme kapasitesi, varsayımları ve beklentileri artırmaktadır.

Dünyaya bakış biçimlerimizi değiştirip değiştiremeyeceklerini ve değiştirebileceklerse bunun nasıl olacağını tekrar düşünmeliyiz.