ANALİZ
Giriş Tarihi : 01-05-2020 09:35   Güncelleme : 01-05-2020 09:35

Hizbullah’ın İsrail’e, Devrim Muhafızları’nın da ABD’ye gönderdiği mesajların ortak paydası nedir?

"İran için Amerikan Deniz Kuvvetlerinin Körfez, Hürmüz Boğazı, Aden Körfezi Kıyısı ve Arap Denizi gibi Devrim Muhafızları'nın hücum botlarının aktif olduğu yerlerde kalmasıyla birlikte, Tahran'ın hassas balistik füzeleri ve çeşitli insansız uçaklar geliştirme stratejisine odaklanmak artık önemli olmayacaktır."

Hizbullah’ın İsrail’e, Devrim Muhafızları’nın da ABD’ye gönderdiği mesajların ortak paydası nedir?

15 Nisan ile 18 Nisan arasında bölgede iki önemli sürtüşme yaşandı. Her iki olay da, üzerinde durulması gereken birçok askeri boyut taşımaktadır. Bunlarda ilki Amerikalıların Basra Körfezinde konumlanmış savaş gemilerinin İran Devrim Muhafızları'na ait askeri botlar tarafından taciz edildiğini iddia etmesi oldu. İkinci önemli olay ise, işgalci İsrail ordusunun Lübnan ile işgal edilmiş Filistin sınırını ayıran sınır çitlerinin 3 ayrı noktasında açık bulmaları ve bu olayı Hizbullah'ın yaptığını iddia etmeleri oldu.

Aslında bakarsanız iki olay birbirinden uzak coğrafyalarda gerçekleşti ve birbiriyle bağlantısı yok gibi görünüyor. Bu sürtüşmelerden birincisi, İran Devrim Muhafızları'na ait hücum botları ile Amerikan savaş gemileri arasında, ikincisiyse Siyonist İsrail birimleri ile Lübnan Hizbullahı askerleri arasında gerçekleşti. Peki, bu iki olayın taşıdığı uzak mesajların ortak bir paydası olabilir mi?

Körfezde deniz sürtüşmesi

İran Devrim Muhafızları'nın, Amerika'nın “İran botları tarafından yapılan kışkırtıcı ve tehlikeli taciz” açıklamalarını yalanladığı doğrudur. Ancak bu, İran Devrim Muhafızları birimlerinin körfezdeki deniz alanında, karasularını, kıyılarını ve genel güvenliğini korumak için gözlem, koruma ve askeri hazırlığı sağlayan manevralar yoluyla savunma görevini yerine getirdiğini yalanlamaz. Bu durumda, İran Basra Körfezinde tüm doğu kıyısını kucaklayan ve büyük askeri yeteneklerle donatılmış çok sayıda savaş gemisinin konuşlandığı bu hassas bölgede, Amerikan donanmasının daimi bir şekilde bulunması ve hareket etmesine nasıl izin verir? Devrim Muhafızları'nın askeri hareketi İran'ın güvenliğini korumak için bir gereklilik değil midir?

Amerika'nın “kışkırtıcı ve tehlikeli taciz” iddialarının yalanlanması, Devrim Muhafızları'nın karasularındaki egemenliğine saldıran tehditlere karşı tüm önlemleri almadığı ya da bölgedeki coğrafi ve tarihi özelliklerine sahip çıkmak için gerekeni yapmadığı anlamına gelmez.

Bu uygulamalar operasyonel olarak deniz botlarının konuşlanma, hareket ve yayılma manevrasını gerektirir. Özellikle Amerikan deniz donanmalarının sürtüşme bölgesindeki varlığı, devasa bir varlıktır. Bizler burada “USS Paul Hamilton”, “USS Lewis B. Puller” ve “USCGC Maui” gibi büyük ve yıkıcı savaş gemilerinden bahsediyoruz. Bu gemiler hareket ve doğrudan koruma sağlamak için geniş alanlara ihtiyaç duyar. Bu durum, İran'ın bölgedeki aktif hücum botlarının geçiş alanını daraltmaktadır ve sürtüşme ya da geçerken yakınlaşma olasılığını artırmaktadır.

Amerikalıları öfkelendiren şey, pratikte İran'ın sürat teknelerinin “arı saldırısı” terimiyle bilinen hassas özelliklere sahip olmasıdır. Bu İran'ın körfezdeki Amerikan uçakları ile savaşmak için geliştirdiği stratejisidir. Hızlı ve küçük bot filolarının yanı sıra, küçük denizaltılar, kıyıya sabitlenmiş füzeler, patlayıcı taşıyan inansız hava araçları kullanılır ve bununla birlikte yüzen ya da dibe batmış deniz mayınlarından oluşan karmaşık bir ağ kurulur.

Lübnan ile işgal altındaki Filistin sınırında açılan boşluklar

Hizbullah'ın sınır çitlerinde gerçekleşen ihlal operasyonunu üstlenmediği doğrudur. Ancak yine de bu bir başarı olarak kabul edilebilir. Birinci sebep, genellikle sürtüşme ya da çatışma hakkında yorum yapmayan İsrail aslında bunu da görmezden gelir ya da üstünü örterdi. İkincisi, Hizbullah'tan başka hiçbir hareketin böylesine hassas ve ayrıntılı bir operasyonu gerçekleştiremeyeceği bilinmektedir. Bu operasyon ayrıca İsrail'in Hizbullah unsurlarının yer aldığı araca bir karşı yürüttüğü başarısız suikast girişimine karşın Hizbullah'ın cevabını içeren şifreli bir mesajdır. Zira sınır çiti operasyonu, suikast girişiminden iki gün sonra gerçekleşti.

Burada Hizbullah'ın sınır çitinde delik açarak verdiği mesajla dayattığı yeni nokta, unsurlarının Celile'nin içerisinde hareket etmenin kolay olduğu noktaya girmeden önce doğrudan son bağlantı hattına ulaşmasıdır. Burada kolaylıkla manevra kabiliyetini kullanabilir ve etkileri düşman için güçlendirilmemiş arka bölgelerde doğrudan görülebilir. Çünkü pratikte delik açılan şeritten sonra savunma hattı zayıftır ve buraya dışarıdan yani Lübnan'dan ulaşmak zorlu bir başarı olarak kabul edilir.

İşgal devletinin içerisinde, elektronik gözlem, ses ile görüntü algılama sensörleri gibi çok sayıda savunma kuvvetlerinin unsurları da bu savaşı kaybetmiştir.

İki mesaj arasındaki stratejik bağlantı ve benzerlikler

İran'ın sürat teknelerinin Körfezdeki ABD savaş gemilerinin yakınından geçerek gerçekleştirdiği operasyonun içeriği ile sağladığı fırsatları ve Lübnan ile işgal edilmiş Filistin sınırındaki çitlerin Hizbullah tarafından delinmesi operasyonunu analiz ettiğimizde, iki olayı bir denklem üzerinden birbiri ile bağlayabiliriz:

Birincisi: Hizbullah'ın artık düşman İsrail ile savaşta caydırıcılık denklemi kurmak için denge kırıcı silahlar kullanması gerekmiyor. Hizbullah için etkili bir caydırma işlemi, sınır şeridine ulaştığı andan itibaren kesinlikle mümkün ve kabul edilir bir hale geldi. Çit ihlali ve Direnişin Celile'ye girişi için merkez noktalarının sağlanması, doğrudan bir çatışmadır ve yerleşimciler ya da askerler üzerindeki etkileri çok büyüktür.

Bu çatışmada, İsrail'e ait hiçbir bombardıman uçağı, helikopter ya da İHA'nın değeri kalmadı. Topçu ya da zırhlı araç gibi doğrudan destek silahları bile bu çatışmada operasyonel bir değer sahibi değildir. Hizbullah'ın sınır çitlerini delerek İsraillilere diğer bir ifadeyle şu mesajı veriyor:

Hizbullah'ın denge kıran füzeleri için, geniş bir savaş sırasında nitelikli yeteneklerinin rolü önemini sürdürse de, bugünden itibaren ne Suriye'de ne de Lübnan'da bu füzeleri takip etmeye gerek kalmadı.

Bugünden itibaren, nitelikli olsun olmasın bu füzelerle birlikte yerleşim bölgesindeki sokaklar, evler, görünmeyen ara yollarda ve nitelikli füzelerden korunmak için milyarlarca dolar harcanan sığınaklarda yaşanan korku ve acı yepyeni bir caydırıcılık oluşturacaktır.

İkincisi: İran için Amerikan Deniz Kuvvetlerinin Körfez, Hürmüz Boğazı, Aden Körfezi Kıyısı ve Arap Denizi gibi Devrim Muhafızları'nın hücum botlarının aktif olduğu yerlerde kalmasıyla birlikte, Tahran'ın hassas balistik füzeleri ve çeşitli insansız uçaklar geliştirme stratejisine odaklanmak artık önemli olmayacaktır.

Şarel Ebi Nadir/ Al-Mayadeen

Çeviri: Merve Soydaş/İntizar