MAKALE
Giriş Tarihi : 23-04-2020 22:51   Güncelleme : 26-04-2020 09:47

Suat Demir Yazdı: Bir Mefhum: Fehmetmek..

Fehmetmek; Bilgi üzerinde kuşatıcı ve derin bir anlayış kesb etmektir. Mefhum; kavramak anlamına geliyor. Bütünlük. Allah’ın ipine tutunmak için iyi kavramak gerekiyor.

Suat Demir Yazdı: Bir Mefhum: Fehmetmek..

Hali vakti yerinde olan biri, çocuğunun ilim ehli olmasını istiyormuş. Dönemin önemli alimini bularak çocuğunu yetiştirmesini  istemiş ve gerekli her türlü imkânı sarf edebileceğini, yeter ki çocuğunun alim olmasını istediğini söylemiş. Alim, çocuğuna bir ay kadar ders verdikten sonra karar vereceğini belirtmiş. Bir ayın sonunda çocuğun babasını çağırarak çocuğunun alim olamayacağını söylemiş. "Neden?" diye sorduğun da alim bunu kendisine göstereceğini söyleyerek yüzüğünü avucunun içine almış, çocuğu çağırmış ve sormuş. "Evladım! avucumun içinde sakladığım nesnenin özelliği şudur: Yuvarlak ve ortası deliktir. Ne olabilir bu nesne?" Çocuk bir müddet düşündükten sonra "değirmen taşı" demiş. Alim kişi babasına dönerek " Fehmetmiyor maalesef" demiş.

Fehmetmek; Bilgi üzerinde kuşatıcı ve derin bir anlayış kesb etmektir. Mefhum; kavramak anlamına geliyor. Bütünlük. Allah’ın ipine tutunmak için iyi kavramak gerekiyor. 

Montesquenin konuyla ilintili bir cümleyi de kullanırsak "Başkasının bilgisi ile bilgili olabilirsiniz ancak kendi aklınızla akıllı olabilirsiniz". Burada kendi aklı kısmına şerh düşerek devam edelim. Fehmetmek, birçok kavramla iç içe geçmiş bir kavram. Biz ilim ve hikmet kavramları ile olan ilişkisi üzerinde duralım.

İlim, bilen özne ile bilinen nesne/olgu/durum üzere elde ettiği  yargı bildiren sonuçtur. İki farklı alanın arasında kurulan bağdır. Hikmet ise kurulan bu bağın hak/doğruluk üzere değerlendirilmesi, rafine edilip istikamet kazanmasıdır. Bu istikamet özne üzerinden neşv-ü nema bulur. ilim, dıştan  içe  sonra tekrar daha dışa doğru bir güzergâhta yol alırken; hikmet, içten dışa sonra tekrar içe doğru güzergâh üzerinde yol kateder. Beyazıd-ı Bistamiden bir söz ile darb-ı mesel verecek olursak:"40 yıldır insanlarla konuşuyorum, insanlarda 40 yıldır kendileriyle konuştuğumu sanıyor."

Hikmet ile ilgili farklı yorumlar yapılmış. Amel, sünnet, ilk sebep, amaç-sonuç ilişkisi, istikamet kazanmış anlam gibi. İlmin nesnelliğini hikmet sağlar. Fakat o zaman karşımıza şu soru çıkıyor. Hikmet, daha subjectif alanı da ihata ettiğine göre bu nasıl olur? Kant, bilgi de objectif subjectivizm kavramını kullanıyor. Zihnin belli kategorilere sahip olmasını objectif, bu kategorilerin işleyiş biçimi ile ilgili yasaları(akıl ve duyular) ise subjectif kavramıyla açıklamaya çalışmış. "Bilgi deneyden doğar fakat deneyle başlamaz." Devam edelim. İlim ancak hikmetle üst bir kimlik kazanabilir. Kumaş ile iğne iplik arasındaki ilinti gibi. Zirâ ilim yol-saha ile ilgili bilgi verirken hikmet yön-inşa ile ilgili maarifeti belirgin hale getirir. Yön gösteren bir ok sembolünü düşünelim. Bir sembolün yön işaret edebilmesi için birbirine simetrik olan çizgi(ler)in bir birbirine doğru hareket etmesi gerek. Birleştiği nokta(tevhid) ileri bakmayı ve basirete ve ferasete evrilerek fehmetmeyi gerekli kılacaktır. Faydasız ilim olabilirse de faydasız hikmet olmaz. Zirâ hikmet ancak gerçek yalnızca gerçeklik üzerinden sudûr eder. Parçalayıcı olan ilmi; akıl, hikmetle bağ kurmasını sağlayabildiği nispette toparlayabilir.                

Ve's-selam