ANALİZ
Giriş Tarihi : 30-05-2020 05:57   Güncelleme : 30-05-2020 05:57

Hatice Sarı yazdı; Mavi Marmara’da 10 güzel insan seçildi...

Şehit İbrahim Bilgen'in oğlu İsmail Bilgen değerlendirmesi ile Mavi Marmara şehitleri....

Hatice Sarı yazdı; Mavi Marmara’da 10 güzel insan seçildi...

Batı Şeria’da, El Halil’de yürüyorum. Hani şu bir zamanlar Allah’ın halili, dostu İbrahim Peygamber ile anılırken, şimdilerde dilenen çocuklarıyla tanınan bereketli topraklarda, El Halil’de… Elinden tuttuğum Filistinli çocuklarla birlikte El Halil’in küçük çarşısına giriyoruz. Minik cam şişelerin içine renkli kumlarla Filistin bayrakları, küçük çöller ve develer yapan birini görüyorum. Tezgahına doğru gidip selam veriyorum. “Turki?” diye soruyor, “Neam” deyince başlıyor anlatmaya.

Doğma büyüme Filistinli Muhammed abi. Ne zulümler, ne acılar görmüş; neler yaşamış o topraklarda. “Türkiye nasıl?” diye soruyor, “iyi” diyorum; “iyi, soran herkese selam getirdim Türkiye’den…” “Bizden de Erdoğan’a ve en çok da Mavi Marmara’dakilere selam götür giderken” diyor. Mavi Marmara Filistin için bir milat oluyor, Mavi Marmara Gazze’den Batı Şeria’ya, Kudüs’ten Beytlahim’e kadar yediden yetmişe tüm Filistinlilerin göz bebeği bu topraklarda…

Türk olduğunuzu gören herkes arkanızdan “Mavi Marmara” diye sesleniyor Filistin’de. İnsanlar dükkanlarına, okullara, evlerine Mavi Marmara resimleri asıyorlar. Bir insani yardım gemisinden çok daha ötede bir şey Mavi Marmara, dünyanın, belki de milyonların vicdanını yüklenen ilk gemisiydi… Ve 4 yıl önce bugün, soluk almayı unutarak izlediğimiz o saldırı gerçekleşti. İsrail askerleri Gazze’ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine saldırı düzenledi ve on kişiyi şehid etti.

Gemide sadece Müslümanlar yoktu. Gazze’ye çocuk parkı taşımanın tüm reel politiğin üzerinde oluşuna inanan onlarca Yahudi, Hristiyan dünya vatandaşları da vardı. Çünkü o gemidekiler için Gazze ambargosu, insanlık tarihinin utanç defterine altın harflerle yazılacak korkunç bir senaryoydu.

Mavi Marmara ile ilgili onlarca kitap yazıldı, belgeseller çekildi, iddianameler hazırlandı. Fakat bunların hiçbiri olayın canlı şahitlerinin hissettiği kadar gerçek olamaz sanırım. 31 Mayıs 2010 tarihinde, yani bundan tam 4 yıl önce Mavi Marmara gemisinde şehid düşen İbrahim Bilgen’in oğlu İsmail Bilgen konuşsun bundan sonra, ben susayım…

Mavi Marmara gemisinde şehid düşen İbrahim Bilgen’in oğlu İsmail Bilgen yazdı:

Babamızı hiçbir zaman bu kadar heyecanlı görmemiştik. Başka bir hal vardı üzerinde. Belki yılların anıları canlandı hafızasında Filistin’e dair, belki yıllarca edilen duanın kabul edilişiydi onu bu kadar heyecanlandıran. Duyunca gemiyle gidileceğini Gazze’ye, şartları zorladı yolcusu olabilmek için… İçinde kara konvoyunda olamayışının burukluğu da vardı. Kızarak karşılamıştı konvoydan dönenleri, “neden benim haberim olmadı” diyerek. Bu sefer fırsatı kaçırmamakta kararlıydı. İçten pazarlıksız bir ömür dua etmişti kardeşlerimize bizzat yardım edebilmek için. Ve Allah (cc) kabul etti…

Ve kabul etti Rabbi Rahim bir ömür yaptığı duasını… Şehadet arzusunu… Hem de ne şehadet… Yalnız Allah için çıkılan, dünyalık hiçbir beklentinin olmadığı bir yolculukta… Mazlumlara yardıma giderken… Denizin orta yerinde… Dünyanın en zalimlerinin kurşunu ile…

İşlerini tamamladı, borçlarını kapattı, herkesle helalleşti yolculuk öncesi… Ve tabi ailesi ile… O Siirt’te, bense İstanbul’da üniversite son sınıftaydım. Görüntülü konuştuk. Bana gemiyle Gazze’ye gideceğini söyledi. Gözlerinin içi gülüyordu. Sonra “bakarsın şehit olurum” dedi. Hayatımda söylediğim en zor “inşallah” lafzıydı. Hepimiz duygu yüklüydük ancak hiçbirimiz ona gitme demedik. Ve onu sonuna kadar destekledik.

Gemiyi sürekli canlı yayından takip ediyorduk. Çok güzel bir ortam vardı. Öyle ki, saldırı ihtimali aklımızın ucundan bile geçmiyordu. Sürekli babamın kamera önünden geçmesini bekliyorduk ama maalesef hiç göremedik. Pek sevmezdi kameralara görüntü vermeyi, önemsemezdi.

Sonra durum ciddileşti. Canlı yayında kesilmeler başladı. O gün sabah namazına kadar takip ettik yayını. Ve sonra yayın gitti. Neler olduğunu anlamaya çalışıyorduk. Yayın yeniden geldiğinde korkunç bir manzara ile karşılaştık. Zalim İsrail askerleri, tamamen sivillerden oluşan bir gemiye ateşli silahlarla saldırmış. Yerlerde yaralılar, şehitler! Kimseden haber alınamıyor. Kimler şehit, kimler yaralı bilinemiyor. Değişik rakamlar zikrediliyor sürekli. Sonra itibar edilmeyin deniyor. Herkes endişeli…

IHH’dan bilgi almaya çalıştık. Dış işlerinden… Kimsede aradığımız bilgiler yok… Bir yandan çaresizce beklerken, diğer yandan eylemlere katılıp Mavi Marmara adına derhal harekete geçilmesi için çabaladık. 2 gün sonra bir telefon geldi. Dış işlerinden, ablam ile konuşulmuş. Beni ise abim aradı. O an duygularıma hâkim olamadım. Bir yanda hamd-u senâlar Rabbime, babamı şehitlerden kıldığı için; diğer yanda çok sevdiğim babamı dünya gözü ile bir daha göremeyeceğimin üzüntüsü... O an Allah sekine verdi kalplerimize. Sabr-ı cemil ihsan etti biz aciz kullarına… Ve Rabbimin izni ile şükür duygusu üstün geldi. Hepimizin er ya da geç bu dünyadan göçeceği gerçeği... Ne mutlu bize ki inşallah babam ruhunu şehit olarak verdi.

O dakikadan itibaren telefonlar durmadı. Müslüman kardeşlerimiz, dostlarımız bizi hiç yalnız bırakmadı. Allah hepsinden razı olsun.

Mavi Marmara’da 10 güzel insan seçildi. Her birinin hayatı şahitlikle geçmiş on güzel insan. Şehit Ali Haydar Bengi, Şehit Necdet Yıldırım, Şehit Çetin Topçuoğlu, Şehit Cengiz Akyüz, Şehit Fahri Yaldız, Şehit Furkan Doğan, Şehit İbrahim Bilgen, Şehit Cengiz Songür, Şehit Cevdet Kılıçlar ve Şehit Uğur Süleyman Söylemez. Her biri hayırda yarışmış ve çevresi tarafından çok sevilmiş. Allah şehadetlerini kabul etsin. Ve Mavi Marmara’nın kutlu yolcuları, sırasını bekleyenler…

Mavi Marmara bir çığır açtı. Bizim payımıza da o yoldan yürümek düştü. Ve şehitler bu yolun öncüsü oldular. Kanları ile bereket kattılar bu davaya. Ve emanet ettiler bize Gazze’yi.

Gazze… Onurumuz Gazze... Direnişin sembolü Gazze... Kudüs’ün kapısı Gazze...

Mavi Marmara davaları bu yolun önemli bir parçası… Hesap verme gereği duymadan her istediğini yapabileceğini düşünen İsrail’in de yargılanabileceğinin göstergesi... Ve geç de olsa açılan Mavi Marmara davasının bir meyvesi, yüreklere bir nebze olsun su serpen karar, 4 İsrailli üst düzey komutan hakkında verilen tutuklama kararı… Devamının geleceği ümidi yüreklerde…

Zalimler istemese de, Mavi Marmara yoluna devam edecek inşallah…”

Yüzbinlerce insanın uyanmasına vesile

Böyle işte… Birisi dünyanın zalim düzeninden rahatsız olup, her şeyini geride bırakıp yola koyuluyor. Evini, çocuğunu, her şeyini… “Komşusu açken tok geceleyen olgun mü’min değildir” kavlini kendisine siper ediniyor. Dertleniyor. Kalkıp gidiyor.

Allah şehadet şerbetini nasib etmiyor herkese, belki de onun için dünya hayatını bu şerbet tadında yaşamak gerekiyor, kim bilir… Birisi mazlum coğrafyadaki kardeşlerine gitmeye niyet ediyor, daha ulaşamadan şehid ediliyor ve onun vefatı binlercesinin yolunu aydınlatıyor, ibret oluyor.

Ali Haydar Bengi gibi… Necdet Yıldırım gibi… Çetin Topçuoğlu, Cengiz Akyüz, Fahri Yaldız, Cengiz Songür, Cevdet Kılıçlar gibi… İsrail’in saldırısından sonra 4 yıldır komada olan ve geçtiğimiz günlerde şehid olan Uğur Süleyman Söylemez gibi… Şu dünyada 7 milyar insan varken dünyaya +1 olarak gelmesindeki hikmeti çözüp yola koyulan ve vefatıyla onlarca annenin, yüzlerce kardeşinin gönlüne hüznü koyup, kendi şehadetiyle herkesi dirilten Furkan Doğan gibi… Samimiyeti ve gönül güzelliği ile yola koyulduktan sonra kendisine tertemiz bir ölüm nasib eden Rabbinin adıyla Gazze’ye doğru yol alırken şehid olan İbrahim Bilgen gibi…

İşte bu on kişinin vefatı yüzbinlerce insanın uyanmasına vesile oluyor. İnsan düşünmeden edemiyor değil mi; bu on kişi nasıl bir hayat yaşamış ki, emaneti teslim etme vakti geldiğinde Emanetin Sahibi onlara şehadet sunuyor.

Allah rahmetiyle muamele etsin tüm Mavi Marmara şehitlerimize. Bilvesile, şehadetlerinin sene-i devriyesinde geride bıraktıklarının hayatlarına hayırlar katsın.

 

Dünyabizimden