ANALİZ
Giriş Tarihi : 01-05-2020 09:49   Güncelleme : 05-05-2020 21:26

Bülent Acun Yazdı: Tutunacak Oruçlar Tutmalı...

Rahman'ın takdiri ile Kur'an'ın, zamanın kadrine indiği bu kıymetli vakitlerde; ilahi kelama mukabele etmeli, ahkamıyla muamele etmeli, hikmetlerini müşahade etmeli, o dosdoğru yolda mücahade etmeli, ahsen-i takvim olan insanı esfel-i safilin derekesine düşürmeyi amaç edinen her türlü fikir, düşünce, akım, ideoloji, söylem ve eylem ile kıyasıya mücadele etmeli.

Bülent Acun Yazdı: Tutunacak Oruçlar Tutmalı...

Onbir ayın sultanı Ramazan-ı Şerifte; amel defterimizi kerim kitabımızın o zengin ve engin anlamıyla buluşarak doldurmalı.

Bu ayda; geceleri kaim, gündüzleri saim, ibadet ve taatte, hayır ve hasenatta daim olmalı.

Ömrümüzün baharı bu rahmet ikliminde; Rahman'ın sözünü can kulağıyla dinlemeli. O ilahi huzurda haşyetle inlemeli.

Vuslat ayı Ramazan-ı Şerif'te; varlıkların sultanı insan, kitapların sultanı Kur'an ve ayların sultanı Ramazan arasında gerçekleşen sultanlar buluşmasına iştirak etmeli. Her anı bir ömre bedel bu müstesna zaman diliminin bir anını bile zayi etmemeli.

Huzur ve sefa ayı Ramazan'ı Şerif'te; her gün imsaktan iftara hayat denizinde, oruç gemisiyle gönül ülkesine esaslı seyahatler gerçekleştirmeli, hem seyyah hem de agâh olmalı.

Ruhumuzun bayram ettiği bu günlerde; hakkı ve hakikati durmadan, dili ve sözü yormadan, hiçbir kalbi ve gönlü kırmadan söylemeli.

Bu kutlu zamanda; gönül ülkesine yaptığımız seyahat neticesinde benlikten geçerek kendimize gelmeli ve buluşların en büyüğü olan kendimizi bulmalı.

Bu mukaddes ve muazzez ayda; önce sahurla sehere ermeli, sonra seherde kutlu bir sefere çıkmalı ve nihayet o seferde sabırla adına iftar dediğimiz o mutlu zafere ulaşmalı.

Şu basiret ve feraset mevsiminde; bu toprakların insanıyla, bu toprakların irfanı arasına kurulmuş bir tuzak misali yayın yapan menfi medyanın hayatımızı ve hanemizi işgaline izin vermemeli. Gözümüzü, aklımızı ve gönlümüzü kirletmelerine asla müsaade etmemeli.

Mananın maddeye özellikle galebe çaldığı bu demde; manaya sımsıkı bağlanarak maddenin bağımlılığından kurtulmalı.

Bu dikkat ve rikkat ikliminde; günün belli saatlerinde olsun, telefonlara, televizyonlara, bilgisayarlara biraz dur demeli. Can kulağı ve gönül gözümüzü açarak akla, kalbe ve ruha sonsuz nurlu ufuklara doğru yorulmadan yürü demeli.

Şeytanların zincire vurulduğu bu mümine meydan vaktinde; içimizdeki nefis canavarını oruçla terbiye etmeli. Böylece kalbi ve ruhu tezkiye etmeli.

Saim olanlara Reyyan kapılarının sonuna kadar açıldığı bu ihsan ve ikram günlerinde; tutunabileceğimiz oruçlar tutmalı, halim selim olmalı, öfkemizi yutmalı ve hakikatle aramızda perde olan ne kadar kötü söz, fiil ve davranış varsa bir daha hatırlamamak üzere hepsini unutmalı.

Bu nimet ve ganimet anlarında; Rahman'ı çokça zikretmeli, ayetlerini fikretmeli, nimetlerine şükretmeli.

Şifayı eş-Şafi'den bilen kulların dertlerine şifa buldukları, şifa pınarının çağladığı bu günlerde; cihanı sarsan salgın ve bütün hastalıklar karşısında yalnız O'na tevekkül etmeli. Esbaba tevessül etmeli, fakat zerre kadar tenezzül etmemeli.

Mertliğin ve cömertliğin gönüllere taht kurduğu bu ihsan ve ikram günlerinde; fakiri görmeli, yoksula varmalı, yetimin yanında durmalı, garibi sarmalı, muhtaca bol bol vermeli ve böylece infakın sırrına ermeli.

Gaflet ve dalaletten ışık hızıyla kaçmamız gereken bu mükerrem ve muhteşem günlerde; lüzumsuz tartışmalardan, gereksiz atışmalardan, faydasız çatışmalardan fersah fersah uzak durmalı.

Rahman'ın takdiri ile Kur'an'ın, zamanın kadrine indiği bu kıymetli vakitlerde; ilahi kelama mukabele etmeli, ahkamıyla muamele etmeli, hikmetlerini müşahade etmeli, o dosdoğru yolda mücahade etmeli, ahsen-i takvim olan insanı esfel-i safilin derekesine düşürmeyi amaç edinen her türlü fikir, düşünce, akım, ideoloji, söylem ve eylem ile kıyasıya mücadele etmeli.

Evveli Rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden azat olan bu on bir ayı sultanı Ramazan-ı Şerif'te; elimizi vicdanımıza koyup insaf etmeli. Affolmak için önce affetmeli, selamete ermek için sabretmeli, günahlarımıza gözyaşlarıyla bir ah etmeli, bin ah etmeli.