ANALİZ
Giriş Tarihi : 15-05-2020 09:55   Güncelleme : 16-05-2020 12:19

Suat Demir Yazdı: Taraf Olmak Üzerine.

Hz. Yusuf'un kardeşleri, babaları olan Hz. Yakub'un teveccühünü, aralarında perde kabul ettikleri Yusuf’u ortadan kaldırarak kazanmak istediler. Bu babalarını sevdiklerini ve tarafında olduklarını göstermiyordu.

Suat Demir Yazdı: Taraf Olmak Üzerine.

Mevzunun mevzisinde olmak, mevzide olmadan mevzuda olmak böyle ne kadar söz konusu olabilir ki böyle vaziyet alış muvazeneye düçar olsun.

Maide suresinin 24. ayetinde İsrail oğullarından çoğu ".....Sen git rabbinle savaş...." diyerek Hz. Musa’ya karşı çıkarken bu savaşta Musa’nın tarafını tutuyorlardı da tarafında olmuyorlardı. Aslında Firavuna karşı da Musa’nın tarafında değillerdi. Kurtulmak istiyorlardı lâkin kurmak istemiyorlardı.

Zirâ en başta olması gereken Allah ile olan bağı kurmamışlardı. Anlam üzere yürümüyorlar, Mısır ülkesinin batılından uzaklaşırken adımlarını atıyorlar, Kudüs’e doğru kalpleri sükûnet ve suhuletle atmıyordu. Zihin ve kalp arasında gerilmiş benlik ipinde cambazlık yapıyorlardı. Sonuç çölde geçen sürgün yıllar.

Hz. Yusuf'un kardeşleri, babaları olan Hz. Yakub'un teveccühünü, aralarında perde kabul ettikleri Yusuf’u ortadan kaldırarak kazanmak istediler. Bu babalarını sevdiklerini ve tarafında olduklarını  göstermiyordu. Onlar, benliklerinin tarafında olarak, benliklerinin karşısındaki hakikatin taraftarı gibi görünüyorlardı. Oysa onlarda biliyorlardı böyle değildi işin iç yüzü. Kaç yüzü olduğu belli değildi. Batılın çok yüzü olsa da gerçek bir yüzü yoktu. Bölünmüşlük.

Kerbela , taraf tutanların taraf olamadıkları (kalplerini çürüterek kılıçlarının çeliğine su veriyorlardı) dünyevi siyaset için hakikatin yok edilme cüretinin gösterildiği vak'a. Nice hikmetler, nice ibretler ve nice hisselerin barındığı kıssalar uhdesinde gizlidir ve nice gözyaşları halâ akmaktadır. Taraf olmak, kulun en temelde Rabbi ile olan ontolojik ilişkisinin dolaylı/dolayımlı/dolambaçlı olmamasını ister.

Tevhid o kadar nazendedir ki hiçbir hoyratlığı, nobranlığı ve laubaliliği kabul etmez. Şirk,bir hata olarak ortaya çıkmaz. Şirk yine en derinde bir kast'ın kaynağı olarak tecelli eder. Şirkin süslenmiş cilveleri o kadar çok ve ısrarlıdır ki Tevhidi anlamanın en önemli belirleyici noktası şirki tanımlayabilmektir. İki suyun birbirine karışmaması gibi. Sonrası kolaydır. Zorlukla başlar. Kolay olana kadar tekamül eder. Aradaki zorluklar kolaya meftundur.

Taraf olmak zordur. Karar ve Sebat. Tevella ve teberra; Olmak . Olmak, had ve tercih ile ilgili. Had, kabule muteallik tercihinizin üstünde zaten yüklenmeniz gereken ve hatta yüklenmiş olduğunuz sorumluluk alanı(bezm-i elest), tercih ise sonrasında vuk'u bulacak olan durumunuzdur. Kervanda olmamız, zorunlu bir sorumluluk, kervanın neresinde yürüyeceğiniz tercihlerin belirlediği muhayyer bir durumdur. Önceden namaza giriyorum derlermiş. Tarafta durmak , karar kılmak. Namazdaki haşyetle ilgili seviye; "değer" ve "olmakla" ilgilidir. Bu yüzden sonrasında "Teqabelallah" denmesi de dikkate matuf bir ikaz olarak tecelli eder.

Hayırlı ümmet olmak, seçilmişlikle; Hayrı seçip, hayr'da sebat etmek ise seçkin olmakla ilgilidir.

Ve's-selam