Kudüs & Ey Kudüs…
Hatice ATASOY

Kudüs & Ey Kudüs…

 “Dualarınıza Kudüs'ü de katın, miracınız kolay olsun...”

Kudüs; yüreklerimizde hiç sönmeyen sevda ateşinin başkentidir, hüznün en çok yakıştığı,  direniş türkülerinin en çok söylendiği yetimler diyarıdır.

Rahmet pınarından sırılsıklam olmak, topraklarını körpecik bedenlerin  kanlarıyla suladığı bu beldeyi görmek, Peygamberlerin ayak izlerine karışmak her Müslüman’ın hayalidir.

Mekke -Medine’den sonra en kutsal bildiğimiz, çocukluğumuzdan beri dualarımızın en başında olan yürek sızımız. Yıllardır Siyonistlerin esareti altında inleyen, en gelişmiş silahlara karşı sapan taşlarıyla verilen mücadelenin dillere destan yeridir, Filistin…

Mescidi Aksa; adına sayısız şiirlerin yazıldığı gündemimizde hep var olan, sol yanımızdaki ağrımız. Peygamberimizin Miraçtaki durağı...

Filistinli genç kardeşlerimize ibadetin yasaklandığı hep içli hep mazlum hep Müslümanları bekleyen mescidimiz…

Yürek hanelerimizde sessiz dualar mırıldandığımız, bir gün özgür olacağına olan inancımızı diri tuttuğumuz özlemlerimizin en deruni olanı.

Ekran gazetesi yazarlarından iki güzel adam belli aralıklarla Kudüs’e giderek özlemlerini ziyaretle taçlandırdılar. Kupkuru bir sevdadan ibaret değildi yaşadıkları. Kocaman yüreklerine nerdeyse tüm ümmeti ve dualarını da alarak koşarcasına aşkla, heyacanla gittiler. Ve her ikisi de anılarını kitaplaştırdılar.

Kendisini tanıdığım günden beri “Özgür Kudüs” duasını dilinden hiç düşürmeyen nerdeyse her yazısına “Özgür Kudüs’te” eşiyle birlikte sabah namazını eda etmek istediğini belirten Ramazan Deveci ağabeydi, bu kutlu yolun yolcularının ilki.

“Kudüs: Acısını sürekli yaşadığımız aşkımızdır bizim” diyerek başladığı cümlelerine Kudüs’e olan sevdasını,” tüm aşklarımın üstünde taçtır Kudüs “diyerek bir kez daha Kudüs’ün önemini büyük harflerle kazıyacak beynimize. Nuri Pakdil ve Sezai Karakoç’un Kudüs’e dair şiirlerinden alıntıların da yapıldığı “Kudüs” kitabında kısa kısa notlarla, yapılan gezi ve Kudüs’ün tarihi arka planı açıklanmış.

Kitabın ikinci bölümü ise “Kudüs, İslahiye, İstanbul “diyerek yüreğinin başkentine önceliklerini sıralamış. Ardından kitap, yıllar öncesinde başlayan ilk tefsir dersleriyle devam ederken; İstanbul, Osmaniye, Adana, İran, Suriye ve Medine gezilerinden notlarla bitirilmiş.

Biz de kitabın içinde geçen tüm dualara yürekten amin diyoruz...

“Ey Kudüs” Mehmet Deveci Kardeşimin naif kaleminden çıkmış sıcacık, daha çok yeni çiçeği burnunda diyebileceğimiz küçük sevimli bir kitap. Okurken yağız bir delikanlının çok uzaklardaki hiç görmediği sevdiceğine biriktirdiği mektuplarını okur gibi duygu atmosferine girip ve bir gün yollar açıldığında yanına gitme telaşını, özlemini ona kavuşacağı anın heyecanını tüm kalbinizle hissediyorsunuz.

“Lise yıllarında matematik defterinin arka sayfasına karalanmış bir ütopyaydı Kudüs” diye başladığı ve “düşünebiliyor musunuz Kudüs sokaklarında yürüdüm, ıslandım” diyerek o an ki heyecanını adeta okuyucusuna da yaşatırcasına bir iklimde buluşturuyor. Mescidi Aksa’yla buluşma sahnesi, siyonist askerlerin gölgesi altında kıldığı namazlar sizi de derinden sarsıyor.

Kudüs’ün sokaklarını gezerken ecdadın izlerinden sıkca bahsetmesi bıraktıkları eserlere olan hayranlığı gözlerinizden kaçmıyor.

Yazar gittiği, gezdiği her yere sizi de götürüyor adeta. Kubbetüssahra, Zeytindağı,  Lut Gölü, El Halil Camii ve yaşanılan acı gerçekler bir bir canlanıyor gözünüzde. Hayıflanıyorsunuz neden bu mazlum coğrafya yalnız bırakılıyor neden ziyaretlerimiz az diye iç çekiyorsunuz.

Mehmet Deveci diyor ki: “Kudüs sevdasını, ağrısını mahşere bırakmayın! Yaşıyorken, hayattayken sevin Kudüs’ü özleyin ve dua edin.”

Ve ekliyor,

Kudüs’süz evler çorak çöller gibidir...”

İkinci bölüm tamamen yazarın Kudüs sevdasını  kendine has üslubuyla anlattığı yazı, şiir ve sözlerden oluşmakta. Kitap baştan sona hüzün kokuyor. Gözyaşlarınıza hakim olamadığınız sahneler yürek tellerinizi sızlatan cinsten. Yeniden depreşiyor özlemler yeniden bileniyor yürekler…

“Elbet Kudüs diyeceğiz,

Yine yeniden

Bayramda da seyranda da insan hiç ağrısını unutur mu?”

 

Onlar yüreklerindeki sevdayla, gittiler, gördüler, hissettiler ve yazdılar. Bir taş da onlar attı kendi ifadeleriyle. Bizim nasibimize de okumak düştü. Yer açın kitaplığınızda “Kudüs” ve “Ey Kudüs” kitaplarına…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...