MAKALE
Giriş Tarihi : 10-01-2020 14:22   Güncelleme : 12-01-2020 12:49

Ramazan Deveci Yazdı: Adalet İçin Mücadele Örneği: Hılfu’l-Fudûl…

"Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun….." (Mâide, 8).

Ramazan Deveci Yazdı: Adalet İçin Mücadele Örneği: Hılfu’l-Fudûl…

Ekran Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ramazan Deveci H24 Haber'de "Adalet İçin Mücadele Örneği: Hılfu’l-Fudûl…" başlıklı bir yazı kaleme aldı.. 

İşte o yazı:

Hılful- Fudul cahiliye döneminde bazı Kureyş kabilelerinin, Mekke’de haksızlığa uğrayan insanlara yardım etmek amacıyla yaptıkları Peygamberimizinde içinde yer aldığı antlaşma yada sözleşme.

Yemenli bir adam, ticaret için Mekke’ye gelmişti. Beraberinde getirdiği malını Kureyş’in ileri gelenlerinden As bin Vail’e sattı, ancak parasını alamadı.

Yemenli adam Mekke’nin ileri gelen ailelerinin büyüklerine başvurup kendisine yardım etmelerini istedi, ancak istediği yardımı bulamadı. Çaresiz kalan adam Ebu Kubeys dağına çıkıp bağırarak uğradığı zulmü ve haksızlığı ilan etti yardım istedi. Bu mazlum sese yardımcı olmak isteyen Peygamber efendimizin amcası Zübeyr, Kureyş’in ileri gelenlerini Abdullah bin Cüd’an’ın evinde topladı.

Abdullah’ın evinde toplananlar “kim olursa olsun, Mekke’de zulme uğramış kimselerin hakkını geri alıncaya kadar, zalime karşı mazlumu müdafaa etmek” üzere birbirlerine söz verdiler. Denizlerde, su bulundukça, Hira ve Sebir Dağları yerlerinde durdukça sözlerine bağlı kalacaklarına da yemin ettiler.

İşte bu erdemli topluluğun içinde Peygamberimizde vardı.

Hılfü’l-Fudul’un ilk işi bu Yemenlinin hakkını almak oldu. Daha sonrada Mekke’de her zaman zulme uğrayanların uğrak kapısı oldu.

Bir anlamada erdemliler ittifakı diyeceğimiz Hılful- Fudul’u önemli kılan Nübüvvetten önce Mekke’deki haksızlıklara karşı adalet için kurulan bir oluşum olması kadar Peygamberimizin Nübüvvetten sonrada bugün olsa yine Hılful- Fudul’a katılırdım demesidir.

Allah resulü “Abdullâh bin Cüd’ân’ın evinde amcalarımla birlikte, Hılfü’l￾Fudûl’de hazır bulundum. O meclisten o kadar memnun oldum ki, ona bedel bana kızıl develer verilse, o kadar sevinmezdim.O antlaşmaya şimdi de çağrılsam, yine icâbet ederim.”(İbn-i Kesîr, el-Bidâye, II, 295) diyor.

Bu anlamada Hılful Fudul denilince benim aklıma din ayrımı gözetmeksizin haksızlık karşısında her erdemli insanla birliktelik geliyor. Zulüm kime yapılırsa karşı çıkmak, mazlum kim olursa olsun yanında için dini ırkı ne olursa olsun vicdanlı erdemli insanlarla birlikte olmanın birlikte mücadele etmenin adıdır Hılful Fudul.

Hılful Fudul insanlığın ortak vicdanın harekete geçmesidir. Hılfıl Fudul bir anlamda Hz. Ali’nin “İnsanlar ya soyda eşindir, yada dinde kardeşindir” söyleminde de ifadesini bulan, İnsana insan olarak değer verip erdemli ve ahlaklı insanlarla ortak birliktelikler oluşturmanın zulme karşı birlikte adalet mücadelesi vermenin somutlaşmış ifadesidir.

Ben Hılful Fudul’dan Müslümanların birlik vahdet ve adalet dersi çıkarmaları gerektiğine inanıyorum. Bu birlik ve kardeşlik anlayışı Ben Müslümanlardanım diyen herkesi kuşattığı gibi, zulme karşı olan, adaletten yana olan herkesi kuşatmalı. Bütün Müslümanları dedim zira Kuran bu kadar adalet çağrısı yaparken bir Müslüman’ın adaletin karşısında olması düşünülemez.

"Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor." (Nahl, 90).

"Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun….." (Mâide, 8).

Bilindiği gibi İslam’ın esası tevhid ve adalettir. Bir Müslüman’ın en büyük mücadelesi adaletin hakim olduğu bir dünya olmalıdır. Bu öyle bir adalet mücadelesidir ki düşmanın için bile istediğin şey adalettir. Düşmanına bile haksızlık yapmamaktır. Sonuç olarak Hılful Fudul’u ırkı dini mezhebi farklı erdemli insanların bütün zamanlara örnek bir adalet mücadelesi olarak anlamalıyız diye düşünüyorum.

Adalet, davranış ve hükümde doğru olmak, hakka göre hüküm vermek, eşit olmak, eşit kılmak gibi manalara gelir. Kur’an-ı Kerim’e göre adaletin ölçüsü hakka uymaktır. Adalet; İnsanın hakkına razı olması her hak sahibine hakkının verilmesidir.

Kur’an-ı Kerim’de hak ve adaletin mutlaklığı öylesine vurgulanmıştır ki bizzat Allah’ın ahirette hiçbir haksızlığa yol açmayacak şekilde adaletle hükmedeceği kesin bir şekilde ifade edilmiştir. (Yûnus 54-55; Enbiyâ- 47; Zümer- 69).

Kuran’ın insanlardan istediği Allah’a şirk koşmamaları ve adil olmalarıdır. Onun için İslam’ın esası tevhid ve adalettir dedim. Adalet her şey içindir herkes içindir. Ancak yanlışlıkla yapılan bir davranışın cezası ile haksız bir şekilde bilinçli yapılan bir filin cezası ile aynı olmaz olamaz. İslam hukukuna göre kasten adam öldürmenin cezası kısas iken yanlışlıkla kazaen öldürmenin cezası diyettir.

Bu durum seküler hukukta da farklı değildir. Kasten yapılan bir haksızlığın cezası daha ağırdır. Ama yanlışlıklada yapılsa her hatanın bir bedeli olmalıdır ki adalet gerçekleşmiş olsun. Hz. Ali Şam’da Muaviye’nin yönetiminde bir Yahudi kadının Halhal’ının zorla alındığını duyduğunda “Bunu duyan bir Müslüman kahrından ölse yeridir” demiştir.

 

Haksızlıklara karşısında bir Müslüman göstermesi gereken hassasiyetin ölçüsü noktasında bu söz çok önemlidir. Haksızlıklar karşısında kime yapıldığına bakmadan bir hassasiyet ortaya koymak ve o haksızlığa karşı mücadele etmek gerekiyor. Ne yazık ki tarih boyunca adaletten yana olanlar o kadar az olmuş ki. İnsanlara genelde adaletsizlik kendilerine yapılınca tepki göstermişler ama başkalarına yapılınca o adaletsizliğe bir kılıf bulmaya çalışmışlardır. Onun için Victor Hugo “İyi olmak kolaydır zor olan adil olmaktır" der. Bugün her toplumda her dinde iyilik yapan iyilikten yana olan çok kişi bulursunuz. Ama Adaletten yana olan adaleti sadece kendisi için değil herkes için isteyen, yakınlarına torpil, ayrıcalık istemeyen ve düşmanlarına yapılan haksızlıklara karşı çıkabilen tüm toplumlarda buna Müslümanlarda dahil o kadar az insan var ki. Onun için gerçekten adaletten yana olmak adalet mücadelesi vermek çok önemli. Ama bu adaleti keşke herkes için isteyebilsek. Kendi düşüncemizde, mezhebimizde, cemaatimizde olanlar için verdiğimiz adalet mücadelesini, sosyalistler için, ateistler için inancına düşüncesine bakmadan herkes için verebilsek. Doğrusu ben verebildiğimiz kanaatinde değilim. Bizden görmediğimiz insanlara yapılan adaletsizliklerin hep bir izahı vardır. Unutmayalım ki Kuran bize birilerine olan kininiz sizi adaletten şaşırtmasın der.

Selam her daim herkese karşı adaleti gözetenlere olsun…