Aşkını Kaybetmekten Korkuyorum..
Eda Bildek

Aşkını Kaybetmekten Korkuyorum..

Yak artık sözcüklerimi…
Bir yeni doğum başlasın, sen “tamam” dediğin de! Bildiğim her şey silinsin ve senin aşkının mahiyetinde senin kelamınla yeni bilgiler işlensin içimin enginlerine! Kuşku yok ki beni en iyi sen bilirsin!

Ez_ cümle!
Kalp bulanık, cümlede… Dağılmış harflerin ortasında, mübarek ayın rahmetine sığınıyorum… Nedir beni böyle için için eriten şey? Nedir kalbimi daraltan, yolumu yokuşa süren, gözümü nemlendiren şeyin adı? Tozlu ve yıpranmış kalplerin arasında beni nedir böyle bunaltan, dağıtan şey?

Sadece aşk bahçesi istiyorum!
Ki yeryüzünde her gün yalan, inkâr, isyan, haksızlıklar çoğalırken; kırkikindi yağmurları Olup aşkın düşsün bu kirliliklerin üzerine diye… İçimin daralıp da unutulduğumu hissettiğim anlarda en çok da olsun bu! Seni unutmadım yağmurları olsun! Küçücük bir çocukken yatağımda açtığım ellerin masumluğuna yağdığın gibi hani! Sonra zaman geçip de büyümeye başladığım anların sancılarını hissettiğim anlarda gönderdiğin işaretler gibi hani!

Korkulu gecelerimin, manidar rüyaları olduğun gibi hani! Hani ne zaman bir şeye kapılacak olsam, onu benden alarak, “seni ben bahşettim, sen en çok benimsin” dediğin anlar gibi hani! Yak lügatlerimi, bitir dünya’ya olan bağlığımı ki, onlar nedir ki senin varlığının yanında? Yok, olsun sözcüklerim, senin kelamın bana yeter!

Yani geçmiş, gelecek ve şimdiki zamanlarda…
Yani bana ruh üflediğin andan, bedenimi bahşettiğin anın ışığına kadar değil bir tek; tüm zamanlarda bana yalnızca, bana bir tek, bana her daim “SEN” yeter! Çünkü senin sözcüklerinde fanilik yok, senin dokunuşlarında ihanet yok! Sen sınırlı seven değilsin çünkü… Sınırsızlığın içerisinde beni bir tek “kendinle meşgul et”!

Kalbim mi daraldı? Olsun! Daraltan kim ki, tamir edecek senken, o benim ışığıma yükselebilir mi? Rabbim! İlahım! Yaratıcım! Ezeli evveli sevgilim! Aşk adına her ne varsa bildiğim; isminde ezber ettiğim! Dert, olsun! Ona da razıyım! Bilirim derdin, aşkınla daha fazla yakmak içindir! Öyleyse yak; her zerrem senin olsun… Değil mi ki ben senin sevdalınım!

Kirli suların aktığı bir kalpten, hüzün dolu bir kalple doğruldum!
Bu yüzden tepeden tırnağa acıktım ve susadım! Aşk kadehinde yudumlamak için arınmışlığı, sana bu nazım! O kadar kendimle ve yalnızdım ki son zamanlarda; her dünya telaşına kapılanlar gibi de olsa; ben bu günahın altında paramparçayım! Ve sözün hükmü geçmez yaşanandan öteye! Ve yaşanılan tam manasıyla anlaşılmaz her kalpte! Sevinmeliyim şimdi acıma, biliyorum! Acıyorsa kalbim, yine biliyorum tesellin kapıda! Ne şeref ki inanan kalp üzerine ayaktayım!

Şimdi yak lügatlerimi!
Yazmak üzerine yaratılmış da olsam ne olur yak harflerimi! İnşirah gibi bir dua ile arındır kalbimi… Cibril yarmasa da olur göğsümü! Sen ol dedikten sonra; arınır kalbim… Canımın neden yandığını, pelikanlarının yavrularını neden kanlarıyla beslediklerinde anladım!

Ama kalp gül kelamın peşindeyken, karşıdakinin çamurda olan gözünün manasını bir türlü anlamadım! Ve ne olur, bunu anlayacak hale getirme kalbimi! Aşkını kaybetmekten korkarım… Şimdi yağmurlar yağmalı üzerime! Bütün sözcüklerim susmalı… Oruçlu bir nefisle, iftarı bekler gibi; aşkının yağmurlarını beklemeli kalbim… Duy ey sevgilim! Ben senden daha çok kimseyi sevmedim ki… Şimdi dilimin bağını çöz… Kuranı içime işle… Senle benim aramdaki kurtuluş olan ismin; yani aşk peygamberinin; yani habibin MUAHMMED’in isminde gülümse bana!

Benim senle onun arasında sıkmış bir kalple aşka duam var! Değil mi ki ismi buldum: Muhammed! Kapıya vardım: Muhammed! Öyleyse aşkın adı: Muhammed… Bana senle onun arasında cezbe girecek bir kalp ver! Kalbimi ellerine bıraktım! Derde de esen dokun, deva da sen ol!

Şimdi bil okuyucu;
Vakit aşkın vakti! Gök kubbede duyulası en güzel nağmeler var! Bilal’ın sesinden olmasa da sesin ardındaki ses de yine Bilal var! Günahkâr suların içinde; temiz kalpler var ve ellerinde kur’an! Rabbim meleklerine niyazda: “Dua eden kullarıma âmin nidalarında bulunun”! Bize herkesten çok Allahtan fayda var! Doğrulalım içimizdeki acılardan, yalanlardan, ihmalkârlıklardan; tutunup aşkın ışığına sevgiliye doğrulalım!

Şimdi içimde aşk var; acımın ayazlarında…
Beni kim bilsin; beni MEVLA bilsin! Peki, kim anlasın bu yazıyı kalbi doğru olanlar anlasın!

Es selam…
Aşk üzerinize yağmur olup yağsın… Vardığınız kapı Muhammed; zikrettiğiniz isim Allah olsun…

Not: İnsanoğlu ne garip bir varlık! En şerefli olmak yazgısı ile yaratılmışken; en aşağılara göz dikmekte ısrarlı! Acısı da şerefli olanlara kaldı…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...