bodrum escort
Hangi İslam!
Orhan Göktaş

Hangi İslam!

İçinde yaşadığımız zaman dilimi küresel, bölgesel ve yerel bazda din merkezli sosyal çalkantıların yaşandığı bir dönemdir.

Dünyada yükselen şiddet eğilimi de bu çerçeveden okunmaktadır. Batının/abd’nin ürettiği ve kullandığı “İslami ya da İslamist terör”, Müslümanlar tarafından kullanılan “cihat veya İslami direniş” kavramları. Yine batının iç siyaset aracı olarak kullandığı fakat dışarıya karşı kullanmaktan imtina ettiği “haçlı ruhu” kavramı bunun en bariz göstergesidir. Bu bağlamda batı dünyasında gittikçe yükselen “İslamfobi” furyası da bunun bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Batı/abd’nin bu durumun oluşması ve kendi çıkarlarına göre yönetmesi açısından oldukça mahir olduğu gözlemlenmektedir.

Kapitalist/sömürgeci güçlerin iş birliğiyle zayıf bırakılmış topluluklar sömürülmeye devam ediliyor. Bu sömürüye katkı sağlayacak hangi argüman varsa onu kullanmaktan çekinmiyorlar. Müslüman toplulukların sömürüsünün artarak devam etmesi için Müslümanlar arası kavga/savaş yöntemini kullanmak da onlar açısında oldukça uygun bir yöntem.

Hem Müslümanlar bir biriyle savacak, zayıf düşecek, müdahaleye hazır hale gelecek hem de terörist imajıyla İslamfobi güçlenecek.

Aynı zamanda dini söylemlerin küresel bazda ve yerelde politik yaklaşımlar üzerindeki etkisinin artması da başka bir gerçek.

Bu durum bir vakıa olarak karşımızda durmaktadır.

Burada sorgulanması gereken;  biz Müslümanların bu durum karşısında durduğumuz yer ve yapıp ettiklerimizdir.

Biz bu durumu inceliyor ve tavrımızı ona göre mi beliriyoruz? Yoksa bize dayatılan bu vakıayı bilerek veya bilmeyerek destekliyor ve besliyor muyuz?

Bana göre ikinci şıkkı yapıyoruz.

Müslümanlar İslam dünyasındaki olayları ve başta şiddet olmak üzere Müslümanların pratiklerini yeterince ve cesurca inceleyip sorgulamıyor. Ortaya bu durumdan kurtulmak için çözüm yolları koymuyor.

Müslümanlar neden bu durumda?  Sorusunu dış mihrakları suçlayarak ya da temennilere sığınarak işin kolayına kaçarak geçiştiriyoruz.

Geri kalmamızın sebebi İslam’mıdır?

 İslam’mı Müslümanları şiddete yönlendiriyor?

Cihat veya İslami direniş bir şiddet yöntemi midir?

İslam bize sorgulamadan itaat etmeyi mi emr ediyor?

İslam bizden kabul etmediğimiz bir eylem için direk şiddete başvurmamızı mı istiyor?

İslam’ın istediği Müslüman topluluğun özellikleri nelerdir?

İslam’ın istediği bir yönetim şekli var mıdır?

Kur’an bizden ne istiyor?

İslam nasıl bir insan olmamızı istiyor?.... ila-ahir.

Gibi sorulara cevap bulmak için yeterince çaba harcamıyoruz.

Biz İslam dininin temel kaynaklarından okuyup bin beş yüz yıllık tarihi gelenek içinde bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde İslami anlayışların içine sokulan ve amele dönüştürülen düşünceleri ve uygulamaları tartışıp, sahih İslami anlayışı ortaya çıkarmak yerine, onları adeta kutsayıp İslam diye uygulanmasına sessiz kalıyoruz.

Bu anlayışlara karşı sesini yükselten ilim sahipleri de sapık ilan edilerek adeta şeytanlaştırılmaktadır. Bu durum İslam’ın iki ana yorumu olan Sünni ve Şii dünyada üç aşağı beş yukarı aynı paralelde devam etmektedir.

İslam’ın temel kaynakları ile çelişen gayri İslami eylem ve söylemler, israiliyat veya bidat’lere karşı sesini yükselten Sünni düşünürler “Ehl-i Sünnet düşmanı sapık”, Şii düşünürler ise “Ehl-i Beyt düşmanı sapık” ilan edilerek dışlanmakta ve etkisizleştirilmektedir.

Bunun en büyük sebebi Müslümanlar arasında düşünce üreten ve yanlış anlayışlara ses çıkarabilen cesur ilim sahibinin az olmasıdır. Eğer çok sayıda ilim sahibi bu konularda cesurca sesini yükseltebilirse onların dışlanıp etkisiz hale getirilmesi bu kadar kolay olmayacaktır.

Dünyada ve Ülkemizde;  yüzeysel, ilim ve irfandan uzak, Kur’an ve Sünnet’ten kopuk, geleneklerini temel kaynakların önüne geçirmiş, kurumlar aracılığı ile kalabalık kitleleri sömürü aracına dönüştürmüş, yüzeysel bir yaklaşımla tekfircilik yapan, İslami ilimlerden ve beşeri bilimden nasiplenmemiş, estetik, sanat, cebir, mantık, felsefe, ahlak, hukuk gibi temel bilgilerden habersiz kendilerini cemaat, tarikat, hareket v.b isimlerle isimlendiren çok sayıda örgütlenme mevcut.

Bu örgütlenmelerin lider kadroları da dahil genellikle cahil ve manipülasyona açık tiplerden oluşmaktadır. Bundan dolayı da gerek yerel iktidarlar gerekse uluslar arası iktidarların kontrolüne girmeleri çok da zor olmasa gerek.

Bu konu bir köşe yazısına sığdırılamayacak kadar önemli ve uzun bir konudur. Ben acizane konuya ilgi uyandırmak bakımından bir parmak bastım.

Vesselam…

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkiye’de  Atasoy Müftüoğlu’nun “Umut Ve Sorumluluk” kitabı okundu, okunuyor…
Türkiye’de Atasoy Müftüoğlu’nun “Umut Ve Sorumluluk” kitabı okundu, okunuyor…
Atasoy Müftüoğlu yazdı: Anlam Ufuklarını Kaybetmek
Atasoy Müftüoğlu yazdı: Anlam Ufuklarını Kaybetmek