Filistinli Vefa’nın Kalp Ağrısı....
Hatice ATASOY

Filistinli Vefa’nın Kalp Ağrısı....

Adı Vefa

O bir Filistinli

Gazze’den Adana’ya yüksek lisans için gelmiş,”Bitmeyen Sevdamız Kudüs” programımıza katılmıştı. Program bitimine kadar gözyaşları dinmemişti Vefa’nın. Altı ay olmuştu Adana’ya geleli ve çok güzel Türkçe konuşuyordu.

Ebabil kuşu olmak isteyen küçük bir FİLİSTİNLİ çocuğun şahadetinin canlandırıldığı skeci dinlerken öylesine duygu yoğunluğuna girmişti ki sahneye davet ettiğimizde “özür dilerim konuşamayacağım” deyip ağlayarak sahneden ayrılmıştı.

Çünkü iki kardeşi şehid olmuştu Vefa’nın. Yarasını kanatmıştık bilmeden. O anları tekrar tekrar yaşadım, demişti. Kudüs’ü gündem edinmemiz onu ne kadar da mutlu etmişti. Yüzündeki memnuniyet ve muhabbet her şeyi anlatıyordu.

Ailesini çok özlemesine rağmen kapılar kapalıydı Vefa’ya. Açılıp gitse belki bir daha dönemeyecekti. İşte o yüzden okul bitinceye kadar Adana’da kalacaktı.

Onun gözlerine bakarken tüm Filistin’in direnişçi kadınları geldi gözlerimin önüne. Sokak ortasında öldürülen genç kızlar,  hayatının baharında kurşuna dizilen erkekler, sapan taşlarıyla tanklara meydan okuyan çelik yürekli çocuklar, kundaktaki bebeler. Hepsi hafızamda bir bir sahnelendi sanki. 1948’ den bu yana hiç bitmeyen ve sürekli yenisi eklenen katliamlar serisi…

Yangın yerine dönen yürek hanemin sol köşesinde hep bir sızı gibi duran Kudüs sevdamı Vefa’ya sarılarak gidermeye çalıştım.

“Evime gelir misin?” Soruma, tabiî ki demişti. Gazzeli bir kardeşimi evimde ağırlarken sanki tüm Filistinli kardeşlerimi misafir ediyormuşçasına heyecanlanmıştım o gün. O da çok mutlu olmuştu ve evimizde Filistin’e ait ne kadar afiş tablo kitap varsa telefonuna kaydetmişti.

Bizim gibi o da Kudüs’e hasretti, gidememişti. Vatansız Filistinli olmak böyle bir şeydi demek. Kendi ülkesinde istediği yere gidememek, belli bir yerde hapishane hayatı yaşamak…

Bir gün birlikte el ele özgürce Mescid-i Aksa’ya gidebilmenin duasını ederken sıkıca tutmuştu ellerimi. Öyle yürekten bir amin deyişi vardı ki… Bize Furkan Suresi’nden ayetler okurken yeni iniyormuşçasına titremişti yürek tellerimiz.

Birkaç gün önce tekrar konuşmak için aradığımda hastayım ablacığım diye mesaj attı. Neyin var diye sormaya korkarken “Mescid-i Aksa’dan gelen haberlerden dolayı çok üzgünüm,  Ailemi de çok özledim. Üç yıl önce 27 temmuzda abim şehit olmuştu. Çok zor anlar yaşamıştık. Hatırladıkça kalbim ağrıyor ablacığım”, mesajı geldi. Kelimeler boğazıma dizilmişti. Ne yazsam, ne söylesem bu yaralı yürek teselli olurdu ki? Hangi kardiyoloji uzmanına götürsem Vefa’nın kalp ağrısına iyi gelirdi?

Çok klişe bir slogan gibi gözükse de çaresizliğin dibe vurduğu an yine ben “Kahrolasın İsrail! Bunca mazlumun gözyaşında boğulup gidesin inşallah” diye mırıldanmaktan başka bir şey yapamadım.

Kudüs için, Mescid-i Aksa için uykuları kaçan tüm Müslümanlara selam olsun!

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Sima     2017-07-30 Vefa ,en cok gazze gibiydi.Onun kadar sicak ve yarali.iyi ki tanidik deyip kudüs diye yuregimize bastirdigimiz Guzel insan. Yureginize saglik hocam cok Guzel anlatmissiniz vefayi ve ozlemini/kizi.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...