MAKALE
Giriş Tarihi : 24-04-2020 17:26   Güncelleme : 01-05-2020 09:57

Nesibe Aşkar Yazdı: Böl Parçala At’a Ramazan Arası

Kapitalizm hakkında baba baba cümleler kurmak yerine kendi kapitalizmimizi eritelim önce. Her ne olursa olsun, evde kaldığımız, doğayı dışarıdan değil de evden kirlettiğimiz bu günlerde biraz olsun üretmeye vakit ayıralım.

Nesibe Aşkar Yazdı: Böl Parçala At’a Ramazan Arası

Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir orduyu ve bir Ordu’da bir ülkeyi kurtarır kızım. Bizler bu hikayelerle büyürken nasıl bir kırılma yaşandı da press makinalarında ezilen envai çeşit eşyayı izleyerek rahatlar olduk. Ne oldu da onca aşamadan geçerek bir çocuğun sevinmesine vesile olacak oyuncağın paramparça olması bizi mutlu etti. Oysa bize sofradaki ekmek kırıntıları ye. O ekmek ki tarladan sofraya gelene kadar onca süreçten geçiyor. Hem nimete hem emeğe saygın olsun diye anlatılmıştı. Ne oldu da tüketim toplumundan parçala at ve umursama toplumuna dönüştük. En son ne ürettim? En son dünyaya ne fayda sağladım.. Bugün ne yesem sorusundan çok daha önemli olmamalımıydı bu sorular? Bir insan kameranın karşısına çıkıp bir masa dolusu yemeği tek başına yerken ve ağzından çıkan sesleri duyururken saatlerce izlemek yerine günlerce aç kalan insanları da hatırlamamız gerekmez miydi?

Bu yemek yeme (etkinliğine) mukbang deniyor Güney Korede. Biri kameranın karşısına geçerek inanamayacağınız kadar yemek yiyor. Evet ve inanamayacağınız kadar da izleniyor. Bazı rivayetlere göre yalnız yemek yemekten hoşlanmayan insanlar bu videolar eşliğinde yemek yiyor. Diğer bir rivayete göre ise tabakların hunharca boşalması insanları rahatlatıyor. İnsanların yalnızlığını başka bir yazıya bırakalım, teorilerle birlikte izlenme sayıları da günden güne artıyor. Press makinalarının*da mantığı aynı işliyor. Aklınıza gelecek her şey iki demir arasına konularak paramparça ediliyor. Bu bazen bir oyuncak bazen bir meyve bazen de bir pil olabiliyor. Videoyu izleyen bir takipçi bunlarla nasıl oluyor da rahatlıyorsunuz diye yorum yapıyor. Video sahibi ise Napalım  izleniyor diyor. Ben de bilmiyorum ama izleniyor. İnsanlar uyuşmuş gibi izliyor ama izliyor.

Şaşırma yetinizi kaybetmeyin o giderse robotlaşırsınız demişti bir büyüğümüz. Prees makinaları da mukbanglar da giyinme odaları da 36 taksite bölünmüş gereksiz eşyalar da beni öylesine şaşırtıyor ki.. Anlayamıyorum. Yok etme Psikolojisi bir insanı nasıl rahatlatabilir anlayamıyorum. Ancak emek vererek bir şeylerin oluş sürecini görmeyen insanlar böl parçala at ile rahatlayabilir. Ve yok etmenin panzehiri üretimdir.

Kapitalizm hakkında baba baba cümleler kurmak yerine kendi kapitalizmimizi eritelim önce. Her ne olursa olsun, evde kaldığımız, doğayı dışarıdan değil de evden kirlettiğimiz bu günlerde biraz olsun üretmeye vakit ayıralım. Eskiyi övüp yeniyi yererek kurtulacak değiliz elbette. Evet doğru: katı olan her şey buharlaşıyor ama buhar havada yoğuşmayı bekler. Değerlerimizi kaybetmedik. Onlar yukarıda ve biz çabalarsak üzerimize yağmur olup yağacaklar.

Camilerimize gidemediğimiz, evlerimizde misafir ağırlayamadığımız ve elimizdekinin kıymetini anlamamız gerektiğini öğrendiğimiz şu günlerde tüketirken düşünelim. Zamanı, nimetleri ve sevdiğimizi hunharca tüketmek yerine üretelim. Envai çeşit yemek yapıp ardından çöpe yollamamak için evimize gelen her sebzenin meyvenin ya da paketli ürünün hangi aşamalardan geldiğini anlatalım çocuklarımıza. Emeğin güzelliğini anlatalım. Kişinin kendi elinin emeğinden daha temiz bir kazanç elde edemeyeceğini* anlatalım. Ramazanı, orucu ve 30 günlük bir emeğin ardından verilen bayramı anlatalım...

• Mukbang: https://youtu.be/1Rt_3GaZZSs

• Prees Makinası: https://youtu.be/UOV_9HtEjCE

 • İbn-i Mâce, Ticârât