MAKALE
Giriş Tarihi : 24-04-2020 09:54   Güncelleme : 24-04-2020 09:54

Mustafa Türkmen Yazdı: Yaşama Dair…

O zaman yapılması gereken; Algılarımızı, anlayışlarımızı, sembollerimizi kavramlarımızı tekrar gözden geçirmeliyiz.

Mustafa Türkmen Yazdı: Yaşama Dair…

İnsanlık zaman zaman bireysel, bölgesel, ırksal, toplumsal trajedi yaşıyor.

Ama bugün yaşananlar tüm insanlığı içine alan bir trajedi.

Yaşanan trajedinin karşısında kimimiz mistik, kimimiz ekonomik, kimimiz biyolojik, kimimiz ütopik yorumlar yapıp olayın ciddiyetini ve önemini belirli adreslere havale edip meseleyi grileştiriyoruz

Tabidir ki; konuşacağız, yazacağız, çizeceğiz belirli adresleri işaretleyeceğiz.

Ama dikkat edilirse bu lokal bir vaka değil tüm insanlığı ilgilendiren bir trajedi. Yani bir suçlu varsa bir hata varsa bu belirli bir adresin değil tüm insanlığın sorunu.

O zaman ne oldu da bu trajedi yaşanıyor?

Yaşanan asrın en önemli dini, tarihi altyapısı olmakla birlikte hümanizm(insanı kutsama, insanperestlik)adı altında değerlerin tümünü insanın engin tecrübesine bırakmaktır.

Bu dinin tanrısının; imanı, algısı, eylemi, heyecanı, azmi, kararı ahlakı, adaleti, vicdanı.

Güç ve haz olarak iki maddede şekillenmiştir.

Gücün işareti: bilim ve teknoloji çılgınlığıyla yönetme ve hükmetme.

Hazzın işareti: insanın biyolojik ve fizyolojik güdülerinin sınırsız kullanımı.

Peki bunlar kötü mü?

Şayet siz Allah(cc) öldürürseniz, Bir yerlere hapsederseniz, Göğe çıkarıp insanların işlerinden uzak tutarsanız, Birilerinin şahsi mülkiyetine geçirirseniz, Allah’ın resmi temsilcileri peygamberleri mitolojik kahramanlara dönüştürürseniz.

Güç elde etmek, gücü kutsamak ve kullanmak için tüm can ve canlılığın doğal yaşamına müdahale edip, insan fıtratıyla, tabiatla, hayvanlarla bilmediğimiz ama hissettiğimiz kozmik canlılarla bilim ve teknoloji perestliği yaparak hükmetmeye çalışırsanız trajedi yaşarsınız.

Siz haz saikleri adı altında insanı ekonomik bir hayvana dönüştürüp tüketim makinesi haline getirirseniz trajedi yaşatırsınız.

Algı, anlayış, eylem ve vicdanımızın menzili, kutsanan tanrıyı beslemek, büyütmek, alkışlamak olursa.

Kişisel ve toplumsal yaşam seyrimizi insanperest olarak şekillendirirsek bu ve buna benzer trajedileri yaşamaya mecbur oluruz.

İnsanlığın kaderini çağdaş dine bırakırsak, böyle olduğunu düşünürsek veya kendimizi bu güçte görürsek bireysel ve toplumsal olarak daha çok trajedi yaşamaya devam ederiz.

O zaman yapılması gereken; Algılarımızı, anlayışlarımızı, sembollerimizi kavramlarımızı tekrar gözden geçirmeliyiz.

İnsanlığın ortak kaderini elinde bulunduran Allah(cc) ipine sarılmak Allah(cc) boyasıyla boyanmak Allah’ın rehberliğine teslim olmak, insanlığı, insanlığımızı tekrar yorumlamaktır.

Bu trajedi bizim korkumuzu değil, imanımızı ve hayretimizi arttırmalıdır...