Muhammedi Devrim İnşa Edicidir
Yakup Emrah

Muhammedi Devrim İnşa Edicidir

Modern dönemde genel olarak devrim durumu, korkutucu ve yıkıcıdır. Var olan düzenin yıkılmasıyla, kaosun hâkim olacağı endişesi vardır. “Modern insan” bir noktada haklıdır. Çünkü modern devrimlerin hiçbiri özgürlük ve mutluluk getiremedi. Mesela Fransa Hümanizma’ya Tanrı gibi taparken, Cezayir’de yüz binlerce insanı katletmekten çekinmiyordu. Özgürlük ve demokrasi heykellerini diken Amerika Emperyalizmi, mazlum coğrafyalarda özgürlük ve adalet ilkelerini yok etmekten biran geri durmuyordu.

Büyük umutlarla yapılan Rusya Sosyalist Devriminin sonucu Timothy Snyder’in şu kelamlarında saklıdır. Kıtlık neticesinde aileler bölündü, polis teşkilatlarının belgelerine göre aileler en zayıf üyelerini yada gelinlerini yediler. 2500 civarında insan yamyamlıktan dolayı tutuklandı ama gerçek rakam bunun üzerindeydi.

Yine Kızılhaç görevlilerinin hazırladığı rapor şöyleydi. Çocukları yamyam yetişkinlerden korumak için Horkov yakınlarında bir yetimhanede toplamıştık. Birden sessizleştiklerini fark ettik.  Gidip baktığımızda aralarında en küçük olanı Petrus’u yiyorlardı. Bazıları ağızlarını Petrus’un yaralarına dayayıp kanını içiyorlardı. ufaklığı ötekilerin elinden kurtardık ve bir köşeye çekildik ve ağladık.

Buna karşılık Muhammed-i devrim modern devimlerin yıkıcı tutumlarından uzak, inşa ve ıslah edici bir zemindedir. Çünkü bu devrim “Allah adına bir devrimdir.” Ve bu Allah ki, sevginin kaynağı, hakikatin sahibi, kullara asla zulmetmeyen, mutlak adaletin hakimi, sevmeyi ve sevilmeyi dileyen ve sevgiyi var eden Allah…

Bu sıfatlar adına devrim şüphesiz ki kusursuz bir devrimdir. Ve bu minvalde Muhammedi devrimin inşa edici özellikleri vardır ki ilki ilmi ve bilimsel yönüdür. Bu devrimin manifestosu olan Kuran’ın, ilk kelamıda “Yaratan Rabbinin Adıyla Oku!” olması ve ilim kökünden türeyen kelimelerin yaklaşık 750 yerde geçmesi de Muhammedi devrimin aklı inşa edici yönünün delilidir.

İnşa edici bir yönde kardeşlik boyutudur. Hicretten hemen sonra Hz. Rasulullah’ın Medine toplumunu birbirine kardeş yapmasıdır. Çünkü bireylerin birbirlerine karşı gösterdiği ahlaki boyut sadece toplumları inşa etmekle kalmaz vicdanları da inşa eder.

Bu minvalde kardeşlik vakıası, savaşımları, çekişmeleri, ve ayrılıkları da minimize eder. Bir başka gerçekliğide vardır ki bu girişim insanlara sorumluluk yükler.

Bu noktada Peygamber şu nasihatleri verir.

Birbirinize haset etmeyin.

Birbirinize sırt çevirip dargın durmayın.

Ey Allah’ın Kulları kardeş olunuz.

İnsanlara zulmetmeyin

Sıkıntılı anlarında dostlarınızı kendi hallerine bırakmayın.

İnsanları küçük görmeyin, büyüklenmeyin.

Bu devrimin inşa edici başka bir yönü de eşitlik olgusudur ki tarih boyunca ideal toplumun oluşmasında ki en büyük realitedir. Öyle ki eşitlik, İslami düşüncenin ve Kuran’ın vazgeçilmez kavramlarındandır. Muhammed (a.s) sonsuzluğa irtihal etmeden önce şunları söylemişti.

Ey İnsanlar!

Şunu iyi biliniz ki Rabbiniz birdir. Babanız birdir. Arap’ın başka ırka, başka ırkın Araba, beyazın siyaha, siyahın beyaza hiçbir üstünlüğü yoktur. Yine inşa edici bir yönde, devrimin ezilmiş ve sömürülmüş toplumların yanında olmasıydı.  Oryantalist Dozy, İslam fetihlerinin bu kadar hızla gelişmesinin ve yerli halkların yığın halinde Müslümanlarla birleşmesinin nedenlerini açıklarken, İspanya Müslümanları Tarihi adlı eserinde şöyle der.

Müslümanların fethi, İspanya için bir iyilik oldu. Bu fetih önemli bir sosyal devrim niteliğine büründü ve ülkelerin yüzyıllardan beri çekmekte olduğu acılara son verdi. Dozy, ayrıca şunları söylüyor. Müslümanların yönetim metotları şöyleydi. Vergiler daha önceki hükümetlerinkine kıyasla çok indirilmişti. Onlar o zamana kadar büyük malikâneler halinde, zorla çalıştırılan serfler ve köleler tarafından işlenen toprakları zenginlerden, şövalyelerden alarak toprakta çalışanlara eşit parçalar halinde bölüştürdüler.

Toprağın yeni sahipleri büyük istekle tarım işlerinde çalışarak en iyi ürünleri elde ettiler. Ticaret, altında ezildiği sınırlamalardan ve ağır vergilerden kurtuldu, önemli ölçüde gelişti.

Monseigneur Duchone yedinci yüzyılda kilisenin Suriye’de ki durumuna dair incelemesinde, Suriyeli Michel Herakliusla birleşmeyi reddeden Jakobit mezhebinde olan Hıristiyanların neler çektiğini hatırlattıktan sonra, Müslümanların gelişini şu sözlerle değerlendiriyordu.

Her hükmettikleri yerde kiliselerimizi ve manastırlarımızı zalimce talan eden ve hiç merhamet duymadan bizi en ağır cezalara mahkûm eden Romalıların kötülüklerini gören “İntikamlar Tanrısı” güneyden bize Müslümanları gönderdi. Romalıların zulmünden kurtulmak bizim için az mutluluk değildir. Artık sükûna kavuşmuş bulunuyorduk. (Roger Garaudy-İslamiyet ve Sosyalizm)

Not: Bu yazı Yakında çıkacak "Özgürlük Yolu Hz. Muhammed" adlı kitabımızın bir bölümüdür.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...