ANALİZ
Giriş Tarihi : 16-05-2020 09:31   Güncelleme : 16-05-2020 09:35

Ahmet Hakan Çakıcı Yazdı: Sorun Patladı, Oyun Bitti...

Sorun şu; 5-6 kişi dünyanın tüm servetlerinin %50’sine sahip. Dünyanın %40’ı, yani 3 milyar insan, dünya kaynaklarının sadece %2’si ile yaşıyor. Ve o 5-6 kişi, %2’yi de istiyor. Üstelik bunu engelleyebilecek, bu süreci durdurabilecek elimizde hiç bir şey de yok.

Ahmet Hakan Çakıcı Yazdı: Sorun Patladı, Oyun Bitti...

Sorun şu; 5-6 kişi dünyanın tüm servetlerinin %50’sine sahip. Dünyanın %40’ı, yani 3 milyar insan, dünya kaynaklarının sadece %2’si ile yaşıyor. Ve o 5-6 kişi, %2’yi de istiyor. Üstelik bunu engelleyebilecek, bu süreci durdurabilecek elimizde hiç bir şey de yok.

Sorun Şurada Patladı

Egemenler uzun zaman önce bu 3 milyar insanın ellerindeki her şeyi almışlardı. Yani gerçekte o %2 de yoktu. Özellikle vatan-yurt denen kırsaldaki tüm arazilere ulus devletler tarafından tapu kadastro çalışmaları ile el konulunca 3 milyar tamamen mülksüz kaldı. Egemenler onları kendi “gerçek” varlıklarından hiç bir şey harcamadan, “sanal para”, “kredi numarası” ile kaynak yaratarak beslemeye başladılar. Lakin sanal para öyle çok şişti ki artık her 20 kişiden 19’u parasını bankada tutarsa ancak 1 kişi parasını çekebilecek hale geldi. 20 kişiden 2’sinin aynı anda parasını çekmesi mümkün değil. Çünkü böyle bir “para” hiç bir zaman var olmadı. İşte bu sistem, 2008’de çöktü. Sistem suni solunum cihazı ile (daha da çok sanal para basılarak) bugüne kadar getirildi. Ancak artık solunum cihazı da iş göremez halde, sistem çalışmıyor. Bu andan itibaren egemenler “gerçek” varlıklarından harcamadan sistemi yürütemezler. Ve onların buna hiç niyeti yok. Onun yerine sistemi kapatmayı tercih ettiler. (Erkan ÖZ’den faydalanılmıştır.)

Şimdi, en alttaki 3 milyar insan, ya bu 5-6 zengini kendilerine kalan paydan ellerini çekmeye razı edecekler ya da o zenginler 3 milyarı yok etmenin bir yolunu (Aşılar [kısırlaştırma], İstanbul Sözleşmesi [Ailesiz Toplum], LGBT formlar [üremesiz seks], savaşlar, katliamlar vs.) bulacaklar.

Ne yazık ki 3 milyarlık kesim, savaşın çoktan başlamış olduğunu dahi fark etmiş değil.
Takacak maske arıyorlar.


TURİZMCİLERE

Bakanlık, korona virüs sonrası otelcilik çalışmaları yapıyormuş.

Oda boşaldıktan 12 saat sonra odaya ancak müşteri alınabilecekmiş.
Her müşteri ile oda baştan aşağı dezenfekte edilecekmiş.
Aynı imza kalemi ile iki kişiye imza attırılmayacak her müşteriye ayrı kalem ya da her seferinde dezenfekte edilen kalem verilecekmiş.
Otel içinde kimse maskesiz dolaştırılmayacak, maske ücretsiz olarak otel tarafından temin edilecekmiş,
Yemek kuyrukları 1’er buçuk metre mesafe ile düzenlenecekmiş.
Her yemek her müşteriye ayrı olarak verilecek, aynı kepçe, çatal ile ortak kaptan müşterilere hizmet verilmeyecekmiş. Açık büfe olmayacakmış.
Yemekhane ve lobilerde oturma mesafeleri 1’er buçuk metre mesafeye ayarlanacakmış.
Her kapıda termal kamera olacak ateşlenen herkes karantinaya alınacakmış.
(Daha kesinleşmiş değil)
……..
….
Bu ne demek; “işgal edilmiş bir tatil” demek.
Otelcilik maliyetlerinin çok yükselmesi demek.
Fiyatların da çok yükselmesi demek.
Şu andaki turizm anlayışının “bilinçli olarak” çökertilmesi demek.

Artık sadece çok zenginlerin uzun mesafe tatil yapacakları döneme geçiyoruz.

Belki bir iki sene daha alışkanlıkların beslediği bir iç turizm olur. Gerisi bana hikâye gibi geliyor. Allah doğrusunu bilir.
Ama ben olsam bundan sonra turizme yatırım yaparken çoooook düşünürdüm.

Yörünge