O’na aitiz ve O’na döneceğiz.
Nevzat ÖZKAYA

O’na aitiz ve O’na döneceğiz.

Kulluk ve padişahlık taksiminde istediğini kul, istediğini padişah yaparsın.

Son zamanlarda tarih yeniden yazılıyor. Kayıtlar tutuluyor. Herkes kendinden sorumludur ya, duşumuzu ve konumumuzu net olarak belirlememiz gerekiyor. Evirerek ya da kıvırarak bu işlerin olmayacağını da biliyoruz. Öncelikle, biz O’na inanıyorsak, ölüm de yaşam da O’nun elinde olduğunu biliyoruz. Bir hayat rotası çizilmiş ve o rotada, O’nun rızasına uygun olarak devam etmek ve emanet olarak verilen “nefes”i de “sağ salim” sahibine teslim etmektir vazifemiz.

Ölüm kokusunu coğrafyamızda yaymaya çalışanlara inat, korkusuzluğumuzu bayraklaştırmalıyız. İçin için O’na yalvarmalıyız.

Zulüm ateşinden mazlumun ahının dumanına kadar her hal Rabbimizin malumudur. Hikaye daha vukua gelmeden bilir. Kitabı daha yazılmadan okur. Aklın ayağı yaralı; sokak karanlık; yol da kıl gibi ince. Eğer O’nun başarıcılığı yardım etmemiş olsa akıl bu düğümü nasıl çözer?

Ey Rabbimiz! Aklımız; ancak seninle, senin nurunla bişeyler görebilir.

Bizden aramak, yol göstermek sendendir.

Biliyoruz, bizler insanız ve bir korkağız.

Yol da korkuludur.

Fakat kılavuz sen olduktan sonra hiçbir şeyden korkmayız.

Ey Rabbimiz! Yükün ağırlığında aciz kaldık,

takatimiz yok;

sensiz bu işi nasıl başarabiliriz?

Bu irfan yolunda çalışıyoruz;

fakat vücudumuzda kuvvet yok.

Sen bize kuvvet ve kudret ihsan edersen bu güç iş karşısında yılmayız.

Lütuf da edersen kahır da edersen, senin indinde bal ile zehir müsavidir.

Bunda şüphe yok ki biz birer esiriz.

Hayatımızı bağışlarsan yaşarız, bağışlamazsan yaşayamayız.

Ey Rabbimiz!

Lütuf şerbeti vermezsen hiç olmazsa kahır şerbetini sunma.

Hakikatte biz kahra layıkız; ama lütfun da bizim içindir.

Senin adın ve senin marifetin öyle metin bir kaledir ki biz oraya sığınınca kovulmuş şeytan, bize ne yapabilir ki?

Senin muhafazan bize muska olduktan sonra şeytanın tahakkümü kaç para eder ki?

Biz kimsesiziz, yolumuzda gizli çukurlar çoktur.

Aman, ey kimsesizlerin yâri, sen bilirsin!

Senden başka elimizi tutacak yoktur. Senin lütuf ve keremine muhtacız.

Gemi tamamen suya batmadan acı, elimizden tut.

Bizi yerden kaldır.

Ve ilahi lütuf ve inayetinle bizi arzu ettiğin yere eriştir.

Bizi kendi varlığımın karanlığından kurtar. Senin ebedi varlığının nuru ile aşina et.

Ey Rabbimiz! Ümit ve korku ile ay ve güneşin etrafında pervane etme bizi.

Bizleri rızk uğruna şaha, çobana yalvartma. Senin sofrandan daha bol olanı yoktur, senden daha kerim olanı yoktur.

Zekatımızı kendi harmanımdan ver. Ona buna beraat yazıp rızkımı onlara havala etme.

Bize kendi eşiğinden toprak ver. Önümüzden şu fesat ve hileyi silip süpürecek de su ver. Bu toprak ve su ile biçare ve harabın tarlası mamur olsun.

Fani benliğimizi bizden aldığın gün kendi ebedi varlığından bizi mahrum etme.

Bu alemde görüştüğümüz, tanıştığımız herkesi bir gün yine buraya bırakıp gideceğiz. Hiç bir şeyde beka ve emniyet yoktur. Ancak zeval bulmayan dergahında beka vardır.

İster taht üstünde olalım, ister kuyu dibinde. Biz bu yolda senin köleniz. İhtiyar da olsak, genç de olsak yol muhteliftir, biz yine oyuz. Halden hale intikal etsek dahi yine o ilk postun içindeyiz. Hakikatimiz değişmez.

Biz yaratılmaya ihtiyaç hissetmemişken bizi yarattın. Sonra da artık bizi kendi halimize bırakmazsın.

Ölüm gelirse  neden korkalım, zira biliyoruz ki o yol sana gider.

Bu ölüm değil bağ ve bostandır. Zira sevgililerin sarayının yoludur. Ölümden neden feryat edelim. Zira ölüm ondan geliyor; ölürüz. İyice düşünülürse bu ölüm değil, bir yer değiştirmektir: yemek odasından yatak odasına, yatak odasından padişahın meclisine.

 

Senin ilahiyetin baki oldukça biz kulluk ahdimizden dönmeyeceğiz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...