Kadın&Şair&Mutfak “Düşününce İntiharda Güzel”
Eda Bildek

Kadın&Şair&Mutfak “Düşününce İntiharda Güzel”

I.Ölüm

II.

Açık bıraktı kadın pencereyi… Belki bir martı süzülür de ona “Hayat güzel” diye fısıldayıverir ve o da yok eder aklındaki yok oluş düşüncesini… Gitme der, “İşte bak bulutlar, gökyüzü, toprak, bahar her şey güzel sakın bırakıp gitme” der diye arzu etti kalbi… Açtı pencereyi sonuna kadar…  İçeriye eşsiz bir bahar kokusu dağıldı, içine çekti kadın, içindeki karanlığa saçılan bahar kokusu kadını daha güzel kıldı, daha sıcak, daha derin, daha eşsiz, daha tutkulu… Ahh, dedi kadın, penceredeki gölgesine takıldı “Bu ben değilim” dedi.

Gözlerinden akan yağmurlara dokunmadı kadın, koy verdi karıştı yağmur bahara, karıştı kadının içindeki karanlığa. İçeriden çocuklarının sesini işitti, cıvıl cıvıl, bahar gibi…  Mutfaktan süzüldü, salonun kapısından seyretti rahminden doğan hayatı… Kendi canına, kendisinden izler taşıyan en güzel fotoğrafa baktı uzun uzun… Gülümsemek için zorladı kendini, kalbindeki karanlık dirilince yutkundu tebessümünü.

Koştu mutfağa, boğuştu bir bir biberler, domatesler, renk renk sebzelerle… Tazeler mi diye inceledi, sağlıklarını düşünmeliydi evlatlarının, önce onları doyurmalıydı; sonra düşlemeliydi kendi yokluğunu… O yemek yapmaya koyuldu, aklı yıllar evvelini anımsadı. Şair Sylvia Plath, ilk şiirini 8 yaşında yazan, hisseden küçük kız çocuğu, şaire adayı…

Büyüdü o küçük şaire adayı, yazdı durdu; kelimeleri de büyüdü. Sonra kendi gibi şair olan Ted Huges ile evlendi. O şairliğini gün be gün âşık olduğu adam ile dünya getirdiği çocuklarını büyüterek küçülttü. Âşık olduğu adam, hayatını kolaylaştıran eşinin aşkı ile gün be gün büyülttü şairliğini. Ünlendi. Görmedi bir şaireyi böldüğünü, gün be gün öldürdüğünü. O şiirler yazan muhteşem adam oldu, Sylvia onu bekleyen kadın…

Slyvia’nın zekâsı bu dünyaya fazla gelecek kadar ileriydi. Her zaman boğuştuğu bir dünyası vardı. Ellerinde yemek kokusu, çocuklarını doyurdu. Yazdığı tüm şiirleri geçirdi gözlerinin önünden, yazamadıklarını da geçirdi… Yazamadıklarının sancısını hissedince irkildi yeniden, Slyvia’nın yazmasına engel miydi çocukları, evliliği, evi? Slyvia, yazmak için zamanı kovalayamaz mıydı?

Gün eteklerini de toplayıp gitti evine. Slyvia, çocuklarının odasına yöneldi. Öptü bir kez daha, yanı başlarına süt ve kurabiye bıraktı. Anne elinden çıkmış kurabiyeler… Sonra odanın kapısından çıktı ve sıkıca kapattı. İçeriye gaz girmeyecek şekilde bantladı kapıyı. Otuzunda şaireliği ölmüş, anneliği ölmek üzere olan kadın…

Daha önce defalarca denediği ölümü ilk kez kuvvetle çağırıyor. Koşuyor mutfağa, ikinci katta uyuyan çocuklarının masum sessizliği eşliğinde sokuyor başını fırının içine ve intihar ediyor. Sonra hatırlanıyor Slyvia, konuşuluyor şairliği, aşkı uğruna şairliğini öldürdüğü… Filme uyarlanıyor hayatı, yürekleri burkuyor intiharı.

Kadın çok sevmeseydi yahut hiç sevmeseydi; düşmeseydi yolu bir adamın peşine tükenir miydi şairliği? Yahut adam kadını kendi hayatının yoğunluğu içerisinde unutmasaydı, kendi mısralarının yanına onun mısralarını da ekleseydi kadının ruhu cıvıl cıvıl olmaz mıydı? Hani düşününce birçok şairin, yazarın intiharını “Yaşamak için illa ölmek mi lazım” dedirten kelamlar fışkırıyor yüreğimin şelalesinden, bu da kelamın intiharı?! Şimdi yaşar mı kelamım?

Mutfağa koşuyorum, bir önlük takıyorum. Hemen ardından saçlarımı toparlıyorum, mavi oyalı, mavi bir yazma ile kapatıyorum, dökülmesin tel tel diye. Sonra başlıyorum parmak uçlarımdaki kelam kokusuna domates, biber, soğan kokularını eklemeye… Dayanamıyorum, penceremden içeri süzülen bahar kokusuna. Bende âşık oluyorum, koşuyorum aşkın ardından, Slyvia gibi bu toplumun ilerisinden bakıyorum hayata, hatta Dünyanın çok ötesinden… Ama kilitlenmiyorum, bırakamıyorum yazmayı… Evlenmedin daha diyenlere burun kıvırıyorum, evlilik aşkı öldürmez yahut kelamı söndürmez… Kadın ölmeye yüz tutmuş duyguları ile evliliği sonra da şairliğini öldürür… Yahut daha fecisi Aşktan söz eden bir adam bir kadının intiharı olur sevgisizliği ile…

 

İlla ölmek mi lazım yaşamak için? Daha feci bir soru “İlla ortadan kaybolup, kaybedilmek mi lazım kıymet bilinmek için?!”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...