31 Mayısı Unutmadık Unutmayacağız...
Hatice ATASOY

31 Mayısı Unutmadık Unutmayacağız...

 “Mü’minlerden öyle erler vardır ki, Allah’a verdikleri sözde sadık kaldılar,   kimi bu uğurda canını verdi kimi de beklemektedir. Onlar Allah’a verdikleri sözü asla değiştirmediler.”

Tarih 31 Mayıs 2010 Pazartesi, saat 4.30… Yıllardır zalim İsrail’in Gazzeli kardeşlerimize uygulamış oldukları ambargoyu delmek için yola çıkan umut gemisi, katil İsrail askerleri tarafından kuşatılmıştı  hem de sabah namazı vaktinde, kurşun yağmuruna tutulmuştu Mavi Marmara gemisi…9 şehit! Direnmişti kardeşlerimiz en gelişmiş silahlara karşı, tıpkı  Filistinli kardeşlerimiz gibi; bu kez taşta yoktu yanlarında, sapanda,  koşmak içinde zeminde…

Yine aylardan Mayıs şehitlerimizin aramızdan ayrılışlarının üzerinden nerdeyse yedi yıl geçti… Tarih boyu kurak topraklarımız hep sulanmıştı şehit kanlarıyla toprağa düşen her bir damladan bir lale yeşermişti yarınlara umut olma adına…işte yine Türkiyeli 9 yiğit kardeşimiz Akdeniz’in mavi sularında aktif iyi olma adına çıkılan yolda gülümseyerek veda ettiler.

Şehadet bir mekteptir, vahiy eksenli bir hayatın ikliminde… Allah rızasını şiar edinenlerin, ibadet ve cihad ruhunu bir arada tutabilmenin hazzını alanların okulu… Bilgileri imana dönüşmüş, birey olmanın aslında sorumluluk olduğunu iyi bilenler, bu okuldan şehit tacını giyerek ayrılırlar… Onların diplomalarının rengi kırmızıdır… İman ve kan rengine boyanmış kırmızı kurdeleli, diplomalar ve taçlar…

Şehadet bir özlemdir, yüreği yakıp kavuran bir sevdaya gönül verenler için… Bu öyle bir kutlu sevda ki, girmeye görsün yüreğe, alır götürür çağlar ötesine… Anne, baba, yar, evlat hepsinden geçilir asıl Sevgiliye ulaşmak için… Aldırmaz yolun dikenine, ulaşacağı menzil zordur ama “Allah cenneti, müminlerin malları ve canları karşılığında satın almıştır.” sözünü okumuştur, iman etmiştir ve ticaretinin nasıl büyük bir kazanca dönüşeceğinden asla şüphesi yoktur.

Ve onlar ”Ne zaman öleceğimiz değil, nasıl öleceğimiz önemli” diyerek kuşanmışlardır şehadeti… Çünkü onlar Cennette Rablerinin kendilerine gülümsemesini ikram etmesini arzulayanlardır…

31 Mayıs’ta, kurbanlar sunmuştuk alemlerin rabbine… Zalim askerlerin ellerindeki mermiler alıverdi oracıkta canlarını sessizce… Belki Furkan’ın hayali bir Gazzeli çocuğun umudu olmaktı, gözyaşını silmekti bir  yetimin. Kardeşimin  yarım kalmış okulu şehadet mektebiyle sona ermişti. Okumadan aldı diplomayı. Korkulu rüya oldu yüreğindeki kocaman imanıyla... İşte şehitçe yaşamak korkmamaktı aslında, direnmekti, bize öğretti kardeşlerimiz… Furkan  Resulullah efendimizin şehadete sevdalı genç sahabelerini  hatırlattı, bir kez daha altın çağa uzandı yüreklerimiz ve hiç unutmadık O’nu…

Çocuklarımıza anlatacağımız bir kahramanımız olmuştu…

Şehadete erenler bilinir ki, en güzel ölümle kavuşmuşlardır Allah’a… O yüzden tekrar tekrar dirilmeyi arzu edenler hep onlar olmuştur… Acaba kanları fışkırırken görürler mi makamlarını? Acaba nasıl karşılanırlar, ahiretin giriş kapısında?… Rabbimiz onlara nasıl bir ziyafet hazırlatmıştır?… Melekler mi eşlik ederler ,Peygamberler mi  yoksa  şehitlerin efendileri mi?…Yoksa yoksa şeyh Ahmed Yasin mi karşılar Mavi Marmara şehitlerini ayakta gülümseyerek? Özel nişaneleri olur mu acaba? Allah yolunda en değerli varlıkları olan kutsal canlarını,  Allah’a sundular diye..Bunların hiç birini bilmiyoruz ama şunda eminiz ki “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin zira onlar diridirler fakat siz farkında değilsiniz…” ayeti ilahi bir müjdedir Rabbimiz söylemişse susmak yakışır bize de…

Onlar kanlarıyla suladılar Mavi Marmara gemisini... Ve onlar bir öldüler, bizler binlerce dirildik… Şehadet berekettir… Şahit olduk onların kanının bereketiyle ümmetin vahdete koşuşuna, yüzlerce insanın tekrar imanlarını sorgulayışlarına, Müslüman oluşlarına, hep birlikte namaz kılmamıza, dua etmemize, infak etmemize  unutmaya başladığımız birçok hasletlerimizin yeniden canlanışına…

Şehitlerimiz öyle bir meşale yaktılar ki karanlık çağlara umut olma adına… Bu ışık hiç sönmeyecek Allah’ın izniyle…31 Mayıs hep gündemimizde olacak ve bizler özgür Kudüs’ü görünceye ve Filistinli çocukların gözyaşları dininceye kadar direnmeye devam edeceğiz…

Şehadet sevdadır, şehadet tutkudur, kutsal aşktır, yakıcı özlemdir… Ne mutlu bu sevdayı diri tutanlara… Ne mutlu düğüne gider gibi şehadete koşanlara... Ne mutlu arınanlara!

Ne mutlu Çetin abiye, Cevdet, Necdet, Ali Haydar Bengi ve diğerlerine…

Selam olsun tüm şehitlere ve ailelerine…

 

Rabbimiz bize acı bize merhamet et… Canımızı Müslüman olarak al ve bizi de şehitlerden eyle…

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...