ANALİZ
Giriş Tarihi : 13-05-2020 09:06   Güncelleme : 15-05-2020 10:17

İsrail Suriye’ye saldırıları artırırken, Almanya’nın Hizbullah kararı tesadüf mü?

Almanya'nın kararı, baskıyı artırma planı çerçevesinde Amerika ile İsrail'in yoğun baskıları sonucunda geldi. Büyük savaş kaçınılmaz bir şekilde geliyor. Bu savaş artık sadece bir zamanlama meselesidir ve kıvılcımı Körfez'de, Irak'ta ya da Suriye'de tutuşabilir. Amerika ve İsrail bu savaş karşısında ağır bedel ödeyecektir.

İsrail Suriye’ye saldırıları artırırken, Almanya’nın Hizbullah kararı tesadüf mü?

Almanya'nın Hizbullah'ı terör listesine almasıyla, İsrail'in Suriye'nin derinliklerindeki üsler, askeri araştırma merkezleri ve silah depolarına düzenlediği füzeli saldırıların ölçeğini artırmasının aynı zaman denk gelmesi bizleri şaşırtmadı. 

Almanya'nın kararı, İran'a ve Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen'deki kollarına baskıyı artırma planı çerçevesinde Amerika ile İsrail'in yoğun baskıları sonucunda geldi. Bu gelişmelerin özelikle Körfez bölgesinde yükselen gerginlik ve İran'ın uzaya askeri uydu yerleştirme başarısının ışığında gerçekleşmesi dikkat çekti. İran'ın uydusu İsrail ve Amerika'nın Ortadoğu'daki her türlü hareketini izleyebilecek.

Hizbullah'ın Almanya topraklarında “terör” eylemleri planladığını söyleyen Almanya'nın bu kararının bahanesi asla ikna edici değildir. Hizbullah, işgalci İsrail devleti ile karşılıklı esir takası müzakereleri sırasında aracılık yapmasını kabul ettiği Almanya ile güçlü ilişkilere sahipti. Bunun yanı sıra, Hizbullah Avrupa'da İsrail'e karşı herhangi bir eylemde bulunmadı. Bu gerçekleri doğrultusunda Hizbullah'ın terör listesine alınması kararının Almanya'ya değil Amerika ve İsrail'e ait olduğu kuşku götürmez. 

***

Amerika'nın Lübnan'da Hizbullah'a karşı iç savaşa dönüşebilecek, Hizbullah'ı silahsızlandıracak ve bir devrimle sonuçlanacak ekonomik çöküş ve kaos hali yaratma stratejisi, Lübnan'da Hasan Diyab başkanlığında hükümetin kurulmasıyla fiyaskoya uğradı. Bundan dolayı ABD ve İsrail Lübnan'da ve dünyanın çeşitli bölgelerinde İran ile Hizbullah'a karşı savaş ilan etmeye çalıştı. Avrupa ülkelerinin de Almanya'nın attığı adımın aynısını atma ve Hizbullah'ı terör ile suçlama olasılığı uzak değildir. 

Suriye'nin doğusuna, kuzeyine ve Halep ile Deyrizor gibi bölgelere İsrail tarafından düzenlenen saldırıların yoğunlaştırılması, ABD tarafından desteklenen kanlı bir plan çerçevesinde gelmiştir. ABD ve Siyonistler, dünya çapında milyonlarca insanın hayatını tehdit eden koronavirüs pandemisinin ortasında, askeri saldırganlık yoluyla 3 ana hedefi gözeten çıkarlarının peşinden koşuyor: 

Birincisi: İran'ı kayıpları azaltmak için tüm askeri güçleri, danışmanları ve askeri gruplarıyla Suriye'den çekilmek zorunda bırakmak. 

İkincisi: Bu kışkırtıcı saldırıların devamlılığını ve çemberinin genişletilmesi, İran, Suriye ve Hizbullah'ı İsrail'in derinliklerinde ya da dünyanın başka bir yerinde benzer bir saldırıda bulunmak zorunda bırakmayı amaçlıyor. Bu durum İran, Suriye ve Lübnan'a karşı geniş bir saldırıya girebilmesi için Amerika'nın eline bahane verecektir.

Üçüncüsü: Suriye ile İran arasında askeri anlaşmazlık tohumları ekmek ve Suriye'nin özellikle Rusya, ABD ve işgalci rejim tarafından gelen çoklu baskılara boyun eğerek İran'dan askeri varlığını tamamıyla geri çekmesini istemesini hedefliyor.  

Geçtiğimiz Pazartesi gecesi İsrail'in, Halep'teki silah depolarına, cephanelere ve araştırma merkezlerine düzenlediği saldırı, son iki hafta içerisinde gerçekleşen en az beşinci saldırı oldu. Bahsi geçen hedeflerin yerine getirilebilmesi için bu saldırıların günlük ya da günde birden fazla ya çıkarılması da uzak bir olasılık değildir.

***

İsrail ve Amerika'nın bu stratejisinin hedefine ulaşacağını düşünmüyoruz. İran – Suriye ittifakı bu gibi saldırıların yaratacağı etkinden çok daha büyük, güçlü ve dayanıklıdır. Suriye'ye karşı bir savaş başlamadan önce, bu koalisyonu parçalamak için Arap petrolüne onlarca milyar dolar teklifi reddeden Suriyeli liderler, ülke topraklarının yüzde 80'ini geri kazandıktan sonra bu tür baskılara boyun eğmeyecektir. 

Gel gelelim ki cevap, yakın gelecekte verilecektir. Amerika'ya cevap olarak Hürmüz boğazında Amerikalı “Global Hawk” casusluk uçağını düşürenler ve Kasım Süleymani ile Mehdi El-Mühendis suikastına misilleme olarak Ayn'ul Esed askeri üssüne saldıranlar, İsrail'in bu saldırılarına da asil bir cevap verecektir. Tıpkı Suudi Arabistan'ın derinliklerinde (Abkayk, Ebiha, Necran ve Cizan'da) ve petrol tesislerine karşı şahit olduğumuz füzeli saldırılar ya da Umman denizindeki petrol tankeri saldırısı gibi, Direnişin yiğitleri yine unutulmaz bir cevap verecektir.

Irak'ın hükümet boşluğu yaşadığı, İran'ın koronavirüs ve ekonomik tehlikeleriyle savaştığı, Suriye'nin İdlib kentindeki askeri müdahale ve Fırat'ın doğusunda Amerika'nın petrol ve gaz depolarının olduğu bölgeye saldırılarının ortamında, Amerika ile İsrail'in bu saldırı tuzağına düşmek ve kışkırtmalarına cevap vermek akıl kârı değildir.

Büyük savaş kaçınılmaz bir şekilde geliyor. Bu savaş artık sadece bir zamanlama meselesidir ve kıvılcımı Körfez'de, Irak'ta ya da Suriye'de tutuşabilir. Amerika ve İsrail bu savaş karşısında ağır bedel ödeyecektir. Zaman çok hızlı değişiyor. Petrol silahı ve gelirleri, bölgedeki etkisini kaybederken, Ortadoğu tarihi ve geleneksel güçlerin lehine gelişmeler yaşıyor.  

Abdulbari Atvan

Raialyoum/ İntizarweb

Çeviri: Merve Soydaş