Ölüler Diyarı Huzur Diyarıdır…
Zeynep Haşemi

Ölüler Diyarı Huzur Diyarıdır…

Sıcakların etkisini pek gösteremediği Ramazan ayını geride bırakıp bayram a ererken birçok insan bayram tatilini fırsat bilip telaş içinde tatil köylerinin yolunu almışlardı arefeden...

Bize gelince, elbette her bayram olduğu gibi başta hayatta olan ve ahirete irtikal etmiş büyüklerimizi ziyaret etmek için şehir dışına yol aldık.

Bayram yolculuğu mutlu başlamıştı taki bulaşık makinesinin fişini takılı unuttuğumu hatırlayana dek. Cam gibi düzgün yollarda direksiyon sallarken bir yandan da içimdeki endişe ile mücadele edip kendimi teskin ediyordum. Kısa bir süre sonra bir problem olmayacağına inancım kani olunca içimdeki endişe yerini sükunete bırakmıştı.

Yolların, ağaçların yol kenarında sağlı sollu sararmaya başlamış buğday tarlalarının görsel şöleninin tadını çıkarmaya başlamıştım. Gözüm bir yandan yolu takip ediyor bir yandan göz ucuyla yol kenarında çeşme arıyordu. Nihayet koca asfaltın bize göre solunda söğüt ağacının altında beş ayrı gözeden akan çeşmemiz ile göz göze gelmiştik.

Benimle beraber yolculuk yapmakta olan Çocuklarımla bir anda çeşme başına üşüştük. Suyu biz gibi, sürekli akıp duran suyu Plastik şişelerimize doldurduk. Ama bu yetmez deyip çocuklarımla avucumuzla buz gibi suyu içmeye başladık...

Doğayı, yeşilliği içimize çeke çeke 3 saatlik yolu bitirmiş nihayet anne yarısı teyzemin evine varmıştık... Büyüklerimizin bayramlarını kutladıktan sonra ikinci gün (benim için büyük) gün Değerli büyüklerimden olan ahirete irtikal etmiş Evlad-i Rasul Şehid ,Seyyid İbrahim Sevkari’nin türbesini ziyaret etme günüydü. Heyecanlıydım ve bir o kadar da mutluydum. Bulunduğumuz İlçeye tahmini 20 km uzaklıkta bulunan türbeyi ziyaret etmek için yola koyulduk.

Sonradan etrafına ölüler defnedilen kabristan Ve o muhterem zatın türbesi karşımızdaydı. Ve o büyük buluşma! Yine oradaydım Tıpkı bir çocuğun anne kucağına sığındığı gibi ben de üzüntülerimle, hüznümle iç kırıklığımla oradaydım. Elbette kalabalıktık çocukların akrabalarım... Ama ben o gün orada sadece iki kişiliktim her ziyaretimde olduğu gibi. Bir ben bir de o büyük zat ...

Yaşını Şerifi okuyup duamızı yaptık türbenin içinde duvar dibinde bulunan büyükçe mindere usulca uzanıp gözlerimi yumdum. O manevi havayı belki de gözlerim kapalı daha iyi teneffüs etmekti niyetim.

Bu arada çocuklarım ve akrabalarım dualarını bitirmiş türbeden dışarı çıkmaya hazırlanıyordu. Kızım uyumak istediğimi düşünerek seslendi "Anneciğim uyuyacak mısın burada? Biz dışarı çıkıp dolaşacağız sen korkmuyor musun?" Neden korkmayım ki dedim. Ölülerden ...! Yalnız kalacaksın ya. Yok deyip kızımı göndermiştim dışarı.

Elbette kızım çocuk aklıyla sormuştu bu soruyu. Öyle ya hep ölülerden korkup korkutulmuşuz. Mezarlıklar bize en ürpertici yerler gelmiştir. Halbuki en büyük vahşeti ölüler değil diriler yaşatmıştır. En büyük savaşları en büyük katliamları en büyük zulümleri hep diriler yapmıştır.

Siz hiç şahit oldunuz mu bir ölünün kalkıp başka birini bıçakladığını, Bir kadına tecavüz ettiğini, ve öldürdüğünü. Hiç şahit oldunuz mu Nemrut'un Firavun'un Hitler'in ve daha nice zulmün krallığını yapmış insanların öldükten sonra kalkıp tekrar zulüm yaptığını? Siz hiç hırsızlık yapan, mal gasp eden bir ölü gördünüz mu? Siz hiç suçsuz yere insanları hapseden ölü gördünüz mü? Siz de ben de şahit olmadık elbette.

Tam tersine bunları yapanın diriler olduğuna şahit olmuş tarih. O halde Neden korkulur ki kabristanlardan, ölülerden. Belki de korkunun nedeni kabristanlardan yapılan hatalar günahlar daha çok hatırlanır da ondan. Ya da bilinçaltı korkuları. Nedenini bilemem ama şunu iyi biliyorum ki dün de bügün de yarın da en huzurlu mekanlar kabristanlardı ve kabristanlar olacak.

İnsanın olmadığı her yer huzurdur. Zira dünyayı, toplumları hırs ve menfaat uğruna ateşe veren insanlardır. Dolayısıyla ölüler diyarı huzur diyarıdır. Kabristanlar, huzur diyarıdır, hele de o kabristanlarda şehitler alimler Allah dostları metfunsa...

Not: Bahsedilen kabristan , türbe Elaźığ'ın Karakoççan ilçesinin Kaffan köyünde bulunmakta. Yörede "Sevkar Baba" olarak bilinir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...