Zülküf Eser
Giriş Tarihi : 30-03-2020 21:01   Güncelleme : 16-04-2020 12:12

Zülküf Eser Yazdı: İmamlara Düşmanlık Üzerine!

Mardin’de halk ile iç içe olduğundan dolayı terör örgütü tarafından katledilen genç imam arkadaşımız şehit Hacı Kazım Ozan’ı unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız.

Zülküf Eser Yazdı: İmamlara Düşmanlık Üzerine!

Biliyorsunuz sosyal medya artık evlerimizin duayen ablası, teyzesi, haminnesi! Malumunuz eskiden “Ağa bilir!” derdik şimdi onun yerini sosyal medya aldı. Her şey orada pişiyor, şekilleniyor, önümüze geliyor. Doğru mu yanlış mı ayıklamaya pek te maharetli değiliz. Kullanan kullanana!

Korona virüsü dolayısıyla memleketimiz sıra dışı bir tatile girdi. Hepimiz dizimizi kırıp hanelerimize çekilmek zorunda kaldık. Torun torba ile aynı hikâyenin, aynı masalın içindeyiz. Bolca eski günleri, eski albümleri karıştırıyoruz. Memlekette çalışan tek faal sektör neredeyse sağlık ve emniyet birimleri! Geri kalanlar malumunuz. Allah yardımcıları olsun.

Akşamüzeri watsabıma gelen bir mesaj gün içerisinde biriktirdiğim tüm neşemi altüst etti. Mesaj şu: “ Evlere patates soğan taşımak polislerin işi değildir. Bu işi sevabına boşta kalan imamlar yapsın!”

Hizmetin imamı, polisi, jandarması olmaz. Hizmet hizmettir. Hazreti Ömer sırtında un torbası fakir fukaranın evine taşımıştır. Bu inanca mensubiyeti olan bir geleneğin varisleriyiz. Elhamdülillah hiçbir zaman omuzlarımıza yüklenen vazifeden kaçmadık, kaçmayız. İmamlar da, polisler de, askerler de bu ruha sahiptir, bunun için vardırlar. Van’da yaşanan çığ olayı henüz çok taze… Vatandaşlarımızı kurtarmaya gidenler canlarından oldular, hanelerine acı ve gözyaşı düştü, yürekler dağlandı. Bir sorun sıkıntı oldu mu hesapsız kitapsız koşan tek milletiz; geri kalmak, geri durmak kitabımızda yazmaz, beceremeyiz de…

Sizi bilmem ama sözünü ettiğim paylaşımı görünce muhayyilemde, yıllardır okulun arka bahçesinden kaçan, hiçbir vazifeyi doğru dürüst yapamayan, yediğini içtiğini helal ettiremeyen haylaz bir imam profili canlandı. Öyle iyi niyet göstergesi bir paylaşım olarak görmedim. İçten içe bir düşmanlığın, kinin, nefretin ve öfkenin kusmuğu olarak göründü bana bu paylaşım! Bir daha okuyalım:

“Evlere patates soğan taşımak polislerin işi değildir. Bu işi sevabına boşta kalan imamlar yapsın!”

“Boşta kalan imamlar!”… Bu vazifeyi yapmak kimin görevidir konusuna girmeyelim. Herkes yerini, vazifesini bilir. Bu ayrı mesele ancak burada illet derecesine ulaşmış bir imam düşmanlığı söz konusu! 

İmamlara karşı iflah olmaz bu düşmanlığın nereden esinlendiğini tahmin etmek zor değildir ancak hiçbir art niyet aramaksızın bu paylaşımı yapan zevata sormak istiyorum: Peki öğretmenler de boşta kalmadı mı? Neden İmamların yanına “Öğretmen” öznesini eklemeyi ya da koymayı akl etmediniz? Sizi bundan men eden ne oldu?

Sakın öğretmen düşmanlığı falan yaptığımı düşünmeyiniz. Âcizane fakir de bir öğretmendir. Öğretmen olmam bir tarafa aynı zaman da üç öğretmenin de babasıyım. Bu ülkeyi kurtaracak iki dinamik güç varsa -ki benim kanaatim budur- öğretmenler ve imamlardır. Asla ayrım yapmam yeter ki görevlerini layık-ı veçhile üzere yapsınlar. Efendimiz Hazreti peygamber (sav)’de hem bir imamdı, hem de öğretmendi. Öğretmen-imam ayrımı asla yapmam, yapmayız.

Evet, bu girizgâhtan sonra “İmamlar boşta kaldılar!” tespitlerinden ötürü o paylaşımı yapan kişilere sormak istiyorum. Peki, öğretmenler boşta kalmadılar mı? Sadece imamlar mı boşta kaldılar? İmamların senelik izinlerini saymasak 365 gün beş vakit camide cemaat ile birliktedirler. İşleri de sanıldığının aksine çok zordur. En büyük amirleri de cemaattir. Bunun ne anlama geldiğini en yakınınızdaki bir imama sorun. O size anlatır!

Ya öğretmenler? Cumartesi-Pazarları var. Sömestri ve yaz tatilleri var. Dini-milli bayram-seyranları var, yetmedi yarım gün okuldalar, dersleri boş oldu mu dışarıdalar! Peki imamlar? Boş dersleri, dini-milli-sömestri-yaz vesaire tatilleri var mı? Hayır! İmamlar bu tatillerin hepsinden mahrumdurlar. Ramazan ayı geldi mi teravihtir, sahurdur vesaire hiç saymayalım! Mesele boşta kalmaksa öğretmenler imamlardan daha çok boşta kalmış olmuyor mu? Ama mesele bu değil sevgili kardeşim, mesele senin din-iman-Kuran düşmanı olmandır! Bunun başka hiçbir açıklaması olmaz, olamaz! 

Bir de yaz tatili girince öğretmenler tatilin keyfini çıkarırken imamlar bir taraftan imamlık görevlerini icra ediyorlar, bir taraftan da yavrularımıza Kuran okutuyorlar. Anlayacağınız Hazreti Resulün Medine’ye gönderdiği başöğretmen Musab bin Umeyr’in vazifesini yüklendiler. Kötü mü yaptılar? Onların okuttuğu çocuklar vatana-millete can suyu oldular, hiçbir terör örgütünün maşası olmadılar, kin ve nefret tohumlarını saçmadılar, memleketin temellerine dinamit koymadılar, Allah ve Resulünün yolunu; barışı, sevgiyi, kardeşliği, dirliği, birliği salık verdiler! Mardin’de halk ile iç içe olduğundan dolayı terör örgütü tarafından katledilen genç imam arkadaşımız şehit Hacı Kazım Ozan’ı unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız. İmamın hayatı belgesel kitap halinde yayınlandı, okumanızı tavsiye ederim. (Bilge Köyün Bilge İmamı: Kardeşliğe Adanmış Bir Ömür, Haz. Şakir Tarım)

Evet, imamlar bu ülkenin maneviyat ordusudur. Onlara sahip çıkmak, desteklemek, yanlarında durmak bu ülkenin, bu medeniyetin yanında durmak demektir. Unutmayalım ki 15 Temmuz Felaketinde halkımızın sokaklara dökülmesini sağlayan onların minarelerden yükselen davudi sesleri oldu. O sesler dalga dalga tüm vatan sathına yayıldı. Milli Mücadele döneminde hakeza… Bu alanda yazılmış bir sürü kitap vardır. Bunların başında Vehbi Vakkasoğlu’nun “Maneviyat Dünyamızda İz Bırakanlar” adlı çalışmasını tavsiye ederim. Tüm zor dönemlerin Hızırları olan imamlarımıza sahip çıkmak memleketimize, tarihimize, mukaddesatımıza sahip çıkmak demektir.

Evet, tekraren söyleyelim: İmamlara düşmanlık yapmak insaf ehlinin işi değildir.  Onlar da bu memleketin insanıdır. Namaz kıldırıyorlar, Allah’a en yakın olduğumuz secdelerimizin en yakın tanıklığını yapıyorlar, dua ediyorlar, sohbet ediyorlar, nikâhlarımızı kıyıyorlar, askerimizi dualarla uğurluyorlar, cenazelerimizde hazır bulunuyorlar, ölülerimize dua, telkin ve Kuran okuyorlar, sevinçli ve kederli tüm zamanlarımızda yanımızda bulunuyorlar! Ha eksikleri, kusurları yok mu? Olabilir, hem de çok... Ama kim tamdır, kim dört dörtlüktür ki?

Sözün özü bu kardeşiniz de yıllarca imamlık yaptı. Eski bir imam olarak bu ülkenin eğitim ordusuna iki öğretmen, adalet ordusuna bir Hâkim, iki hukukçu, din eğitimine bir Hafızu'l-Kuran evlat kazandırmış babayım ve bu haleti ruhiye ile bu satırları yazıyorum. Dolayısıyla imamlara karşı sergilenen bu ötekileştirici, dışlayıcı dili hazmedemiyorum, anlayamıyorum. Bu dil, bu yaklaşım sorunludur, yapıcı ve müspet değildir. Kötülüğe davetiyedir.

Gelin iyiliklere motor, kötülüklere fren olalım. Vakit bu vakittir. Maneviyat ordularını yitirmiş milletlerin geleceği yoktur. Hak ve hakikat yolunun Mecnunları, Ferhatları İmamlarımızı taltif edelim. İkinci Mehmet Akif Ersoy olarak bilinen şair ve mütefekkir Ali Ulvi Kurucu’nun dedesi Konyalı Hacı Veyiszade Mustafa Efendi’nin ruhuna selam olsun yazımı onun serlevha bir sözüyle noktalamak isterim. Şöyle diyor hazret:  “Ben, bir talebenin yetişmesi için bin münafığın kahrını çekmeye razıyım.” Allahuekber.

Evet, bütün mesele budur. Onun için münafıklar bu ruhtan hazzetmezler. Bu memleket bugün hala da İslam memleketiyse önce Allah’ın sonra da bu imamların sayesindedir. “Bir talebenin yetişmesi için bin münafığın kahrını çekmeye razı” olan ruha selam olsun. Vallahi bu ruha düşmanlık Allah’a ve Resulüne düşmanlıktır bu böyle biline. Esen kalın, Allah ile kalın.