MAKALE
Giriş Tarihi : 17-05-2020 03:47   Güncelleme : 23-05-2020 09:43

Sevda Kideyş Yazdı: Kudüs...

Rabbimiz Kudüs İslam’ındır, Müslüman eyle bizi. Ve kalbimizi…

Sevda Kideyş Yazdı: Kudüs...

Kudüs Mekke’dir. Kalp pusula…

Aşk kalbini kıbleye çevirmektir.

Kıble, bizi kul kılan öze sahip çıkmayı yemin bilmektir.

Üstat Nuri Pakdil:

“İmanımdan vazgeçmedikçe Kudüs’ten vazgeçmem” derken Kudüs’ün imanla bağını ve imanla yaşayacağını bizlere işaret ediyor. İlk göz ağrımız olan Kudüs, dünya yolculuğumuz devam ederken gönül ağrımız olmuştur artık. Kalbimiz özgürleşinceye kadar dinmesin ağrımız… Kudüs sadece bir şehir değil, Kudüs bizim miracımız, Kudüs bizim onurumuz, Kudüs bizim sevdamız… Biz onu tanır ve bilirsek, o da bizi tanır. Bir yanı işgal edilmiş, bir yanı direnişte olan kutlu belde bizden bizi beklemekte. Turist gezilerinde hasret giderebiliriz lakin ona kavuşmak için biz olmak, birlik olmak, ümmet bilincine varmak gerek.  Kendimizi ona ne kadar yakın hissedersek, o kadar yakındır zafer!

“Kudüs, anadır.”

Bombalarla gözlerini yuman çocukların dudağında kalan son sözü duyan, Sübhan olan Allah’ım!

Sefere niyetimizi kabul eyle…

Zeytin ağacımız, gönül yaşmağımız, memleketimiz, başkentimiz, yirmi sekiz harfimiz, hüznümüz, abdestimiz…

 Siyonizm virüsünden azat olacağı güne kadar dinmeyecek öfkemiz!

 Kuşlar göğü delecek gibi süzülüyor, mahcup bir çehreyle el açıp bağışlanma istiyor bizden.

Ey şifa membaı, hasta oldu ruhlarımız.

 Bizleri insani duruşumuza ve özgürlüğümüze kavuştur.

Toprağına ayak basan peygamberlerin, tavaf eden meleklerin hatırına vatanımıza sahiplenmeyi hak edecek vasıflarla donat.

Yaşayan şehid, Abdullah Galip Bergusi gibi yola revan eyle…

Vahyin mübarek kıldığı kutlu şehir ey,

Sinesinde yaraları saklı gülistan,

Ey nazlı Filistin, ey mukaddes Gazze,

Ey el açıp dua dua dilendiğimiz mescid,

Bizi senden nasipsiz bırakma!

 Sana bakan bir kalbimiz olduğunu hissettir...

 Asırlardır geri bırakılmış bir ümmetin uyanışına vesile olacak kadar tanıdık acıyı.

Mazlumların kan ve gözyaşlarıyla destanlar yazıldı arşa.

Asra yemin olsun ki hal böyleyken ziyandayız.

Seher vakti gibi aydınlık bir geleceğe şahit et bizi yarabbi!

Süleyman As. ordusunu çağıracak gür ses duyulsun dualarımızdan... 

Bütün mabetlerin avlusu ıssız, ruhu bizsiz bırakıldı.

 Mahzun cumalar, mahzun ramazanlar ve mahzun bayramlar planladılar...  Sevdiklerimizden ayrıldık.

 Zulmün dili ortak, bizim dilimiz neden böyle ayrılıklarda?

 Dertlenmeden sevince nasıl ulaşırız?

Ey mahzuniyeti ve mahrumiyeti bitmeyen belde.

 Sokakların diğer sokaklarla aynı mı?

Abid eyle bizleri, mücahid eyle.

 Göğe kaldırılan bütün işaret parmaklarının gücünü birleştirip yıkık duvarlarına sığınmış, baba-oğulları şehit eden mermilere ebabil eyle!

Muhammed ve diğer küçük şehitlerin yaz gününü kana bulayanlara düşman eyle!

Özgürlük Senin Hakkın!

İşgal altında oluşun, sadece Selahattin Eyyubi’nin çehresine unutturmasın gülmeyi…

Bu bilincin hüznünü bize de mübarek kıl!

Allah için her şeyini feda eden Şehit Abbas Musevi’nin yoldaşlığına talip eyle. Sultan Abdülhamid’in ferasetini, İzzettin Kassam’ın sarsılmaz inancını lütfet! İman etmiş ve Rabbine hür kavuşmuş Şeyh Ahmet Yasin’in teslimiyeti ile Yavuz Sultan Selim’in fethini yeniden duyur bizlere!

Rabbimiz! Büyüklük ve kibir budalası zavallıların yakıp yıktığı şehri küffar ehlinden kurtar, nusretinle ayağa kaldır!

Unutturma derdimizi… Kudüs’ü, Suriye’yi, Mursi’yi, Gazze’yi, Filistin’i, Doğu Türkistan’ı, Arakan’ı,  Yemen’i,  kardeşlerimizi, Ayasofya’yı, seni ve ahireti unutursak,  agah eyle!  

Kudüs İslam’ındır,  Müslüman eyle bizi.

Ve kalbimizi…