Felaketler, Fedakarlıkları Gösterir.
Betül Perço

Felaketler, Fedakarlıkları Gösterir.

Felaket; adı üzerinde, felaket. Zorluk, yıkım, bela, musibet, üzüntü verici ne varsa. Bazen maddi mazen manevi zararla sonuçlanan irili ufaklı  nice musibetler, üzüntü verici olaylarla karşı karşıya kalıyoruz. Bazen kendi hatamız, yaptıklarımızın cezasını bazen  başkalarının hatası, yaptıklarının cezası olarak karşılaşıyoruz bu felaketlerle. Bazende bir ceza olarak değil sadece bir imtihan vesilesi olarak geliyor başımıza.

Yaşadığımız olaylar, felaketler bize ders olarak, ibret olarak  geri dönüyorsa bizi yeniliyorsa, bizi kendimize getiriyorsa, bizi “Biz” yapıyorsa yaşadığımız olayları kolay geçiştiririz.

Bazen felaketler üzüntümüzü, hüznümüzü arttırır. Zora düştüğümüzde, felaketle karşılaştığımızda William Shakespeare’in ifadesiyle “dostlarımızın sayısı” azalabilir.

Bazen de bizim insanlığımızı ortaya koyacak bir etki gösterir. Felaket, fedakarlığa dönüşür. Duygular ortak noktada akmaya başlar. İnsanlık seli, kendi mecrasında seyir eder. Olması gereken belki de budur denir.

İran/Irak ortak sınırında 7.3 şiddetinde yaşanan deprem tam anlamıylal bir felaket. Doğal  felaket.

Yer yerinde oynamış. İran’ın Kermanşah merkezli , Irak’ın ise Halepçe merkezli olan depremde can kaybı benzer şiddette olan 7.2 ile Gölcük depremini dikkate alarak az olduğunu söyleyebiliriz. Fakat, depremin vuku bulduğu mevsim dikkate alındığında, sadece bir deprem felaketi değil, “felaket üzerine felaket” yaşanıyor.

Fakat, bu da yeterli değil, tamamen insani bir faciadan bahsedilmesine rağmen sosyal medya’daki bazı çevreler ve bu yönde lobi çalışması yapmaya çalışan çevrelerin iddiaları ve yazdıklarını görüncü, Felaket üzerine felaket değil sadece facia, insanlık nerede diyesi geliyor.

Felaket telalliği yapanlardan, felaketi görünce içindeki kin ve nefreti dışa vurmaya çalışanlara ne demeli!!?

Yaşı uygun olanlar bilirler, Gölcük depreminde yaşanan felaketin boyutları ne kadar büyüktü. Felaket sonrası insanlarımızdaki fedakarlıkların nasıl olduğunu görmüşlerdi.

İran/Irak’ta yaşanan 7.3 felaketi sonrası sosyal medya’da  yer alan iddialar ne kadar üzüntü vericiyse, yardım için yapılan çabalar, depremzedelerin yaralarının sarılması yönünde gösterilen fedakarlıklara tanık oldukça “işte olması gereken” diyerek var olduğumuzu daha iyi anladım.

Depremzedeler için yardım toplanan Kızılay üssündeyiz. Yardımların, kimisi gıda, kimisi yiyecek, kimi ilaç.. Poşet içinde, karton kutu içinde, büyük çuvallar içinde, getiriyor insanlar.  Bazıları evimde  duruyordu, deprem sonrası varlığını hatırladım diyerek, birinin ihtiyacını giderir  diye düşünerek elektirkli  sobalarını getirmiş.

Bazıları dolaplarında uzun süredir tuttuğu ilaçları toplayıp getirmiş. Bazıları markete koşmuş hububat türü gıdalar getirmiş. Neler yok ki...

Gelen yardımlar grublara ayrılıyor, giyecekler, yiyecekler, ilaçlar, sağlık malzemeleri vs. Bunları yapanlar gönüllü çalışıyor. Belli düzen ve disiplin içinde her bir malzeme kendi grubuna yerleştiriliyor. Çuvallana yada kutulara yerleştiriliyor.

Çalışanların gönüllü olduğunu söylemiştik. Bir yandan hüzünle bir yandan  dikkatli olunması uyarısıyla yapılıyor çalışmalar. Ev kadını, öğrenci, memur, işçi kimler yok ki çalışanlar içinde.

Bir eğitim kurumunda danışman olduğunu belirten  genç bayan, Felaket yaşadık doğru ama Felaket tellalığı yapanlar bize daha fazla zarar veriyor diyor. Yapılan çalışmaların deprem bölgesinde soğukta donan, evleri yıkılan, yakınları yaralanan veya yakınlarını kaybedenlerin acılarını nisbeten dindirmeye çalışmak, bu tür felaket anlarında panik ve karmaşaya yol açmadan iş yapmak her zaman  iyi sonuç verir vurgusunu yapan genç bayan, felaketler, fedakarlıkların da  bir göstergesi olur, insanlarımız her zaman fedakardır diyor.

Genç bayanın fedakarlıklar üzerine yaptığı konuşmada, sosyal medyadaki iddiaların  doğruluk payı olsa da halkın bilgilenmesi ayrı doğru bilgilenmesi daha ayrı bir şey, sosyal medya delilsiz , kaynaksız her iddiayı ileri sürüyor insanı bu yaralar işte demesi  dikkatimi çekiyor.

Bu konuşmalar  sürerken, elinde bir kutu konserve ve süt tozu bulunan başka bir bayan bu yardımları nereye koyacağını soruyor bize. Biz cevab vermeye hazırlanırken geride koşarak gelen  7/8 yaşlarında bir çocuk, “anne bunları da koy” diyerek elindeki iki lolipop şekerini yardım kutularına koyması yüreklerimizi dağladı.

Felaketler, fedakarlıkları gösterir. Fedakarlıklar insani değerlerimizi yaşatır. 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...